29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyet, Anayasasında İslam yazan ve İslam Şeriatı'nın Hukuku olan Mecelle’nin tatbik edildiği İslam Cumhuriyetimizdir!
İçimizde ki mutlu ve putlu ekalliyet, Cumhur’a rağmen; 1924 yılında Hilafet ve 1926 yılında İslam Hukuku kaldırılarak İslami Cumhuriyete son verildi.
Fiilen "Laik" (İslam Hukukunu reddeden) Cumhuriyete geçildi!
Cumhur’u (çokluğu) temsil eden Müslüman halkımıza rağmen baskı, işkence, sürgün ve idamlarla İslam Nizamının adalet, kardeşlik, eşitlik, huzur ve barış gibi insanlığı dirilten ilkeleri; hayatımızda, ailemizde ve devletimizde yasaklandı!
1937’de Devlet’in Dini resmen Laikliğe dönüştürüldü!
Bu gerçekleri bu Milletten saklayan kezzablara (yalancılara) yazıklar olsun!!
Allahımız en kısa zamanda Milletimizi ve Devletimizi yeniden 29 Ekim 1923’teki İslamın insanlığa hayat veren ilkelerine bağlı Cumhuriyete ve İstanbul Merkezli Hilafet ile kardeşlik ve birliğe kavuştursun.
Aminn..
Eğer Sayın Oktay Saral'ın görevden alındığı doğruysa,
Unutulan bir hakikati hatırlatalım:
Müslümanların yüreğinde bir Oktay Saral, binlerce israil dostu ilhaM aliyeV'den daha büyük daha değerli ve daha şereflidir.
Bu konuşmanın nerede ve hangi tarihte yapıldığının hiçbir önemi yok...
Bazı sözler vardır ki;
"Emr-i Bil Ma'ruf
Nehy-i Ânil Münker" şiarıyla kapsayıcıdır!
Dünü, bugünü ve yarınıyla...
🔴 SAYIN CUMHURBAŞKANIM,
BU ÜLKE SAYIN MEHMET ŞİMŞEK’E MAHKÛM MU? ALLAH AŞKINA, BİRİ ÇIKIP AÇIKLASIN.
Adam üç yılı aşkın süredir Hazine ve Maliye Bakanı.
Enflasyon hâlâ milletin belini büküyor.
Hayat pahalılığı can yakıyor.
Esnaf perişan, emekli geçinemiyor, çiftçi üretemiyor, köylü kazanamıyor, memur ve işçi ay sonunu getiremiyor.
Kiralar el yakıyor.
Vatandaşa gelince vergi üstüne vergi, ceza üstüne ceza.
Milletin cebine uzanmaktan başka çözüm üretilmiyor.
Borsa yatırımcısı kan ağlıyor, fon krizleri binlerce insanı mağdur etti/ediyor.
Kredi faizleri yüksek, yatırımcı önünü göremiyor, üretici finansmana ulaşamıyor.
Peki, sayın Mehmet Şimşek hangi başarısından dolayı hâlâ o koltukta oturuyor?
Kim tutuyor bu adamı?
Kefili kim.
Neden vazgeçilemiyor?
Kimin adına bu ekonomi politikalarını yürütüyor?
Bu politikalar kime kazandırıyor, kime kaybettiriyor?
Köylü ağlıyor, kentli ağlıyor. Bakkal, manav, berber, marketçi, restorancı, sanayici, emekli, işçi ağlıyor.
Allah aşkına, milletin bu kadar şikâyet ettiği, vatandaşın hayatını kolaylaştıramayan bir ekonomi yönetiminde neden ısrar ediliyor?
Bu millet Mehmet Şimşek’e mahkûm mu?
Bu ülkenin kaderi bir kişinin koltuğuna mı bağlandı?
Bu ülkenin başka yetişmiş ekonomisti, başka maliye bakanı olacak insanı yok mu?
Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllardır kazandığı millet sevgisi ve güveni, bu ekonomi politikalarının ağır yükü altında neden yıpratılıyor?
Birisi çıksın, Allah rızası için açıklasın.
