Yalnız tüm olaylara şöyle bir dışardan bakınca Fenerbahçe şu an House of Cards dizisinden daha acayip 😂
2024’de 99 puan toplayan İsmail Kartal varken Aziz Yıldırım dedi ki; Mourinho ile anlaştım.
O yıl herkes Ali Koç’a, İsmail Kartal ile devam et demesine rağmen seçim baskısından gitti Mourinho çalımını attı.
Sonra aynı Mourinho şampiyon olamadı, kupadan elendi, avrupadan elendi ardından yeni sezonda Şampiyonlar Liginden elendi ve böylece seçimde Ali Koç’un sonunu getirdi.
Bu sırada imza kampanyası yapıldı Ali Koç seçime götürüldü ardında seçim Sadettin Saran’a kazandırıldı.
8 ay içinde Sadettin Saran, süper kupada galatasarayo yenerek kupa aldı ardında hatalar yaşandı kopuş başladı ve göreve 1 sene süresi olmasına rağmen veda etti.
Ve 2026’da Aziz Yıldırım tekrar başkan oldu. 99 puan toplayan İsmail Kartal’ı hocası yaptı.
En kral senaristi getir yazamaz şunu…
fenerbahçe'nin 2011'den beri yaşadığı her şey, aşağıdaki mevzuyla alakalı
insanlar "20 milyar, 25 milyar dolar" derken çok kolay söylüyor ama bu meblağın nasıl bir şey olduğunu birkaç saniyeliğine bile düşünen yok, anlaşılan
fenerbahçe 1958-2007 arasında 50 sezonda 17 kere şampiyon oldu
2007'den beri ise 19 sezonda 2
peki 2007'den sonra neler olmuştu?
2008 yılında akp'nin kapatma davası atlatıldı
akabinde üst üste balyoz, ergenekon, casusluk ve 3 temmuz davaları geldi
2010'da referandum yapıldı ve adeta türkiye cumhuriyeti "birinci cumhuriyet" haline getirilerek yeni bir döneme girildi
cemaat o zamanlar iktidar ortağı ve gücünün zirvesindeydi
o yıllardan itibaren fenerbahçe'nin, "eski türkiye" ve onun temsil ettiği şeyler arasında en güçlü sivil toplum örgütü olması nedeniyle, rejim fenerbahçe'ye "düşman" muamelesi yapmaya başladı, bu (kendileri açısından) anlaşılabilir
ama daha büyük ve elle tutulabilir mesele, stadyum arazisinin terk edilmesi ve oradan ortaya çıkacak olan rant
"e o zaman neden 2046'ya kadar tekrar sözleşme yapıldı?" diye soran embesiller var mesela.. ortalama bir zekâ sahibi insanın da düşünebileceği üzere, bunun cevabı şu: çünkü o araziden fenerbahçe çıkacaksa bunun "gönüllü" bir şekilde olması gerekiyor
fenerbahçe evet, bu ülkenin açık ara en büyük spor kulübü ama diğer kulüpler bile söz konusu olsaydı, devletin gelip "attım seni o araziden, git nereye yapıyorsan yap satadını!" diyecek durumu olmazdı
spor kulüpleri, özellikle on milyonlarca taraftarı olanlar, bu muamelenin yapılacağı bir pozisyonda değil
bu yüzden tıpkı gs'nin yaptığı gibi "gönüllü" bir şekilde ve kendi camiasını ikna/telkin ederek gerçekleşmesi gerekiyor bu meselenin
işte 3 temmuz'dan beri yaşananlar, özellikle de son 4-5 senede gs'nin artık tamamen çavuşesku'nun steaua'sına dönüş(türül)müş olması, yasa dışı bahsin, kara paranın, şikenin, kara borsanın vs. üstünün tıkır tıkır örtülmesi, bu sebepten
aynı şekilde fenerbahçe'nin karşısına muhtelif sezonlarda çıkarılan bjk, ts, ibfk gibi takımlarının "üstünün çizilmesi" de bundan
zira fenerbahçe camiasına "yeter artık lanet olsun, alacaksanız alın şu araziyi de, bu eziyetten kartulalım!" dedirtecek olan şey, sadece ve sadece gs'nin bu konuma getirilmesidir. diğerlerinin şampiyon olması camiayı o noktaya getirmez. ama gs'nin mevcut durumu getirebilir. şimdi o aşamadayız
hafta içi spor bakanının "şampiyon cincon!" tezahüratı, dün bir bakan yardımcısının sahaya girip futbolcuya sarılması, hilal kaplan isimli pelikancının hayatında ilk kez futbolla ilgili tweet atması vs. hepsi fenerbahçe'ye "bu yaşadıklarınız bir şey değil, gelecek yıllarda daha kötüsünü de göreceksiniz" mesajı.. gözlere soka soka yapılan bir "burun sürtme" operasyonu
nitekim döndük dolaştık, 15 yılda mehmet ali aydınlar'ın konsensus ile başkan olacağı günlere geldik
camianın %80'i, teneke kupalar için değil stadyumdan, daha pek çok şeyden feragat edecek bir pozisyonda şu an
süreç işliyor
ve bu sürecin son bölümünün başlarındayız
Hâlâ bazı yarım akıllılar bana, isyan eden insanlara "Tedescocumusun?" diyor!
Yerleştirdiler çünkü bu mürit kafasını camiaya!
Herkes "birici" olacak...
Azizci Alici Aykutçu Tedescocu...
Başka bişey yok onlara göre!
Haksızlığa isyan etmek, yanlışı söylemek için birilerinin adamı olman lazım!
Hayır ben Fenerbahçeliyim kardeşim.
Tek kimliğim, tek aidiyetim bu!
Mesele de Tedesco değil zaten.
Bu kulübün yok olan değerleri.
Kimliği... Azameti...
Sürekli aynı şeyi deneyip farklı sonuçlar beklemesi...
İçine hapsolduğu o kâbus gibi kısır döngü.
Tedesco da gider yeri gelir.
Bi düzine de hatası var.
Ama buna kim, neden ve neye göre karar veriyor!
Daha en temel "antrenman mahremiyeti"ni bile sağlayamadın.
Bırak elini güçlendirmeyi, daha beter altından halıyı çektin...
Her olayda yapayalnız bıraktın...
O ve talebeleri sahada doğranıp, her maç birilerinin gırtlağını sıkanlar dokunulmazlık kalkanıyla sefa sürerken, malum sebeple korkudan gık diyemedin...
Fenerbahçe düşmanlarıyla sarmaş dolaş öpüştün...
Kulübün milyonlarını sokağa attın...
Derbide kendini zorla attıran, deplasman tribününden çağıran taraftara gidip bi el bile sallamayan, kendini Fenerbahce'den üstün gören kalecine ses edemedin...
Ve sırf kendine kalkan yapmak için, seçimde 'camia evladı' kartını oynamak için faturayı, bu toprakların gördüğü en kaliteli, en düzgün ve en çalışkan insanlardan birine kesip kurtulacağını sandın!
Fenerbahçe başkanı olabilirsin.
Lakin Fenerbahçelilerin lideri değilsin.
Fenerbahçe'ye Fenerbahçe gibi adamlar lazım...
Ve o sen değilsin!
#SaadettinSaranİstifa
#Tedesco
Bir yay burcu senin hayatından çıkıp gitmeye karar verdiğinde filozofik bir giriş yapabilir cümleye: “Kendimi bulmam gerekiyor, ideallerim var, kendimi geliştirmem gerekiyor” gibi.
Söylemek istediği ise şu; “bana bir şey katmıyorusun.” 🤷♀️
Onun hayatında bir ilerleme sağlayamıyor, ona en ufak bir yeni bilgi katmıyor iseniz, kaçınılmaz son filozofik bir cümleyle geliyor…
Epstein konusu bir avuç kapitalistin, aşırı zenginleşmesinden dolayı "insan"a aşırı yabancılaşarak, insanlıktan çıkmış fantezilerinin ifşası. Birazcık kitap okuyan biri yani soyut düşünmeyi geliştirmiş biri, böyle vakaların her dönemde, her yerde olmuş ve bundan sonra da olabileceğini bilir. Çünkü böyle bir şey ancak sınıflı bir toplumda olabilir. Yani insanın insan üzerindeki egemenliği.
Bir avuç ultra zengin, servetleri sayesinde insanlıktan o kadar kopuyor ki, insanları eşya gibi görüyor. Bu yabancılaşma, aşırı zenginliğin doğal sonucu. Para o kadar çok ki, artık hiçbir sınır, hiçbir ahlak, hiçbir empati kalmıyor. Yasalar, adalet, vicdan hepsi satın alınabilir hale geliyor. Tarihe bakınca aynı şey hep var. Sınıflı toplumlarda egemen sınıf, ezilenler üzerinde her türlü hakkı kendinde görüyor. Roma'da patrisyenlerin kölelerle yaptığı, feodal lordların serflerle yaptığı, sömürgeci beylerin yerlilerle yaptığı. Bugün Epstein'ın yaptığı da aynı mantık. Servet = dokunulmazlık = insan üzerinde sınırsız egemenlik hakkı. Bu sapkınlık bireysel bir sapma değil, sistemin ürettiği bir sonuç. Eşitsizlik ne kadar derinleşirse, bu tür iğrençlikler o kadar normalleşir. Sınıfsız, eşitlikçi bir toplum olmadıkça, güç ve para birikimi insanı insan olmaktan çıkardıkça, bu tür vakalar bitmeyecek. Sadece şekil değiştirerek devam edecek.
Herkese selamlar,
Sofrada bereket, sokakta selamet, insanda dürüstlük ve daha niceleri gibi dertlerimiz varken,
başka bir derdimiz yokmuş gibi günlerdir yazdığım şarkı sözleri sosyal medyada konuşuluyor. Kasıtlı, son derece art niyetli ve aklıselim biri tarafından algılanması imkansız olacak şekilde bambaşka bir yerlere çekiliyor. Şaşkınlıkla izliyorum.
100’ü aşkın eserin söz yazarı olarak, ilk ve son kez, Perperişan şarkısı özelinde kafaları biraz netlemek gereğini görüyorum. Şarkılarım her zaman hayatın pek çok alanından ilham almış ve hayatın kendisini anlatmıştır. Benim yazım tarzımla ortaya çıkmış bir üründe herkes, her dinleyen, kendine ait, kendine dair kişisel anlamlar bulabilir. Sanatın ve edebiyatın çekici ve güzel yanı da budur zaten.
Bu şarkı halk edebiyatı geleneğine öykünerek, metaforlar üzerinden bir aşk hikayesini anlatıyor.
Dinleyenlerimin son derece aşina olduğu muzip bir anlatım tarzı. Misal, kuş dediğin yuva da kurar göklere de uçar. Artık nereden almak istersen.
Sadece bir noktayı son derece net olarak ifade etmem gerekir ki, şarkıda geçen “toy bebe”, “kelek / ham / hayattan derslerini almamış ruh” manası taşımaktadır. (Kuşkusuz biçimde ve de tabii ki!)
Benim bu hikayenin neresinde olduğumun yorumunu ise sizlerin temiz kalplerine bırakıyorum. En kadim kültürel değerlerimiz arasında olan “ozanlık” gereği, bunun şahit olanı ve anlatıcısı da olabilirim.
Son olarak, kamu düzeni ve genel sağlığımızın alt tarafı bir şarkıdan bozulacak kırılganlıkta olmadığına inanmak istiyorum. Bu algı yaratma çabaları arasında, zihni ve kalbi rencide olan ne kadar sevenim varsa her birine yürekten sarılıyorum.
Adamlar Kerem’in golüyle Şampiyonlar ligine kalıp 40m euro’yu cebe indirdi. Yarın da 25m euro’ya Kerem’i satacaklar. Heriflere 2 günde 65 milyon euro kazandırdık. Daha ne kadar rezillik yaşatabilirler dedikçe yeni bir şeyler buluyorlar. Helal olsun.