Tüm öğretmen arkadaşlarımı sarı sendikalardan istifaya davet ediyorum. 2012 den beri yetkili olan sendika ve yandaşları çözüm noktasında geçer notu yok neredeyse. İmzalanan her toplu sözleşme TÜİK enflasyon rakamlarının altında kalmış, refahimiz Yükselmesini beklerken her geçen gün daha düşmüş durumda. Zorunlu Hizmet Bölgesinde çalışan öğretmenlerimize tazminat verilmesi hususunda zerre çalışma yapılmamış , iller arası tayinde Batı da doğru düzgün açılan yer kalmamış , Mazeret atamalarında durum aynı iken Emekliye ayrılan öğretmene emeklilik ödeneği önceden ev arsa alırken şimdi anca ikinci el bir araba alır duruma gelmiş, emeklilik maaşının çok düşük olması, yan ödemelerin ve başöğretmenlik tazminatlarının emekliliğe yansıtılması konusunda bir adım atamayan, ek dersin evlere şenlik bir tost bir çay parası olduğu dönemde ek derslerin %300 artması gerekirken işverene karşı bunları her platformda dile getiremeyenlerden başarı beklemek; ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz dedirtiyor.
@HurEgitimSen@leventkuruoglu@OmerOzyavuz06@Mehmetcanbeyli@yasinmerdan27@tunahannozturrk@MissPratisyen
#OgretmenYalnızSendikaSessiz
Türkiye'de kanunlara aykırı şekilde gasp edilen sahil şeritlerini uzun bir süredir araştırıyordum.
Buralara çöken, kanuna aykırı şekilde hareket eden bazı yerleri ve şahısları tespit ettim.
Yakın zamanda bu şahısları paylaşacağım.
Eğer sizin bu tür şahıslarla ilgili bilginiz varsa bana mesajlardan ve mailden ihbarda bulunabilirsiniz.
Konuyla ilgili Çevre bakanlığına ve ilgili belediyelere yazsam da hiçbir cevap alamadım.
SAHİLLER, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN VATANDAŞINA AİTTİR. VİLLA VEYA SAHİLLER İÇİN KAPATILAMAZ.
Buna aykırı hareket eden belediye başkanlığı, bakanlık her kimse suç işlemektedir.
Kanunlar açıktır. Elinizde herhangi bir bilgi varsa lütfen bana iletin.
BAYRAĞIMIZA YÖNELİK SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ
Burdur’un Avşar Tepe mevkisinde bulunan Türk Bayrağı’na av tüfeğiyle ateş edildiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Ay yıldızlı bayrağımız milletimizin bağımsızlığının, egemenliğinin ve ortak vatanımızın en güçlü sembolüdür. Söz konusu saldırı milletimizin ortak değerlerine, tarihimize ve bağımsızlık ruhumuza yöneltilmiş bir saygısızlıktır.
Kim tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirilmiş olursa olsun bu çirkin saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Sorumluların bir an önce tespit edilerek adalet önünde hesap vermesini bekliyoruz.
@leventkuruoglu
Bugün öğretmenin asıl gündemi ne giyeceği değil, aldığı maaşla nasıl geçineceğidir. Derinleşen ekonomik kriz ve hızla düşen alım gücü karşısında öğretmenlerimizin özlük ve mali hakları her geçen gün eriyor. Bakanlık, öğretmenin kıyafetine müdahale etmek yerine öğretmenin geçim sıkıntısına, çalışma koşullarına ve özlük haklarına odaklanmalıdır
ÖĞRETMEN, NE GİYECEĞİNE KENDİSİ KARAR VERİR!
Millî Eğitim Bakanlığının 19.08.2026 tarihli ve 2026/70 sayılı Genelgesinde; eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının kılık ve kıyafetlerinde mesleğin vakarına uygun hareket etmeleri ve önlük giymeleri yönünde ifadelere yer verilmiştir.
