Merhaba Yüzüklerin Efendisi okurları ve izleyicileri!
Şimdilik sadece X’te ve İnstagram’da, önce üçlemeyi ve filmleri, ardından diğer kitapları gözden geçireceğiz. Bu güzel maceraya ortak olmanızı çok isterim. Tolkien’in kurduğu evrende dolaşma zamanı :)
#Tolkien#LOTR
Hızlıca ilerliyorlardı. Birinci günün sabahında bir sırtta duruyorlardı ve güneyde Gondor’u, batıda Rohan topraklarını görebiliyorlardı. Sonra gözleri kuzeyde fersahlarca uzaktaki bir düzlükte ilerleyen yaya bir gruba takıldı. Orklar olmalıydı bunlar, peşlerine düştüler.
Öyleyse Frodo’yu mu takip edeceklerdi? Hayır, Frodo’nun kaderi artık gruba bağlı değildi. Aragorn, Merry ve Pippin’i takip edip onları orkların elinden kurtarmaya karar verdi. Bu sebeple izleri takip etmeye başladılar. Orkların çok hızlı olduğunu anladılar ve peşlerine düştüler.
Şimdi üçü için karar verme zamanıydı. Aragorn, izcilik yeteneklerine de dayanarak, Sam’in Frodo’yu yalnız bırakmadığını anladı. Frodo kimseyi Mordor’a kadar peşinde sürüklemek istemiyordu. Onun bir şeyden kaçtığını söyledi ama Boromir’in yaptıklarından uzun süre bahsetmedi.
Ölü orkların çoğunun Mordor’dan gelmediğini, Saruman’ın askerlerinin de orada olduğunu anladılar. Ardından Boromir’i sahile taşıdılar. Kayığını suya çektiler. Hepsi kederliydi. Akarsu onu yavaşça aldı götürdü. Sonra Legolas orada bir gariplik fark etti: kayıklardan biri eksikti.
Gimli ve Legolas, Aragorn’u bulduklarında geç kaldıklarını fark edip üzüldüler. Hobbitlerin akıbetini de bilmiyorlardı. En iyisi önce hızlı davranıp Boromir’in cenazesiyle ilgilenmekti. Onu tüm eşyalarıyla beraber bir kayığa yerleştirip Anduin nehrine bırakmaya karar verdiler.
Boromir hâlâ kılıcını elinde tutuyordu. Etrafında bir sürü ork leşi vardı. Aragorn yanına gelip diz çöktü. Boromir Frodo’ya yaptığından pişmanlığını dile getirdi. Ve orkların iki buçukluğu kaçırdığını söyledi. Aragorn onu teskin ederken, Boromir gözlerini son kez kapadı.
Aragorn Frodo’nun ayak izlerini takip ederken önce Ork seslerini, sonra Boromir’in borusunu duydu. Ona yardıma koştu hemen. Ancak boru sesi kısa sürede kesildi. Onu bulduğunda iş işten geçmişti. Boromir birçok okla yaralanmış halde bir ağaca yaslanmış, borusu da yarılmıştı.
Yüzük Kardeşliği kitabını bitirdik. Şimdi sıra İki Kule’de. Kitapları okumayanlar, okuyup da detayları unutanlar, filmlerle kitapların farklarını merak edenler, özetle, Lotr sevenler, buyurun. Kitapların özeti niteliğinde paylaşımlara devam edelim!
Aralarında geçen konuşmadan sonra Frodo, Sam’in kendisini Mordor yolculuğunda asla yalnız bırakmayacağını anladı. Aslında bundan çok da memnun olmuştu. Sonra birlikte eşyalarını kayığa yükleyip karşı kıyıya geçtiler ve zorlu maceralarına ilk adımlarını attılar.
Frodo’nun kayıkla kaçacağını anlayan Sam hemen kıyıya ilerledi. Ancak bir kayığın kendi kendine suya indiğini gördü. Koştu, suya girdi ama yetişemedi. Yüzme bilmiyordu. Suyun dibini boylarken Frodo telaşla onu kurtardı, kıyıya geri getirdi. Ve yüzüğü de çıkardı. Sam başarmıştı.
Sam, Frodo’nun tek başına gitmek isteyeceğini biliyordu. O esnada Boromir gelip olanları pişmanlıkla anlattı. Grup panikle dağılarak Frodo’yu aramaya başladı. Aragorn, Boromir’i Pippin ve Merry’nin ardına yolladı. Sam bir anda her şeyi anladı. Frodo yalnız başına gidecekti!
Kaçma planını uygulamak için yüzüğü tekrar taktı. O sırada Gimli ve Legolas, Minas Tirith’e gitmenin doğru olacağını söylüyordu. Aragorn ise, Frodo’nun doğuya, kendisi, Sam ve Gimli’yle gitmesinin yeterli olacağını beyan etti. Birden Boromir’in de orada olmadığını fark ettiler.
Yüzük’ü Boromir’e vermemesi, koca adamın hırsını iyice artırdı. Ve ondan, yüzüğü takarak kurtuldu. Amon Hen’in zirvesine kaçtı. Buradan her yönü, olmakta olan şeylerle birlikte görebiliyordu. Göz’ü bile! Yüzüğü çıkardı. Kararını vermişti. Grup’tan tek başına ayrılmalıydı. Hemen!
Frodo uzaklaşırken, Boromir ısrarla ona bakıyordu. Yürüdü, yürüdü ve yüksek bir çimenliğe ulaştı. Derin düşüncelere dalmışken sanki düşmanca gözler üzerindeymiş gibi arkasına döndü: Boromir gelmişti. Niyeti kötü değildi, Yüzük’ü hırsla ama ödünç olarak istiyordu. Frodo reddetti.
Aragorn’un yönlendirmesiyle bir çimenlikte mola için durdular. Burası Amon Hen’in eteklerindeydi. Grup için karar verme vakti gelmişti. Aragorn ihtimalleri sıraladı: Gondor’a, Mordor’a veya herkes kendi yoluna… Kararı Frodo’ya bıraktı. O da bir saat tek başına düşünmek istedi.
Sabah tekrar yola çıktılar. Emyn Muil tepeleri yakınında Argonath’ı gördüler. Numenor’un nöbetçisi iki kralın (İsildur ve Anarion) sütunuydu bu büyük kayalar. Yollarına devam edip Rauros Şelaleleri’ne yaklaştılar onuncu gün. Artık nereye gideceklerine karar vermeliydiler…
Nehrin doğu kıyısında tehlike olduğundan batı kıyısında huzursuz bir dinlenmeye geçtiler. Ertesi gün yine güzergahı tartıştı Aragorn ve Boromir. Sonunda Aragorn’un planı üzere, kayıklar da dahil tüm eşyalarını karadan taşıyıp bir iskeleye vardılar. Geceyi orada geçirdiler.
Nehirdeki sekizinci günde artık Emyn Muil’e yaklaşmışlardı. O günün gecesi tekrar yola çıktılar. İlk tehlike de o zaman karşılarına çıktı. Önce az daha alabora oluyorlardı ve hemen ardından ork saldırısına uğradılar. Sonra uçan kara bir şekli yaraladı Legolas. O gece böyle bitti.
Beşinci gün Sam, sanki gözleri olan bir kütük görmüştü ki, görüldüğünü fark edince kayboldu. Frodo’ya “Gollum olmasın?” dedi. Frodo da bundan şüpheleniyordu Moria’dan beri. Aragorn ise bunu biliyordu. Gece Frodo da gördü o soluk gözleri ama yine, Sting’i görünce uzaklaştı.
Nehirde sorunsuz bir yolculuk yapıyorlardı. Üçüncü gün Boz Topraklar’a vardılar. Üç kayıkta da sessizlik, endişe ve hayıflanma hakimdi. Boromir’in garipliğini Pippin de farketmişti. Kayıklarını bazen aniden Frodo’nun kayığına yaklaştırıyordu. Sam, kayıkları rahatsız bulmuştu.