Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan:
“Veli, okula girmeyecek. Hocalara değil, çocuklarınıza sınır koyun. Veliler, müfredatın bir parçası değildir.
Doktora gidince, işine karışıyor musunuz? Sen eğitime karışamazsın. Ben profesörüm, ben bile anlamıyorum.”
Çin merkezli sosyal medya hesaplarında paylaşılan 11 saniyelik bir video
Görüntülerde, Uygur Türkü bir gencin elleriyle ağzını kapatarak yaşadıkları acıyı sözlü ifade edemedikleri için, sözsüz olarak ifade etmeye çalışıtığı görüldü.
Alzheimer hastası Fatma Eroğlu, Esenler 15 Temmuz Mahallesi’nde saat 12.30’dan bu yana kayıp. Kendisini görenlerin ailesine veya emniyet birimlerine bilgi vermesi rica olunur.
İletişim (Oğlu Ersin Eroğlu): 0532 547 28 10
🔴 Gazze'de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle karaciğer ve böbrek yetmezliği yaşayan 5 yaşındaki Mohammed Fisfous, tedavi için yurt dışına çıkmayı bekliyor.
Ay Yüzlü Bir Şehidin Sessiz Hikâyesi!
Bazı kahramanlar vardır; ne boyları uzun ne unvanları büyük, ne de arkalarında kalabalık medya orduları bulunur.
Onlar sadece vatan sevgisiyle yanıp tutuşan, 17 yaşında bir gençtir.
Adı Mahir Ayabak’tı.
Daha 17’sindeydi.
Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için lise eğitimine ara vermiş, bir pastanede garsonluk yaparak ekmeğini kazanmaya çalışıyordu.
15 Temmuz 2016 akşamı saat 23.30’da işten çıktığında telefonu çaldı. Arayan babasıydı: “Oğlum darbe oldu diyorlar, dikkat et!”
O anda ülke hainler tarafından işgal ediliyordu. Mahir için “eve gitmek” diye bir seçenek yoktu. Arkadaşlarını, kuzenini aradı. Birlikte halkın en önüne geçip Atatürk Havalimanı’na doğru yürüdüler.
Darbecilerin kurşun yağmuru başladı.
En önde, ay yüzlü bir genç, şehadet parmağını gökyüzüne kaldırdı.
Mahir Ayabak, Atatürk Havalimanı’nda ilk düşen şehitlerden biri oldu.
Babası, “Doğduğunda deprem oluyordu. Tekbirler ve dualar arasında dünyaya gelmişti. Aynı şekilde aramızdan gitti.”
Belinden giren kurşun kalbinden çıkmıştı.
Şehadet parmağı hâlâ havadaydı.
Babası yetişemedi oğluna.
Bir daha sarılmak, bir daha sesini duymak mahşere kalmıştı.
Bu ülkede şehitler bazen unutulur. Çünkü medya için “doğru” kahraman tipi başkadır.
Taksim’de yürüyüşler, canlı yayınlar, anma törenleri... Onlar askere, polise taş atanlar için düzenlenir. Vatanı için canını veren 17 yaşındaki bir garson çocuğu için değil.
Mahir’in hikâyesi ne büyük manşetlerde ne de prime-time tartışma programlarında yer buldu.
O, sessiz sedasız, sıradan bir Türk gencinin destanıydı.
Okulunu bırakıp ekmek parası peşinde koşan, ama darbe sesini duyunca önce vatanını düşünen bir genç...
15 Temmuz’un asıl kahramanları işte bunlardı.
Ne maaş bekleyen ne makam peşinde koşan, sadece “bu ülke bizim” diyen insanlar. Mahir gibi. Ay yüzlü, temiz kalpli, cesur.
Aradan yıllar geçti. Ama o parmak hâlâ havada. O bakış hâlâ meydan okuyor.
Unutmayacağız Mahir. Unutturmayacağız, ay yüzlü şehit.
Bu millet, senin gibi evlatlar yetiştirdiği sürece, hainler bir kez daha denese de başaramayacak.
Çünkü senin gibi binler, on binler var arkanda.
Allah rahmet eylesin.
Saygılarımla.
Baki Özışık
Bugün 3 temmuz. Tam 7 yıl önce aniden ayrıldın aramızdan. Biz hala yasını tutuyoruz yokluğunun. Hala sana çok ihtiyacımız var ve seni çok özlüyoruz. Mekanın cennet olsun babam.