Mehmet Şimşek’in vazgeçilmez özelliği nedir? Milletin göremediği hangi başarısı vardır?
Bu kadar şikâyete rağmen neden hâlâ görevindedir?
Biz de bilelim, millet de bilsin, AK Parti seçmeni de bilsin.
Çünkü artık milletin sabrı da cebindeki parası da tükeniyor.
Bu millet bir bakanın koltuğunu korumak için değil, insanca yaşamak için çalışıyor.
Millet devlet için değil, devlet millet için vardır.
Devletin görevi milleti vergi ve cezayla bunaltmak değil, milletin refahını artırmaktır.
Bu milletin çektiği sıkıntıların bir açıklaması, bu ekonomi yönetiminin de bir hesabı olmalı.
BU YAZDIKLARIM BENİM KİŞİSEL TALEBİM DEĞİL, GEÇİM DERDİYLE MÜCADELE EDEN MİLYONLARIN TALEBİDİR.
2021’de Nureddin Nebati diye bir adam geldi.
Enflasyon şimdi olduğu gibi %35’lerde gezerken o, %0,99’dan konut kredisi verdi.
Millet kredi çekip ev, araba, arsa aldı.
KKM geldi, parasını TL’de tutana kur farkı garantisi verildi.
Esnaf ucuz krediyle malını stokladı.
EYT çıktı, milyonlarca insan emekli oldu.
Asgari ücrete yılda iki kere zam yapılmaya başlandı.
Araba alan, birkaç ay sonra aynı arabayı daha pahalıya satmaya başladı.
Borsa coştu, borsacılar paraya para demedi.
O dönem borsada olanlar 1 ev parasını 3-4 ev parasına çıkardı.
Çünkü faizler düşüktü, enflasyon yüksekti.
Altının bir yılda %50-60 yükselmesi bile yetersiz geliyordu çünkü her yerden para akıyordu.
Halka arz furyası başladı, millet 10-15 hesaptan halka arza girip bir ayda 3-4 aylık maaşını kazanmaya başladı.
İhracatçı hem kurdan hem ucuz krediden faydalandı.
Ev alan kazandı, araba alan kazandı, borsaya giren kazandı, herkes kazandı.
Millet 10 yıllık kredi çekti, birkaç sene sonra enflasyon sağ olsun, taksiti kuş kadar kaldı.
Bugün o taksitleri öğrenci bile okul harçlığıyla ödeyebilir hâle geldi.
Borcu olanın borcunu enflasyon eritti, malı olanın malını enflasyon büyüttü.
Bir ara kredi bulabilen herkes ne alırsan al, yeter ki TL’de kalma kafasına girdi.
Ev alamayan araba aldı.
Araba alamayan arsa aldı.
Onu da alamayan borsaya girdi.
Borsaya girmeyen halka arza girdi.
Halka arza girmeyen gram altın aldı.
Millet resmen parayı bir yerden bir yere yetiştirmeye çalışıyordu.
Çünkü bugün 100 liraya aldığın şeyin yarın 120 lira olacağını herkes öğrenmişti.
Bu yüzden borçlanıp mal alan herkes parasını katladı.
O dönem borç kötü şeydir sözü bile tersine döndü.
Ne günlerdi be.
Ne kadar eleştirilse de Nebati döneminde kredi bulabilen ve o krediyi iyi değerlendiren herkes bugün rahat.
O dönem çok insan zengin oldu.
Bir daha her yerden paranın aktığı bu denli kazançlı bir dönem görmemiz çok zor.
Çünkü faturasını hâlâ ödüyoruz.
Koskoca adam. Ülkeyi mi yönetsin? Dışarıyla mı uğraşsın? Tehditlere cevap mı versin? Teşkilatlara nizam mı versin? Bu adamın omzundan yük alın. Bir yük de siz olmayın. Ona yoldaş olun. Arkasından vurmayın.
Fatma Betül Sayan Kaya!
63 milyon lirasını götürmüş ÖZATA diye bir şirketin hissesine yatırmış.