Öğretmenlik mesleğinin saygınlığı, öğretmenin giydiği kıyafetle veya önlükle ölçülemez. Öğretmenin gerçek itibarı; toplumdaki konumu, emeğinin karşılığını alması, ekonomik ve özlük haklarının güçlendirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve mesleğine duyulan güven ve saygıyla sağlanır.
Öğretmenlerimiz bugüne kadar mesleklerinin vakarına ve kamu hizmetinin ciddiyetine uygun şekilde görevlerini yerine getirmiştir. Öğretmenin nasıl giyineceğine yönelik sürekli yönlendirmelerde bulunulması, mesleki saygınlığı artırmadığı gibi öğretmenlerin yıllardır çözüm bekleyen temel sorunlarının da üzerini örtmemelidir.
Öğretmenlik mesleğine itibar kazandırılmak isteniyorsa öncelikle öğretmenin toplum içerisindeki statüsü güçlendirilmeli, ekonomik kayıpları giderilmeli, şiddete karşı etkin biçimde korunmalı ve mesleki özerkliğine saygı gösterilmelidir. Öğretmenin itibarı önlükle değil, öğretmene verilen değerle yükselir.
Bu anlayışla Hürriyetçi Eğitim Sen olarak; kılık ve kıyafet konusunda devam eden kısıtlamalara ve öğretmenlere önlük giyilmesine yönelik düzenlemeye karşı 2026-2027 eğitim öğretim yılı boyunca üyelerimizin önlük giymemeleri ve serbest kılık kıyafetle iş yerlerine giderek görevlerini ifa etmeleri yönünde eylem kararı aldık.
@leventkuruoglu
https://t.co/GZJCr7P1CL
EĞİTİMİ SİYASİ SÜREÇLERİN UYGULAMA ALANINA ÇEVİRMEYİN!
Millî Eğitim Bakanlığının 2026-2027 eğitim öğretim yılı genelgesinde, iktidarın yürüttüğü siyasi bir sürecin eğitim kurumlarına taşınmasına zemin hazırlayan düzenlemeyi doğru bulmuyoruz.
Türkiye’nin terörden tamamen kurtulmasını elbette herkesten çok isteriz. Ancak şehit ailelerinin, gazilerimizin ve milletimizin vicdanında derin yaralar açan; içeriği, sınırları ve varacağı nokta belirsiz siyasi bir sürecin okullara taşınması, öğrencilere anlatılması ve öğretmenlerimizin bu sürecin uygulayıcısı olmaya zorlanması kabul edilemez.
PKK terör örgütü tarafından 157 meslektaşı katledilmiş öğretmenlerimize, terörün yol açtığı acıları gölgeleyebilecek bir siyasi süreci öğrencilere anlatma sorumluluğu yüklenemez. Şehit öğretmenlerimizin hatırasını incitecek, terör örgütünün işlediği cinayetleri unutturacak veya milletimize yaşattığı acıları önemsizleştirecek hiçbir yaklaşım, eğitim faaliyeti adı altında okullara sokulamaz.
Öğretmenin görevi, iktidarın siyasi politikalarını öğrencilere açıklamak veya benimsetmek değildir. Eğitim çalışanları, hiçbir siyasi projenin anlatıcısı ya da uygulayıcısı değildir.
Bakanlık; siyasi gündemi okullara taşımak yerine öğretmen açığını kapatmalı, kalabalık sınıfları azaltmalı, eğitimde niteliği yükseltmeli ve okullarımızın gerçek sorunlarına çözüm üretmelidir.
Eğitim sistemimizin ihtiyacı siyasi yönlendirme değil; bilim, liyakat, adalet ve millî değerlerdir.
Okullar milletindir; hiçbir iktidarın siyasi faaliyet ve propaganda alanı değildir!
Millî Eğitim Bakanlığının yayımladığı genelgede, kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan siyasi sürecin eğitim öğretim yılının ilk haftasından itibaren okullarda etkinliklerle işlenecek olmasını kabul etmiyoruz.
