yüzümde hep “az evvel güzel bir haber almış gibi” dedikleri bir ifade ışıldasın istiyorum. güzel bir haber almış gibi, çok sevdiği birini görmüş gibi, yerini bulmuş gibi, güneşini ve suyunu çok sevmiş gibi.
önüne konan her şeyi değil, ruhuna iyi geleni sevmeyi öğreniyorsun zamanla. kitapları, taze çekilmiş kahvenin kokusunu, balkonlardan taşan kaşık seslerini, gün batımını, rüzgârı, çocukların gülüşünü, sevdiklerinle edilen uzun yürüyüşleri. belki de hayat, tam oralarda saklı.
hayatın her şeyi kontrol etmeye çalıştığı zamanlar olur insanın. oysa bazı şeyler, insanın gayretinden çok zamanın merhametiyle olgunlaşır. telaş yalnızca kalbi yorar. vaktin sessiz yürüyüşüne güvenildiğinde, en derin fırtınalar bile yerini bir gün mutlaka dinginliğe bırakır.
kafanı kaldırıp gökyüzüne bakmak, hayata verilmiş en güzel moladır. orada ne insanların küçük hesapları vardır ne de dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsü. gökyüzünün sessizliği içimizde biriken yükleri usulca hafifletir. bazen tek bir bakış uzun zamandır aradığın huzurun kendisidir
‘güzel olan her şeyi güzel bir vakte saklayacağım, derdim bir zamanlar. ne var ki hayatta güzel vakitler pek azmış. artık güzel bir mısra görsem,bir müzik dinlesem en zarifinden,kalbime dokunan söz duysam ya da samimi insanlarla karşılaşsam, onları bırakmıyorum. çünkü vakit dar.’