Kocası İlyas Kaya'da 100 milyon lirasını yatırmış.
Sonra kazan doğurmuş da doğurmuş. Karı-koca çok kısa bir süre içerisinde yaklaşık 2 milyarlık bir servete sahip olmuşlar. Sonra bakmışlar çarşı karışacak hemen paralarını çekip çıkmışlar.
Para dediysek yanlış anlaşılmasın! Servet! Zira Fatma Betül Sayan bu kadar parayı 'Say'amaz...
Fatma Betül Sayan Kaya yalnız değildir! ÖZATA'nın 30 milyon lotu var. Birkaç yüz bin lotu bu aileye nasip olmuş! Ya diğerleri? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatı açık ve net. Nereye, kime uzanıyorsa uzansın, gereğini yapın.
Her konuda ifade ettiğim hassasiyetimi bir kez daha tekrarlayayım.
Hırsızın partisi olmaz, sapığın partisi olmaz...
Şu sıralar Yeni Partililere bakıyorum da mevzuyu Ekrem İmamoğlu'nun rövanşına çevirmeye çalışıyorlar. İki hadise arasında çok temel farklar var.
Erdoğan Fatma Betül Sayan Kaya dahil bu işe bulaşan hiçbir ismi savunmadı, gereğini yapın talimatı verdi.
Özgür Özel ölümüne savundu. Yahu çocuk tacizcisine, havlucusuna bile sahip çıktı.
Ak Parti tabanı bu son hadise üzerine 'Allah belanızı versin, hakkımızı helal etmiyoruz' dedi.
Özgür Özel'in tabanı hırsızı savunmak için bir an bile tereddüt etmedi. Şehirlerde çadırlar kurup nöbetler tuttu.
Şimdi deniyor ki 'eee ne yapalım, Erdoğan -gereğini yapın- dedi diye madalya mı takalım'!
Erdoğan ismi geçenlerden hiçbirine gidin de 'fonculuk yapın' demedi. Etrafındaki birileri, kurdukları birtakım ilişkiler üzerinden bir büyük ahlaksızlığa karışmışlar. Tüm bu işler de fonların gizli hesapları üzerinden olmuş.
Mesela Tera'nın tasfiyesini İŞ Bankası yapıyor. Bence bu da çok önemli. İŞ Bankası bu tasfiye sürecinde şüpheye mahal bırakmayacaktır.
Peki tüm bunlara rağmen bu fon krizi Ak Parti'yi nasıl etkiler?
Foncuların donuna kadar alır mağduriyetleri giderirse.
Bu fon işine bulaşanları adalete teslim ederse.
Borsa'da bu foncular yüzünden mağdur olan küçük yatırımcının mağduriyetini hızla giderirse.
Yeni yılda emekli maaşlarına beklenen zammı yaparsa.
Topluma bir şey göstermiş olur.
Emekli maaşı meselesinin altını bir kez daha çizmek isterim zira istediğini alamayan emeklinin ortaya koyacağa tepki şu olur.
'Bizim hakkımızı Fatma Betül Sayan Kayalara yedirdiler'.
Bu arada foncuların yurtdışına kaçırmayı başardıkları paraların bir şekilde kuruşu kuruşuna geri getirilmesi gerekiyor.
'Nasıl' sorusunun cevabını sokakta kime sorsan söyler.
Yok öyle alıp kaçmak.
Fon soruşturması işinde neşter geliyor.
Recep Tayyip Erdoğan bu işi çözer.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bu işi çözer.
Adalet Bakanı Akın Gürlek bu işi çözer.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi bu işi çözer.
Yapanın yanına kâr kalmaz!
Kalmayacak!
Yavuz Ağıralioğlu: “‘Başörtüsü yasağını çözdük’ diyerek gurur duydunuz. Başörtülü bakanınız milleti soydu.”
📌Sana olan tüm hüsnü zannımızın bittiği, kendini Ateist Kemalist İslam Düşmanı tiplerle aynı çukura soktuğun andır. Mantıksız militanın tekiymişsin. Tanıyamamışız. Yazık.