@Zuma_zing Protesto için üstüne israil bayrağı çizip eşek yakan ya da tek bir eşeğe tüm ev eşyasını yükleyip üstünde de 3 kişi oturduğu arabayı çektiren Filistin halkının hayvan sevgisi pek genellenebilecek bir durum değil bence.
Bir atı kırbaçlayarak yarıştırıp öldürmek bu çağda hâlâ suç sayılmıyorsa, insanlık ister uzaya çıksın, ister en çarpıcı keşifleri yapsın, etik konusunda en geri seviyede kalmış demektir. Sömürü karşıtlığı yalnızca insan türüyle sınırlı olamaz, olmamalı. Bu çok yanlış ve aşırı derecede üzücü… Çok üzüldüm.
İyilik bir zevk meselesidir.
İyilik iyidir diye iyi olunamaz.
İyilikten zevk alıyorsanız iyilik yapabilirsiniz. Kötülükte böyledir…
“Vermemişse Mevla neylesin Mahmut”
Nefret eden kişi yıkıcılığın, saldırganlığın, şiddetin yanlış olduğunu bilmediğinden ya da barışçıl bir dünyada yaşayamayacağı, hasta ya da beceriksiz olduğu için değil,
zevk aldığı için nefret eder. Nefretle zevklenen insanlar hemen her zaman nefret edecek yeni bir nesne bulur.
Nefret, nefret edene keyif verir.
Yani mevzu eğitim, bilgi ya da beceriksizlikle ilgili değildir.
Hele hele cahillikle hiç ilgilisi yoktur. Sevememek başka, bilmemek başka bir şeydir. Neticede her insan kendi cahilliğinin cahilidir.
Hiçbir siyasi parti cehaletimizi tekeline alamaz. Cehaletimiz her siyasetçinin ortak malıdır.
Ancak zevk tamamen bizim malımızdır.
Kimsenin keyfine kimsenin diyecek bir lafı olamaz. Herkes kendi meşrebince ölür. Ancak, birlikte yaşayabilmek için keyfi nefrete dayananların yasalarla durdurulması gerekir.
Birbirimizi kınamak yerine birlikte yaşamaya gölge eden bütün ehli keyiflerin zevklerini sınırlamak, yasalara ve demokrasiye sahip çıkmak daha doğru bir yol olabilir.
******
*Cansel Poyraz Akyol soruyor; Agah Aydın ve Ezel Akay Başka Bir Söz’de yanıtlıyor..
Başka Bir Söz 27.05.2023
New study showing that growing up with cats in SW England and/or having Toxoplasma gondii serology, does not increase risk of later psychotic experiences
https://t.co/97bFpZiP3g
@StanleyCenter
“Ölüler yaşayanları yönetir” der Auguste Comte. Bence bu söz, yalnızca kaybedilmiş kişileri değil; bitmiş ilişkileri, kapanmamış hikâyeleri, yarım kalmış ihtimalleri, içinden geçilememiş olayları ve insanın içinde hâlâ adı konmadan duran bütün kayıpları da ifade eder.
Bazen bir insanı değil, bir dönemi, bir evi, bir ihtimali, eski bir benliği, kurulamayacak bir hayatı ya da artık geri dönmeyecek bir güven duygusunu yas tutmadan içimizde taşırız.
Çünkü yas tutulmadığında yalnızca ölenler değil, bitenler de yönetir insanı. Tamamlanmamış bir ilişki bugünkü yakınlığı, eski bir kırılma bugünkü cesareti, kaybedilmiş bir ihtimal bugünkü arzuyu sessizce belirler. İyileşme, geçmişi yok etmek değil; onun bugünkü hayat üzerindeki gizli iktidarını fark etmektir.
Yas tutulduğunda insan geçmişin mahkûmu olmaktan çıkar; kaybın, kırılmanın ve geride kalanın daha bilinçli bir tanığı olmaya başlar.