Okullar siyasi süreçlerin topluma benimsetileceği alanlar değildir. Millî birlik ve beraberlik tartışmasız ortak değerimizdir; ancak siyasetin konusu olan bir sürecin eğitim faaliyetlerinin “ana hedeflerinden biri” hâline getirilmesi, eğitimin tarafsızlığına açıkça gölge düşürmektedir.
Sayın @Yusuf__Tekin ; okulları siyasi gündemin uygulama alanına çevirmekten vazgeçin. Eğitim kurumlarımızı siyasetin tartışma alanı hâline getirmeyin.
@HurEgitimSen@tcmeb
Öğretmenlik, kılık kıyafet dayatmaları ya da şekilsel zorunluluklarla değil; liyakat, mesleki saygınlık ve insanca yaşam standartlarıyla temsil edilir. Bir öğretmenin nerede ne giyeceği ve nasıl davranacağı konusundaki en doğru kararı yine mesleki olgunluğa sahip öğretmenimizin kendisi verir. İsteyen meslektaşımız önlüğünü giyer, isteyen giymez.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenin kılık kıyafetine müdahale etmek yerine derinleşen ekonomik kriz ve hızla düşen alım gücü karşısında her geçen gün eriyen özlük ve malî haklarımızı acilen iyileştirmeye odaklanmalıdır. Bakanlık; öğretmenin iradesine güvenmeli, sahanın haklı ve acil taleplerine kulak vermelidir!
Öğretmenlerimizin talebi açık, beklentisi haklıdır: İkinci İl Dışı Atama!
MEB, mağduriyetleri giderecek şekilde yeterli kontenjan açmalı; öğretmenlerimize yeni bir umut ve ikinci bir fırsat sunmalıdır.
Talep öğretmenimizin, çözüm Bakanlığın elindedir.
#MEB2ildışınaBolKontenjan@Yusuf__Tekin@tcmeb
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler Genelgesinde yer alan bazı düzenlemeler, öğretmenlerin çalışma şartları ve mesleki itibarı açısından ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.
Gelişim raporları, öğretmenlerin asli görevlerinin arasına yeni bir bürokratik yük olarak eklenmemelidir. Öğretmenin zamanını öğrencisine ve eğitime ayırması gerekirken sürekli yeni raporlar ve formlarla meşgul edilmesi doğru değildir. Ayrıca dijital ortamda yürütülebilecek süreçlerin kâğıda dönüştürülmesi hâlinde bunun ciddi bir kâğıt ve kamu kaynağı israfına dönüşeceği de göz ardı edilmemelidir.
Genelgede öğretmenlerin önlük giymelerine yönelik ifadenin yanı sıra, “mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere uygun” giyinmelerinin özellikle vurgulanmasını da doğru bulmuyoruz. Öğretmenlerimiz mesleklerinin sorumluluğunu, vakarını ve topluma örnek olma görevini bilmektedir. Kullanılan ifadelerin, öğretmenler bugüne kadar mesleğin vakarına uygun davranmıyormuş gibi bir algıya yol açması kabul edilemez. Öğretmenin kıyafetinden önce mesleğinin itibarını ve ekonomik şartlarını güçlendirmek Bakanlığın önceliği olmalıdır.
Genelgenin 43. maddesinde, ihtiyaç veya norm kadro fazlası kadrolu öğretmenlerin Millî Eğitim Akademisinde eğitime alınarak öğretmen ihtiyacı bulunan diğer alanlarda görevlendirilmelerine yönelik düzenleme ise ayrıca açıklığa kavuşturulmalıdır. Bir öğretmenin yıllarca eğitimini aldığı, uzmanlaştığı ve atandığı alanın dışında görevlendirilmesinin eğitimde niteliğe nasıl katkı sağlayacağı ciddi biçimde tartışılmalıdır. Norm kadro sorununun bedeli öğretmene ödetilmemelidir.
Mesleki eğitim ve staj süreçlerinde MEB-İMES mobil uygulamasının zorunlu kullanılmasına yönelik düzenleme de kişisel verilerin korunması, uygulamanın kapsamı ve öğretmen üzerindeki denetim boyutuyla yeniden değerlendirilmelidir. Öğretmeni sürekli dijital araçlarla takip edilmesi gereken bir personel gibi gören anlayış, çalışma barışına ve öğretmene duyulması gereken güvene zarar vermektedir.
Sayın @Yusuf__Tekin ;
Öğretmenlerin önlüğüne, kıyafetine, raporuna ve sürekli nasıl takip edileceğine odaklanmak yerine; öğretmenin ekonomik, sosyal ve mesleki sorunlarına odaklanın.
Öğretmene yeni bürokratik yükler yüklemekten, mesleki vakarını sorgulatacak ifadeler kullanmaktan, alanı dışında görevlendirmelerin önünü açmaktan ve öğretmeni sürekli denetim altında tutan uygulamalardan vazgeçin.
Öğretmene güvenin, öğretmenin mesleki itibarını güçlendirin ve öğretmeni asli işi olan eğitime bırakın.
@HurEgitimSen@tcmeb@mebpgm
Eğitim Gücü Sen Kurucular Kurulu Üyesi ve sendikanın kuruluşundan yakın zamana kadar Hukuk ve Mevzuattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten İlyas Saraloğlu, Hürriyetçi Eğitim Sen ailemize katılmıştır.
Kendisine aramıza hoş geldin diyor, birlikte eğitim çalışanlarının hak mücadelesine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.
Hürriyetçi Eğitim Sen ailemiz, her geçen gün daha da büyümeye ve güçlenmeye devam ediyor.
Haksız bir suçlamayla tutuklanan kıymetli dostumuz Mehmet Canbeyli tahliye oldu.
Kendisine, ailesine ve sevenlerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; adaletin ve hukukun herkes için eksiksiz şekilde tecelli edeceği günlere olan inancımızı koruyoruz.
İlk defa yönetici görevlendirme sürecinde akademiye katılmaya hak kazanan adaylara ilişkin listeler bugün itibarıyla İl Millî Eğitim Müdürlüklerinin resmî internet sitelerinde yayımlanmaya başlamıştır.
Yayımlanan listelerde aday puanlarının yer almaması, kamuoyunda ve adaylarımız nezdinde dikkat çekmiştir.
Elbette akademi eğitiminin farklı illerde yapılacak olması nedeniyle eğitim merkezi esaslı açıklanan listelerde puanların yer almaması anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü bu tür listelerde puanların yer alması; iller arası yanlış karşılaştırmalara, kafa karışıklığına ve bilgi kirliliğine neden olabilir.
Ancak burada asıl mesele başkadır.
Her İl Millî Eğitim Müdürlüğü, kendi ilinde ilk defa yöneticilik için başvuru yapan adayların akademiye giriş puanlarını ve il içi sıralamalarını ayrıca açıklamalıdır.
Çünkü adayın bilmek istediği şey sadece akademiye katılmaya hak kazananların hangi sıradan girdiği değildir.
Listeye giremeyen adaylar açısından da puanlar ve sıralama son derece önemlidir.
Bir aday; kaç puan aldığını, kendi ilinde kaçıncı sırada yer aldığını, akademiye katılmaya hak kazanan son adayla arasında ne kadar puan farkı bulunduğunu ve sürecin hangi ölçütlerle şekillendiğini açıkça görebilmelidir.
Bu, hem adayın kendi durumunu değerlendirebilmesi hem de sürece duyulan güvenin korunması açısından zorunlu bir ihtiyaçtır.
