Hakkını yiyen, gönlünü kıran, günahını alan, vebaline giren, yıllarını çalan insanlar olacak bu hayatta ve sonda şu sözü getir aklına:
Şahidi Allah olanın hakkı kimsede kalmaz.
Geçen bir yerde okumuştum : "Bir sorunu hiçbir şekilde çözemiyosanız, o artık çözülmesi gereken bir sorun değil, kabul edilmesi gereken bir gerçektir." Cümleyi okuduktan sonra uzaklara daldım.
Allah uyarır. zarar göreceğin, üzüleceğin, sana zerre fayda sağlayamayan insanlardan uzaklaş diye bir sürü şey gösterir. bazen sen toz konduramazsın, inanmak istemezsin. sen kendin gitmediğin için bu sefer karşı taraftan uzaklaştırılırsın. her şey senin hayrınadır da bilmezsin. Bazen kaybettiğini sandığın şey, aslında seni koruyan bir hayırdır.
Geç kalınmış her şeyden uzaklaşır ve soğurum. Geç dilenen bir özürden tutun, yapılması gereken bir davranışa kadar. Zamanında olmayan her şey gözümde önemsizleşir.
Birinin haklı çıkma isteği, seni yanında tutma isteğinden güçlüyse duygusu sandığın kadar derin değildir. Seni üzmek pahasına kararlarında ısrar ediyorsa seni kaybetmeyi de göze almıştır. Gerçek bağ, “ben böyleyim” demekte değil “seni kaybetmek istemiyorum” diyebilmektedir.
Insanın, herhangi bir ilişkideki emeğinin görülmemesi kadar can acıtıcı bir şey yok. sen; kendinden, zamanından, dikkatinden, rikkatinden, hevesinden, neşenden, uykularından veriyorsun. bir başkasının yükünü hafifletmek için kendi omuzlarına bile bile yeni yükler bindiriyorsun. ama bunun hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığını görüyorsun. bütün bu yok sayılmaların bir insanı içten içe nasıl eksilttiğini tahmin bile edemezsin.