Gelirini yetimlere bağışladığımız Yarım Hurma, “A Breeze from Anatolia to Soothe Your Soul” (Ruhunuza iyi gelecek bir Anadolu esintisi) sloganıyla İngilizce olarak;
- Türkiye,
- Avrupa,
- Japonya, Güney Kore,
- Amerika Birleşik Devletleri,
- Kanada’da satışa sunulacak.
Hamdolsun
Şam ziyaretimizin son noktası, İslam Medeniyeti'nin simgesel ilk büyük mabetlerinden olan ve Emevi Camisi olarak bilinen Ben-i Ümeyye Mescidi oldu. Cuma namazı sonrası mihrabından cemaate hitap etme imkânımız oldu. Hitapta hem Şam’ın İslam tarihindeki yeri hem de 60 yıllık zulüm ve istibdattan sonra birliği, beraberliği koruyarak ülkenin yeniden imarına dair düşüncelerimizi âcizane paylaştım. Türkiye-Suriye kardeşliğinin emsalsiz örneğini hatırlattım. 115 sene önce aynı camide yapılan bir toplantıda Anadolu'dan giden Bediüzzaman Said Nursi'nin Hutbe-i Şamiye'sinden; ye’si öldürmek, ümidi ihya etmek ve ümmetin maruz kaldığı üç hastalık olan cehalet, fakirlik ve tefrikaya karşı ilim, amel ve vahdet çağrılarını yenileme imkânı buldum.Evkaf Bakanı Ebulhayr Şükri hocamıza ve Türkiye Cumhuriyeti Şam Büyükelçisi Sn. Nuh Yılmaz’a bu emsalsiz, nazik ev sahipliklerinden dolayı en kalbî teşekkürlerimi arz ederim. Mevla, büyük imtihanlardan geçen dost ve komşu Suriye halkına barış ve kardeşlik içinde ülkelerini yeniden imar etmeyi nasip ve müyesser eylesin. Amin.
Şam Bizim Neyimiz olur? | Şam Emevî Camii Konuşması | Prof. Dr. Mehmet Görmez
https://t.co/HVmLC7svHT
Din Öğretim Genel Müdürlüğü Uluslararası Eğitim ve Öğretim Daire Başkanımızdan Okulumuza Ziyaret
Uluslararası Eğitim ve Öğretim Daire Başkanı Bünyamin AKYÜZ’ün başkanlığında, Uluslararası Anadolu İmam Hatip Liseleri Koordinatörü Başöğretmen Mehmet Şahap ÖZALAYBEY ->
Suriye devriminin sembol isimlerinden olan, duvarlara “Doktor, sıra sana da gelecek” yazdığı için arkadaşlarıyla birlikte tutuklanıp işkenceyle şehit edilen Hamza el-Hatib’in ailesini ziyaret ettik.
Mevlid-i Nebi’nin, iki yıldır Gazze’de zulüm, açlık ve katliama maruz kalan kardeşlerimize kurtuluş getirmesini; iki milyar Müslümana, iki milyon kardeşine sahip çıkacak güç, kudret ve vahdet bahşetmesini; İslam ümmetinin yeniden aziz bir ümmet olmasına vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Gazze’deki kuşatmayı kaldırmak için İspanya, İtalya ve Tunus sahillerinden Gazze’ye doğru harekete geçen tüm vicdan sahiplerine selam olsun.
Mevlid-i Nebimiz mübarek olsun. Salât u selam, tahiyyat u ikram, her türlü ihtiram ona, âline, ashabına ve etbâına olsun.
Savaş ve kriz bölgelerinde yaşayan, eğitimlerine Türkiye'de devam eden kardeşlerimiz #BizeEmanet!
Bir Burs Bedeli 👉 2000₺
TR400020900000381410000073
🔗https://t.co/qOKOrypS9Z
Savaşın yıktığı şehirlerden, işgal altındaki topraklardan ve zulmün içinden gelerek Türkiye'de eğitim hayatlarına devam eden öğrencilerimiz #BizeEmanet!
Bir Burs Bedeli 👉 2000₺
TR400020900000381410000073
🔗 https://t.co/qOKOrypS9Z
Ülkelerinden uzaktan Türkiye’de yarınlarını inşa etmek için okuyan gençlere el uzatalım. #BizeEmanet
Bir Burs Bedeli 👉 2000₺
TR400020900000381410000073
🔗 https://t.co/AX9tJYfq9j
Aziz Kardeşlerim! Gazze için başlatılan bu imza kampanyasına katılalım…
•
Hiçbir eylemi ve adımı küçük görmeyelim. Küçükleri yapalım ki Mevlâ bize daha büyük amelleri nasip etsin…
•
Bu linkten katılabilirsiniz…
https://t.co/4bYEH7fGkN
Muhammed Abdulhafız eşi ve dört çocuğunu arkada bırakarak bilinmeze doğru bir yolculuğa çıktı. Biz ümmet derken, İslam Coğrafyası derken, kardeşlik, muhacir vs derken oldu bu olay. Meğer ne kadar boşaltmışız içini bu kavramların.!
Yazıklar olsun.!
Bu zulme ses çıkaramayacak kadar sivil inisiyatif ruhunu kaybeden bizlere yazıklar olsun.
Bu zulmü icra eden irade sahiplerine yazıklar olsun.
“Esir olmuş bileklerimiz, elimiz ayağımız
Esir olmuş gören gözümüz, işiten kulağımız.”
Mısır’daki bin yıllık ilim müessesesi Ezher, sonunda insanlığın vicdanına Gazze için seslendi.
Ancak bu sesleniş kısa sürdü; zira açıklama yayınlandıktan bir saat sonra kaldırıldı.
Yapılan bu açıklamayı paylaşmayı bir vazife bildim.
Bu vesileyle Ezher Şeyhi Prof. Dr. Ahmed et-Tayyib’i gönülden tebrik ediyorum.
Hür dünyanın bütün vicdân sahiplerine,
Bugün, gün boyu Gazze'deki yetkili kişilerden çok acı haberler aldım.
Gazze'deki büyük mezalim, tahammülü hatta tasavvuru dahi mümkün olmayan bir safhaya girmiştir. Başka siyasi ve insani krizlere odaklanarak Gazze'deki trajediyi geri planda bırakan kamuoyuna mevcut durumu ilan etmeyi insani bir vazife biliyorum.
Birkaç yıldır devam eden ağır bombardıman, toplu yıkım ve soykırımla beraber Gazze'de su, yiyecek ve ilaç başta olmak üzere temel hayatî ihtiyaçlar konusunda büyük bir mahrumiyet yaşanmaktaydı. Bu mahrumiyet son haddine ulaşmış durumdadır. Bebeğinden ihtiyarına, yaralısından hastasına, bütün Gazzeliler topyekün bir açlıkla karşı karşıyadır.
Uzun süredir açlığa direnen çocuklar, yaşlılar ve hastalar ölmektedir. Sınırlarda ihtiyacın binde biri dahi olmayan yardımların tabiri caizse damla damla dağıtılması nedeniyle büyük bir kaos oluşturulmaktadır. Şerefli Gazzeliler çocuklarına götürebilecekleri bir lokma için itiş kakış içine girmek zorunda bırakılmakta ve küçük düşürülmektedir. Dünya tarihinin en şerefli mücadelelerinden birini vererek her halükarda ayakta kalan bir halk, silahlı askerlerin karşısında yerlerde süründürülerek, aşağılanmaktadır. Yüzlerce kişi yiyeceğe ulaşmak isterken, hunharca katledilmektedir.
Bu açlık, tabiî bir afetin neticesi değildir. Alçakça uygulanan bir soykırım mühendisliğinin son aşamasıdır.
Değerli dostlar,
Süre tükenmektedir... Hayat tükenmektedir... Onur tükenmektedir...
Başta ilk günden itibaren Gazze'nin sesini tüm insanlığa duyuran Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililere tarih boyunca insanlığın vicdan yükünü omuzlayan aziz milletimizin her ferdine sesleniyorum.
Lütfen tüm önceliklerimizi değiştirerek insanlığı bir kez daha Gazze'de yaşanan büyük trajediye yöneltelim.
Bu mutlak şer ve kötülüğe derhal müdahale edilmediği takdirde, -tıpkı Bosna gibi- bütün insanlığın utançla anacağı bir Gazze'miz olacak!
Vallahi ahirette Gazze'den sorulacağız!
Vallahi ahirette bunun hesabını veremeyeceğiz!
Sınırlar belli ki sadece ülkeleri ayırmıyor birbirinden.
Vicdanlıyı vicdansızdan, izzeti zilletten, gayreti meskenetten ayırıyor. İnsanlığın asıl sınırları, bunlar.
Bugün ehl-i vicdan "kalbiniz yok mu?" diye haykırıyor.
Yüz sene önce Merhum Akif de şöyle haykırmıştı:
“Ey Koca Şark! Ey ebedi meskenet!
Artık sen de kımıldanmaya bir niyet et."