ABD, Kızılderililerle savaşırken
Kızılderilileri açlıktan öldürmek için,
hayvanlarının hepsini öldürdüler
ve onlar açlıktan öldüler..
Çocuklar dahil her Kızılderili başı
getirene 5 dolar verdiler.
Resmî kurumlar, binalar Kızılderili başı ile doldu, İnsan başından tepeler oldu..
Yine de Kızılderililerle başa çıkamadılar.
Anlaşma yoluna gideceklerini,
çekileceklerini söyleyerek, iyi niyet
göstergesi hediye olarak battaniye verdiler.
Verilen battaniyelere bulaşıcı hastalık
bulaştırılarak verildiğinden.. 70 milyona yakın Kızılderili, genci,
çocuğu, yaşlısı, hamile kadınları bulaşıcı hastalıktan acı çekerek hepsi öldü..
Kalan Kızılderilileri de Kanada'ya sürdüler ve sadece devlet olarak (sanırım 2010 da ) özür dilediler o kadar. Kafa derisi yüzmek de Kızılderililere ait değil. İnsanları kovboy filmleri ile kandırdılar yıllarca.
ABD, bize ermeni soykırımı dediğinde onlara lütfen bu vahşet hatırlatılsın.
Alıntı
@voiceofworldco Köpeğin altı bezlenmez velev ki engelli zaten pusetle gezer orada halledilir gerekirse bu yazılan doğru değil o canların vebali üzerinize olsun
İlber ortaylı'ya cenaze töreninde definden önce İmam duasında dedi ki yazdığın kitaplar verdiğin bilgiler yetiştirdiğin öğrenciler bu dünya için ahirette sadakan olsun hiç böyle güzel bir dua duymamıştım Allah rahmet ve merhamet etsin ahireti kabri cennet olsun
Bu Luna. Belçika'da yaşayan zeki bir Border Collie cinsi köpek. Dondurma kamyonunun sesini kilometrelerce uzaktan duyuyor.
Posta kutusunun yanında sab patiently bekliyor, sonra da bedava vanilyalı külahını almak için dimdik duruyor.
Tam bir yaz neşesi. Her zaman paylaşırım.❤️🥰
#SONDAKİKA Arjantin Devlet başkanı Javier Milei:
"Yetişkin gibi suç işleyen, yetişkin gibi ceza alır. 14 yaşındaki biri ne yaptığının bilincindedir, bedelini de ödemelidir."
@is1another Valla iki ucu bokluk değnek keyfinden durmuyor insan ekonomik durum önemli sıkıntıya girince çocukların dayansaydin biraz daha dayak yiyen aldatılan kadin bir senmiydin dediklerini biliyorum zamanını bekliyorsun yine suçlanıyorsun
İstanbul Kadıköyde bir berber var. Adı Hüseyin Usta. 73 yaşında. 50 yıldır aynı dükkanda saç kesiyor.
Geçen hafta dükkana bir genç girdi. Saçını kestirirken Hüseyin Ustaya dert yandı. Abi ben yazılımcıyım ama iş bulamıyorum. Yapay zeka hepsini alacak. Geleceğim yok. Dedi.
Hüseyin Usta hiç konuşmadı. Sadece tıraşı bitirdi. Sonra duvardaki çerçeveyi gösterdi.
Çerçevede 1974 tarihli bir gazete kupürü vardı. Manşet: Elektrikli makineler berberleri bitirecek. 10 yıl içinde tıraş evde yapılacak.
Genç baktı. Sonra bir altındaki çerçeveye baktı. 1989 tarihli. Manşet: Japon robotlar saç kesmeye başladı. Berberlik mesleği tarihe karışıyor.
Bir altındakine baktı. 2001 tarihli. İnternet çağında berbere kim gider? Evde saç kesim videoları patladı.
Bir altındakine baktı. 2015 tarihli. Saç kesim uygulamaları berber dükkânlarını kapatacak.
Duvarda tam 7 tane çerçeve vardı. Her biri farklı on yıldan. Her biri berberliğin biteceğini ilan ediyordu.
Hüseyin Usta ilk kez konuştu: 50 yıldır beni bitiriyorlar evlat. Ben hâlâ buradayım. Biliyor musun neden?
Genç merakla baktı.
Çünkü insanlar saç kestirmeye gelmiyor. Dertlerini anlatmaya geliyor. Sen de şu an saç kestirmeye gelmedin. Derdini anlattın. Bunu yapay zeka yapamaz.
Genç düşündü. Haklıydı. 45 dakikadır saç kesimi 10 dakika sürmüştü. Geri kalan 35 dakika saf terapi seansıydı.
Parasını ödedi. Kapıya yürüdü. Döndü. Hüseyin Usta, siz hiç korkmadınız mı bu manşetlerden? Dedi.
Hüseyin Usta güldü. Korktum tabii. Her seferinde korktum. Sonra anladım ki korkutan şey teknoloji değil. Korkutan şey insanların birbirine ihtiyaç duymayı bırakacağı düşüncesi. Ama 50 yıldır izliyorum. İnsanlar hâlâ birbirine muhtaç. Bu değişmiyor.
Genç çıktı. Bir hafta sonra geri geldi. Bu sefer saçı uzamamıştı. Sadece konuşmaya gelmişti.
Şimdi o genç her hafta geliyor. Artık yazılım işi bulmuş. Ama hâlâ geliyor.
Geçen hafta Hüseyin Ustaya sordum: Bu hikayeyi neden herkese anlatıyorsun?
Dedi ki: Çünkü herkes kendi mesleğinin biteceğini sanıyor. Oysa biten meslekler değil. Biten, insanların birbirine dokunmaktan vazgeçtiği anlar. O anlar geri geldiğinde her şey geri geliyor.
Duvara yeni bir çerçeve asmış. 2024 tarihli. Manşet: Yapay zeka berberleri bitirecek.
Hüseyin Usta gülüyor.(alıntı)
Bilim insanları kanıtladı: Deniz suyu insan bedenini düşündüğünüzden çok daha derin biçimde değiştiriyor🌊✨
1. Marsilya’da bir deniz biyokimyacısı bana şunu söyledi:
“Deniz suyu su değildir : sıvı bir sinir sistemi sıfırlayıcısıdır.”
8 dakika yüzen gönüllülerin kan testlerini gösterdi: kortizol %32 düştü, vagus siniri aktivitesi ise belirgin şekilde arttı.
“Deniz suyu vücudun güvenlik sinyalini taklit ediyor ve bu bebeklerin bir ebeveynin göğsüne alındığında verdiği tepkiyle aynı.
2. İkinci etki iyon değişimidir. Masasına iki tüp koydu: biri ter, diğeri deniz suyu.
“Neredeyse aynılar,” dedi. Magnezyum, sodyum, klorür..büyükannelerimizin ‘vücudun pili’ dediği aynı oranlar.
Cilt deniz suyuyla temas ettiğinde, gözenekler stres metabolitlerini bırakırken aynı anda eser mineralleri emer.
“İnsanların yüzdükten sonra kendini daha hafif hissetmesinin nedeni bu,” dedi. “Bu biyokimyasal bir boşalmadır.”
3. Giritli bir fizyolog balıkçıları inceledi ve şunu buldu: uzun ömür göstergesi olan kalp atım hızı değişkenliği, sakin günlerden sonra değil, fırtınalı günlerden sonra daha yüksekti.
Akciğerlere çarpan mikro tuz aerosolleri parasempatik tonu artırıyordu.Bir balıkçı şaka ile açıkladı: “Deniz seni korkutarak sağlıklı yapar.” Veriler onu doğruladı: Negatif iyonlara maruz kalmak, test grubunda ruh halini antidepresanlardan daha hızlı iyileştirdi.
4. En garip etki ağrı azalmasıydı. Cádiz’li bir doktor, 20 gün boyunca her gün soğuk deniz suyuna giren artrit hastalarını takip etti.Ağrı skorları %47 düştü.”Bu sıcaklıkla ilgili değil, basıncın eşitliğiyle ilgili.”
Suyun ağırlığı eklemleri eşit şekilde sıkıştırıyor ve hiçbir terapinin birebir taklit edemeyeceği ağrı kapılama (pain-gating) yollarını aktive ediyor.
5. Biyokimyacının son cümlesi aklımda kaldı:
“İnsanlar denizin seni rahatlattığını sanıyor. Oysa seni yeniden yapılandırıyor.Sinir Sistemini yeniden düzenliyor.”
Bu etkileri (kortizol düşüşü, iyon değişimi, vagus aktivasyonu, basınç analjezisi ) anladığında, deniz suyunda 5 dakikanın neden birinin sana bedenini geri vermiş gibi hissettirdiğini fark ediyorsun.
@ginzosss
Çeviri:AylinER
@gusholderhaber Rahmetli Recep Yazicioglunun buna benzer bir önerisi vardı ama isegelsinler bir odada zorunlu olarak dinlensinler evde ya da dışarıda olurlarsa kadınlar illa ki yapacak birsey bulur yine dinlenemez
Gecenin bu vakti birden yine aklıma geldi
Özel ekipler kuruldu ama halen bulunamadı
Annesi perperişan
Türkiye’de ve civar ülkelerde aranıyor
Ömrüm yettikçe onu ve diğer kayıp çocukları hep paylaşacağım
Neredesin Eren :(
Görenler 112 acil durum hattını arayabilir