Yönetici görevlendirme süreci; adalet, liyakat, şeffaflık ve güven ilkeleriyle yürütülmelidir. Sadece sonucun açıklanması yeterli değildir. Sonuca hangi puanla ve hangi sıralamayla ulaşıldığının da adaylar tarafından görülebilmesi gerekir.
Bu nedenle İl Millî Eğitim Müdürlüklerini, kendi illerinde başvuru yapan adaylara ilişkin puanlı ve sıralı listeleri yayımlamaya davet ediyoruz.
Bizim talebimiz kimsenin aleyhine değil; sürecin, şeffaflığın ve adayların lehinedir.
Şeffaflık kimseye zarar vermez.
Aksine; sürece olan güveni artırır, söylentileri bitirir, bilgi kirliliğinin önüne geçer.
Eğitim yöneticiliği gibi önemli bir alanda en doğru yol; açık, anlaşılır ve denetlenebilir bir süreç işletmektir.
@ahasanpasaoglu Başkanım Sendikamıza çok kıymetli emekleriniz geçti.
Seçimlerden sonra sendikamızı büyütmek için nerdeyse paylaşım yapmamışsınız.
Hep davalar şikayetler suçlamalar…
Tamam sendikaya zarar veriyor bu şeyler, belki siz de bunu istiyorsunuz,
Ama size de zarar veriyor.
Mısır Teknik Direktörü: "Sonuç ne olursa olsun bunu söyleyeceğim, bu açıkça hileli bir maçtı.
Arjantin'in kazanmasını bu kadar çok istiyorlarsa, neden herkesi çağırıp katılmaya davet ediyorlar?"
İKTİDAR MASAL ANLATIYOR, YETKİLİ SENDİKALAR SEYREDİYOR MEMUR VE EMEKLİSİ YOKSULLAŞIYOR
TÜİK Mayıs ayı enflasyonunu yüzde 1,71, yıllık yüzde 32,61 olarak açıkladı.
ENAG Mayıs ayı enflasyonunu yüzde 2,16 yıllık enflasyonu yüzde 53,13 olarak açıkladı
5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken memur ve emeklilerinin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti Daha bunun üzerine Haziran ayı enflasyonu eklenecek.
Bu tablo bize şunu göstermektedir:
Memur ve emeklisinin maaşı, yılın daha yarısına gelmeden enflasyon karşısında erimektedir.
Sorun yalnızca rakamların büyüklüğü değildir. Sorun; gerçekleşen enflasyon ile maaş artışları arasındaki farkın çalışanların sırtına yüklenmesidir.
Ekonomi yönetimi enflasyondaki aylık yavaşlamayı başarı hikâyesi olarak anlatırken, vatandaş markette, kirada, ulaşımda ve temel ihtiyaçlarda hayat pahalılığını yaşamaya devam etmektedir.
Kamu çalışanları enflasyon farkı adı altında aylar sonra telafi edilen kayıpları değil, maaşlarının enflasyona karşı korunmasını istemektedir.
Bu nedenle çağrımız nettir:
✅ Maaşlar yılda iki kez değil, gerçekleşen enflasyon oranında düzenli olarak güncellenmelidir.
✅ Enflasyon farkı uygulaması gecikmeli telafi mekanizması olmaktan çıkarılmalıdır.
✅ Memurlara refah payı verilmelidir.
Memur ve emeklisi sadaka değil, hakkını istemektedir.
Memur lütuf değil, emeğinin karşılığını istemektedir.
Çünkü açıklanan rakamlar ne söylerse söylesin, vatandaşın hissettiği gerçek enflasyon mutfakta, pazarda ve faturalarında yazmaktadır.
Alım gücü düşüyorsa, ücret artışı yeterli değildir. Gerçek başarı; rakamları değil, vatandaşın hayatını iyileştirmektir.
Bozkırdan Anadolu’ya uzanan kutlu mirasın izinde; dilimizle, kültürümüzle, istiklalimizle varız.
3 Mayıs Türkçüler Günü kutlu olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene!