Direnişimizin 14. açlık grevimizin 6. gününden, Kurtuluş Parkı’ndan Türkiye’ye selam olsun.
Direnişimizin ilk gününden beri söylediğimiz gibi: Tüm haklarımızı alana kadar buradayız, gitmiyoruz.
#MadencininEliniTut#HakkımıVerDorukMadencilik
Madenci çocuklarını dinleyin:
"Okulda gösterim vardı ama ben babamın yanına geldim. Babam burada bayıldı, hastalığı var. Kaç gündür yürüyor, açlık grevinde."
#HakkımıVerDorukMadencilik
@askokusko7ii Belisin iblis olmadığını bilsek inanıcaz sana. son çekim gününe kadar araları iyiyken çekimden sonra sürekli gönderme yapan kötü yorumları begenen belisti suyun ne yapmasını bekliyordun
Ailesine destek olmak için kendince çabalayan bu 16 yaşındaki güzel yürekli çocuğa böyle iğrenç şekilde davranan patron müsveddesinin en sert şekilde cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum.
Çocuğa şiddet uygulayan, onu taciz eden ya da istismar eden hiçbir kişi cezasız kalamaz.
Bu iğrenç eylemi gerçekleştiren fail derhal tutuklanmalı, en ağır cezaya çarptırılmalı ve çalıştırıldığı kurum/mekân kalıcı olarak kapatılmalıdır.
Çocuklarımızın güvenliği pazarlık konusu değildir. Adalet gecikmeksizin işletilmeli!
artık bu kadar adaletsizliğe yeter cidden daha büyük hadsizlikler saygısızlıklar ve belaltı imalar yapilmisken adalet neden sadece MetSu çevresindekilere işliyor da karşısındakilere işlemiyor mesela?
@Laforizma@halukss@CanerErdem1#kismetseolur
@Nuray511635 @Matrushka13 barış bu evde savunulacak en son erkeklerden biri arkadaşlarının dolduruşuna gelip ne yaptığını gördük brolarına verdiği değeri belise verse keske belis gibi güçlü bir kadının yanına barış karakter ve duruş olarak yakısmıyor hiç belis daha iyilerine layık sahsi fikrim
SON DAKİKA!
Vadi Yurdunda kalan bir sıra arkadaşımız, az önce kimliği belirsiz kişilerce kaldığı yurttan plakasız siyah bir araçla kaçırıldı!
Sıra arkadaşımız, dün ve bugün polisler tarafından tehdit edilmişti.
Kampüsün içinde göz göre göre yapılan bu polis haydutluğunu kabul etmiyoruz! Arkadaşımız derhal teslim edilsin, sorumlular hesap versin!
Arsızlığa bakar mısınız. Biz 20 kişi bir kişiyi beyin kanaması geçirene kadar dövdük ama gitti hastanede öldü bizi ilgilendirmez diyorlar. Size bu arsızlığın, utanmazlığın,
Vicdansızlığın hesabının sorulmasını tüm ülke olarak bekliyoruz.
TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek katledilen polis memuru Melih Okan Keskin’in 2 gün önce 44 yaşına girdiği ve iki çocuk babası olduğu ortaya çıktı.
Polis memurunun eşi Emel Keskin çarpıcı detayları anlattı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar. Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor. 'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek, eşimi gönderiyorlar. Ama alay eder bir şekilde ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar. Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar. Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112’yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor. Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor. Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2’nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; ‘Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı’ dedi. Sonra hastaneye gittim. Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi. Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi. Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış. Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım. Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi. Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar. Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok. Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar. 20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış"