AN İTİBARIYLA GÖZALTINA ALINIYORUM.
Dostlarıma geçmiş olsun, sevmeyenlerimin gözü aydın. :)
Bir süredir bunu bekliyordum, bu sebeple tweetim de hazırdı. Bir tuşa basmak kaldı geriye.
Ha geldi ha gelecek hissini de tecrübe ettik bu süreçte. Sayısını artık benim de unuttuğum ilaçlarımın sebebi de elbette şu 6 aylık periyottu fakat ilgi budalası durumuna düşmemek için son aylarda dile getirmemeyi, kendimce bir mücadele örgütlemeyi ya da en azından bunun için uğraşmayı tercih ettim.
Bir emniyet müdürü çocuğu, savaş gazisi torunu ve soyadını Kurtuluş Savaşı'ndan alan bir Türk genci olarak itham edildiğim/edileceğim/edilmemin mümkün olduğu konuları düşününce tatlı bir tebessüm beliriyor yüzümde. :))
Unutmadan; sonsuz bir inancım, mücadele azmim, umudum var.
Bana dışarıda ihtiyaç olduğunu ve daha faydalı olacağımı biliyordum fakat kaderden kaçılmıyor. 1 gün dahi olsa Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in yol arkadaşı olmuş olmanın haklı gururuyla gireceğim içeriye.
Beni unutmayın demeyeceğim, unutulacağım elbette. Çünkü hayatın kuralı bu. Bununla birlikte geçmiş günlerde yazdıklarımı arada sırada okuyun, bundan sonraki tweetlerimi ve yorumlarımı da eleştirmeyi unutmayın.
Hem bu sefer size dan dun cevap veren bir kardeşiniz de olmayacak. :))))
Hakkınızı helal edin. Ben bu ülkede demokrasi mücadelesi adına elini taşın altına koyan herkese varsa hakkımı helal ediyorum. Allah'a emanet olun.
Son olarak:
ÇÖZÜLECEKLERİNİ UNUTMAYIN. DİRENMEYE DEVAM!
EKREM İMAMOĞLU ve ÖZGÜR ÖZEL'E SAHİP ÇIKIN, KURTULUŞUMUZ ORADA.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK.
Ayşe Barım tutuklandı
🔴 Çağlayan Adliyesi’ndeyiz ve Ayşe Barım TCK’nin 309’uncu maddesinden, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni devirmeye teşebbüs." yani ceza yasasındaki en ağır maddelerden birinden tutuklamaya sevk edilmişti.
🔴Sorgusu tamamlandı ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren böyle ağır bir maddeden Ayşe Barım tutuklandı.
🔴Mesele; sıradan bir yurttaşımız, isminin başka bir iddiayla kamuoyunda gündeme gelmesinden sonra, üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen katıldığı iddia edilen bir toplantıdan, Türkiye’nin yakın tarihinde iz bırakan bir gösteriden kaynaklı böyle ağır iddiayla tutuklanmış olmasıdır.
❌ Bu tutuklama gösteriyor ki; hiçbir yurttaşımızın Türkiye’de hukuki güvenlik hakkı yoktur. Eğer hukuki güvenlik hakkımız yoksa, o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk devleti olmadığının işaretidir.
❌ Çünkü, bu adliyeye girersek veya çıkarsak başımıza ne gelebileceğini bilmiyoruz. Hukuk devleti olmanın ölçüsü budur.
❌Bir kez daha bu tutuklamayla tüm yurttaşlarımıza göz dağı veriyorlar. Tam seçim yoluna giderken korkutuyorlar, endişe içerisinde bırakıp yalnızlaştırmaya çalışıyorlar.
🔴 Siyasetçiler bu tip uygulamaları isteyebilir, hukuk dışına çıkabilir ama yargı hepimizin güvencesi olmak zorundadır.
🔴 Bir kez daha Çağlayan Adliyesi’nden söylüyorum: Yargı şu anda hepimiz bakımından ön görülebilir değil, siyasetin aracına dönüşmüş, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyasal gündeminin infazcısı konumuna düşmüş durumda.
🔴 Umutsuz olmaya gerek yok; tüm bunlarla mücadele etmeye devam edeceğiz. #AyşeBarım
Bu bir “hikaye” değil gerçeğin ta kendisi.
Bir 25 Nisan akşamı (2018) Silivri hapishanesinden tahliye edildim. Tahliye öncesinde A Blok 46 numaralı üç kişilik hücrede tek başıma kalıyordum.
Üst katta, duvar dibindeki yatak benimdi. 1,5 yıl o yatakta yattım.
senin o annene yazik annene allah kahretsin seni evlat gibi ne ise yararsin ki sen sik gibi turizm otelcilik kazandin 2 yillik sen uzulme diye sampanya patlatti o anne senin yaptigina bak ahraz orospu
Hayat pahalılığı en çok gençleri vuruyor. Maalesef bir kahve içmeyi bile düşünecek hale geldiler.
O nedenle kahve büfeleri açmaya karar verdik. İlkini, Konak Meydan’da açtık. Yakında üniversitelerin etrafında çoğalacağız. Fiyatlarımız zincir kahve markalarından %50 daha uygun.
Afiyet olsun.🤎
Sayın Adalet Bakanı @yilmaztunc,
Bu size ikinci mektubum. Daha önce cezaevinden yazmıştım, şimdi cezaevi çantamı hazırlarken kaleme alıyorum. Birazdan Maltepe Açık Cezaevi’ne doğru yola koyulacağım.
Biliyor musunuz, benim küçük kızım İtalya’da yaşıyor ve onun sayesinde Avrupa’da oturma iznim var. Ben şu an Avrupa’daki dilediğim ülkeye gidebilecekken, bu topraklarda gazetecilik yapabilmek için cezaevine girmeyi tercih ediyorum. Enayilik gelebilir size, ama n’apayım tabiatım böyle!
Sayın Bakan,
UYAP’ı bilirsiniz, sizin sisteminiz… Hakkımda açılan onlarca davayı takip edebilmek için ben de kullanıyorum ve çok faydasını görüyorum. Lakin, dünkü davamda öğrendim ki, bu sistemi kullanmayan savcılar ve hakimler var.
Lütfen “bağımsız yargı” diyerek sözümü kesmeyin, siz Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun da başkanısınız. Yani mesele bizzat sizi de ilgilendiriyor. Açıkçası, değişen tweet’leriyle çok daha güzel etkileşim alan muhalefet partisi temsilcilerine de yazabilirdim bu satırları, ama anladığım kadarıyla çok yoğunlar. Sağlık olsun, sosyal medyayı etkin kullanıyorlar, onlar da okumuş olurlar… Neyse, konuyu dağıtmayayım.
Şimdi Sayın Bakan…
Yargı mensupları, UYAP vs. diyordum… Dün bir duruşmam vardı. Hani, hakkımda hüküm verilmemesine rağmen denetimli serbestlik hakkımı yaktıran ve beni cezaevine attıran “hakaret” davasının duruşması…
Hayır, duruşmanın 3 saat geç başlamasını mesele etmeyeceğim. Standardım maalesef artık o kadar yüksek değil. Meselem başka. Zira savunmalar alındı, savcı duruşmada esas hakkında mütalaasını verdi (gerekçe bile sunmadan cezalandırılmamı istedi tabii ki), son sözler söylendi… Ama ne oldu biliyor musunuz?
Hâkim Bey, 8 aydır dava dosyasında yani UYAP’ta olan belgeleri (24 Şubat 2023 tarihli ifademle birlikte sunmuştuk) okumadığı için hükmünü açıklamadı!
Evet, yanlış okumadınız, dava dosyasını okumadığını iddia ettiği için… Haliyle, bu garip durum benim yeniden cezaevi çantamı hazırlamama neden oldu.
Hayır, hâkim beyin “ben anlamadım bu davanın hapiste olmakla ne ilgisi var” sorusundaki ilginçliğe girmeyeceğim.
Avukatlarımın aylar önce “şu duruşma tarihini erkene alırsanız, Barış Pehlivan’ın yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimali daha çabuk olabilir” dilekçesini reddetmesini de hatırlatmayacağım.
Hayır, geçen yaz Meclis’ten çıkan ve tecavüzcülerin bile denetimli serbestlik hakkını yükselttiğiniz, onları hemencecik özgürlüğüne kavuşturduğunuz yasayı da (Faydalanma hakkım olmasına rağmen benden esirgediğiniz geçici 10. maddenin 2. fıkrasını kastediyorum, oradan hatırlayabilirsiniz) anımsatmayacağım.
Önceki mektubumda da sormuştum, tekrarlayacağım:
Bir gram suçun dahi olmadığı bir dava yüzünden özgürlüğümden mahrum bırakılan ben, hangi çeteye üye olup ne kadar para biriktirmem lazım? Kusura bakmayın, hâkimin dava dosyasını aylardır okumadığı için ben bugün yeniden cezaevine giriyorsam, bu soruyu sormak zorundayım.
Şimdi 6 gün sonra yeniden duruşmam var. Savcının onca lehimde delile rağmen hapsimi istediği bu davada hâkimin de adil bir karar vereceğini maalesef düşünmüyorum.
Neyse, çok uzattım.
Ben gideyim de cezaevindeki ağır suçluları 6 yıllığına denetimli serbestliğe uğurlayayım…
Bu da geçer!
Barış Pehlivan.
Van Gogh'un 1890 yılında (kulağını kestikten 2 sene sonra) çizdiği “Tutuklular Çemberi” tablosunu daha önce görmüş müydünüz? Tablodaki gizli mesajları gelin bereber inceleyelim.+++
https://t.co/fBXUpDmbkE