"Olgunluk ve cesaretin büyük kısmı feragatte bulunabilme yeteneği, aklın büyük kısmı ise olabildiğince az şeyden vazgeçmenin yollarını bulma yeteneğidir" Allen Wheelis
https://t.co/Yqcr9WqoiD
Var olmak, çoğu zaman kaybetmeye razı olmaktır.
Kaybetmeden büyüyen benlik yoktur.
Bedelsiz olgunluk bir fantezidir.
İnsan neyi kaybettiyse, biraz oradan olgunlaşır.
Kaçınılan her kayıp, bir yerde donma yaratır.
Terapi, kaybı telafi etmez;
Kaybın yasını tutmayı mümkün kılar...
Bir insanın görünüşünün farklı olması veya başka bir dili konuşması, ona yapılan zulme sessiz kalmayı haklı gösterebilir mi? Hayır! Neden hayvanlar söz konusu olduğunda bu sessizlik normal karşılanıyor? Karşı çıkılması gereken şiddet ve zalimlikse neden susuluyor? Çünkü tam bu noktada insan algısını yüzyıllardır yöneten “türcülük” dediğimiz virüs devreye giriyor.
Şiddet söz konusu olduğunda önem sıralaması yaptığınız, onu tümüyle reddetmediğiniz için bu haldeyiz!
Öldürülen çocuk olduğunda da, hayvan olduğunda da, insan ya da hayvan olduğunda da aynı şekilde tepki vermiyorsanız, öldürülmeyi aşama aşama normalleştirmiş oluyorsunuz. Bunu anlayın artık!
@berkerduman Yazıda düşük ihtimal olarak belirtilmiş ama onu da kişilik değişimi olarak değil "tepki"lerin değişen şartlar nedeniyle güncellenmesi olarak algılamak gerek sanırım, tıbbi çalışmalarda ince ayrıntılar es geçilirken neden sonuç ilişkileri de düzgün kurulmuyor kimi zaman.
Bilimsel çalışmalar, hayvanlara şiddet uygulayan kişilerin çocuklara ve diğer insanlara şiddet eğiliminin 3-5 kat daha yüksek olduğunu gösteriyor (FBI ve Northeastern Üni. araştırmaları). Empati eksikliği ortak neden; hayvan düşmanlığı, çocuklara şiddeti öngörebilir. Hayvanlara su bile çok gören biri, vicdansız ve ahlaksızdır; bu, temel insani şefkati reddetmektirBilimsel çalışmalar, hayvanlara şiddet uygulayan kişilerin çocuklara ve diğer insanlara şiddet eğiliminin 3-5 kat daha yüksek olduğunu gösteriyor (FBI ve Northeastern Üni. araştırmaları). Empati eksikliği ortak neden; hayvan düşmanlığı, çocuklara şiddeti öngörebilir. Hayvanlara su bile çok gören biri, vicdansız ve ahlaksızdır; bu, temel insani şefkati reddetmektirBilimsel çalışmalar, hayvanlara şiddet uygulayan kişilerin çocuklara ve diğer insanlara şiddet eğiliminin 3-5 kat daha yüksek olduğunu gösteriyor (FBI ve Northeastern Üni. araştırmaları). Empati eksikliği ortak neden; hayvan düşmanlığı, çocuklara şiddeti öngörebilir. Hayvanlara su bile çok gören biri, vicdansız ve ahlaksızdır; bu, temel insani şefkati reddetmektir.
Hayvan destekli terapide bilimsel olarak en faydalı hayvan köpektir. Köpekler, kaygı, depresyon ve stresi azaltır; çocuklar, yaşlılar ve demans hastaları gibi farklı gruplarda etkilidir. Güçlü insan bağı kurarlar ve hastanelerden okullara birçok yerde kullanılırlar. Atlar, özellikle otizm ve travma sonrası stres bozukluğunda faydalıdır, güven oluşturur. Kediler, yaşlılarda depresyonu azaltabilir. Tavşan, kuş ve balık gibi hayvanlar da ruh halini iyileştirir, ancak köpekler kadar çok araştırılmamıştır. Hangi hayvanın seçileceği kişinin ihtiyaçlarına ve terapinin amacına bağlıdır. Örneğin, köpeğe alerjisi olanlar kedi veya balıktan faydalanabilir.
#AhmetMinguzzi ’nin öldürülmesi, toplumsal-kolektif bir yasa dönüştü. Bu yas, güçlü bir duygusal birliktelik yarattı ama, aynı zamanda akıl yürütmeyi, eleştirel düşünmeyi ve anayasal ilkeleri geri planda bırakabilecek bir kırılganlık da üretti. Bu kırılganlık çeşitli yollarla manipüle edilebilir.
❗️Kolektif yas, sorgulamayı bastıran bir duygusal iklim yaratır.
Toplumun büyük kısmı aynı duyguyu yaşarken, farklı seslere tahammül azalır. Siyasi karar alıcılar daha az dirençle daha keskin yasalar geçirebilirler, “karşı çıkmak” halkın yasına saygısızlık gibi gösterilebilir.
❗️Adalet duygusu, yerini intikam arzusuna bırakabilir.
İnsanlar sadece adalet değil, acıya denk bir “bedel” görmek isterler. Bu da cezaların artırılmasına, yasal hakların daraltılmasına yönelik popülist söylemlerin destek bulmasına neden olur. Zaten kanaat önderi aparatlar hazırdır.
❗️İktidarlar yas ortamlarını “duygu üzerinden meşruiyet” yaratmak için kullanırlar.
Kolektif yas, “şimdi siyaset değil, birlik zamanı” gibi söylemlerle siyasi tartışmaları askıya almak için kullanılır, hukuki değişiklikleri denetimden uzak, hızla ve duygusal destekle geçirme imkânı sağlar.
❗️Medya aracılığıyla acı tek bir söyleme indirgenir.
Çok sesli yas deneyimleri, medya eliyle tek bir anlatıya dönüştürülür; bunun dışına çıkanlar “duyarsız”, “hain”, “vicdansız” ilan edilebilir. Bu da demokratik itirazın bastırılmasına neden olur.
İnsanlar, “bir daha olmasın” duygusuyla cezaların artırılmasını, yaş sınırlarının düşürülmesini, kamusal özgürlüklerin kısıtlanmasını, uluslararası sözleşmelerden çıkılmasını, yerli-milli hukuk söylemlerini daha kolay benimseyebilirler. Hak temelli yaklaşım yerini güvenlikçi politikalara bırakır.
Yas, kolektif dayanışma için bir fırsat olduğu kadar, hakların sınırlandığı, hukuk ilkesinin zayıflatıldığı, duyguların manipülasyona açık hale geldiği bir hale dönüşür. Bu yüzden yas tutan toplumların daha fazla ilkeye, daha fazla hukuka, daha fazla vicdana ihtiyacı vardır.
#kolektifyas
Toplumun vahşi hıncını değil adaletini failler de hak ediyor. Onlar da bir zamanlar evlat idi. Onları yaratan karanlığı hedef almazsak adalet yerini bulmaz. Evlat ayırd edilmez. Adil olmak kolay bir iş değildir. Dürtüselliği dışarda bırakmak gerekir akıl yürütürken.
@KraCrn Öncesinde olanlar görülmediği için bilinemez ama artık medyada, yangın, sel vb felaketlerden kurtarılanlar dışındakilere ben kuşkuyla bakıyorum
Günde 10 sigara az için, 15 gün içki içmeyin, 15 gün restaurantlara gitmeyin, 15 gün giyim ürünü almayın, 15 gün zorunlu tüketim hariç alışveriş yapmayın.
Tüketmeyin, gitsinler.
(Katılmak isteyen, tagleri kopyalayıp çoğaltsın)
#GenelGrev#TüketimBoykotu#EkonomikBoykot