Nagehan Alçı: "Bağıra bağıra 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' demek de açıkçası biraz…
Yani Türkiye zaten çok kutuplaştı. Bu, kutuplaşmaya bir çakmak çakmak gibi bir şey geliyor bana."
Bozkurt işaretinden de zafer işaretinden de zılgıttan da halaydan da rahatsız olmuyorum. Aksine bunların zenginliklerimiz olduğunu biliyorum. Bu kazanımı gezide elde etmiştim.
İnsan hakları kisvesiyle terörün, milliyetçilik kisvesiyle ırkçılığın legalize edilmesine kökten karşıyım. İçimizde bu zihniyette kimse yok. Olursa da biz onu dışımıza koyarız. Asla sahiplenmeyiz.
Meslek ve meslektaş için; hukuk üstünlüğü için; insan hakları ve adalet için; laik, demokratik, sosyal hukuk devleti için; Atatürk Cumhuriyeti için samimi mücadelemiz omuz omuza devam edecektir. İstanbul Barosu kutup yıldızıdır. Bu geleneğinden milim taviz vermeyiz…
Arkadaşlar, dengeleri değiştirecek açıklama geldi.
Ruşen Çakır İstanbul ve İzmir Baro seçimlerinden mutlu olmamış.
Hemen seçimleri yenileyin!
@istbarosu@izmir_barosu
30 Euro altındaki ürünlere gümrük vergisi getirme fikrini ortaya atan ve 8 yıldır İTO Başkanı olan Şekib Avdagiç, yeniden aday olduğunu açıkladı.
İstanbul Ticaret Odası seçimleri yarın İstanbul Fuar Merkezi’nde yapılacak. Rakibi ise Türk Milliyetçisi Kaptan Mustafa Can oldu.
Siyasal islamcıların yeni nesil yeşil Türkiye hayalleri maalesef Mustafa Kemal duvarına çarpıp paramparça oldu. Aşırı milliyetçi, sığ kemalist, kafatasçı bir nesil geliyor. Bu nesil önüne geleni İstiklal Mahkemelerinde asar. Benden söylemesi.
Baro seçimlerinin ardından oynanan bu zeybek; yalnızca bir zafer kutlaması değil, İstanbul Barosu avukatlarının bu toprakların ruhuna, milli değerlerimize ve Cumhuriyetimize bağlılığının güçlü bir ifadesidir. Nihayet özlediğimiz görüntülere kavuştuk. 🇹🇷
Mhp bir baro daha kazanmış oldu, olumlu bulmuyorum ama normal karşılıyorum. Türkiye böyle bir dönemden geçiyor, ilk kez de kazanmıyorlar. Tarihte böyle süreçler olur, elli yıl bize uzun gelse de insanlık için kısadır.
İngilizler Halifenin devletini Rus işgaline karşı koruyup borçlarla kendine bağımlı hale getirdikten sonra Hilafetin gücünü kendi sorunlarını eforsuz şekilde çözmek için kullanmışlar. Bunlar da hala korktukları için Hilafetin kaldırılmasını istediler diye algı yapıyorlar.
Hilafet olduğu sürece İngilizler İslam dünyasını sömüremezdi. Hilafeti kaldıracağını bildikleri Mustafa Kemal’i bu yüzden desteklediler…
İngilizleri Hilafetin gücünden korkutan olay…
1857 Büyük Hind Ayaklanması ve
Sonrası
1857'de önce bir gurup askerin başkaldıması olarak başlayan hareket ,kısa zamanda her tarafa yayılmış ve İngilizleri Hindistan'da çıkarmaya yönelik bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmüştü.
Ayaklanma sırasında İngilizler bir kaç sene öncesine kadar Kırım savaşında Osmanlılar’a yardım etmiş olmalarını kendi
lehlerine çok iyi bir sekilde kullanacaklardı. Hindistanlılar, İngilizler’e karşı olan mücadelelerinde
dışarıdan da destek aramışlardı. Tabiatıyla yardım alabileceklerini
umdukları devletlerden birisi de Osmanlı Devleti idi. Elimizde
kesin bilgi olmamakla birlikte, bazı kaynaklar, Hindliler'in bu gaye ile Osmanlılar’a müracaat ettiklerini, fakat bir netice alamadıklarını bildirmektedir.Buna mukâbil, İngilizler hem ayaklanmayı bastırmak için gönderdikleri askerlerin Mısır'dan
geçmesi için Sultan Abdulmecid'den (1839-1861) izin almışlar,hem de onun, müslümanların İngilizler'e karşı savaşmamasını tavsiye eden bir halife iradesi göndermesini sağlamışlardı.Bu irade bütün Hindistan'a yayılmış ve camilerde okunmuştur. O sırada İstanbul'da İngiliz büyükelçisi olan Redcliffe'e göre, Sultan Abdulmecid "İsyancıların işlediği katliamları lanetledi" ve şöyle devam etti:
Müslümanların İngiltere'ye karsı benim kanaatlerimden farklı bir kanaate sahip olduklarını
düşünürsem haksızlık etmiş olurum. Onlar Kırım Savaşında İngilizler’in bize sağladıkları desteği unutmuş olamazlar. Artık müslümanlar ile hristiyanlar arasında düşmanlık söz konusu değildir. Öte yandan, ayaklanmanın neticesinde İngilizler’in başarısı ve Delhi'nin tekrar zaptı, Osmanlılar tarafindan da memnuniyetle karşılanmıştı. Hatta Âli Paşa bu vesile ile İngiliz hükümetine bir mesaj gönderip tebriklerini bildirdi. Ayrıca Sultan Abdülmecid de, ayaklanma sırasında zarara uğrayan İngilizler için açılan yardım kampanyasına bin sterlinlik bir bağış yaptı. Şüphesiz Sultan, Hindliler’in, İngilizlere karşı kendi düşüncelerini paylaştığını zannetmekte yanılıyordu. Ancak bununla birlikte Müslümanlar üzerinde ciddi bir nüfuzu olduğu da bir gerçekti. Bu gerçek İngiliz Başbakanı Palmerstone tarafından, yaptığı yardımlar için Sultan’a teşekkür ederken bizzat dile getirilmiş ve Sultan’ın tavrının “ Onu kendi mezheplerinin en büyük önderi kabul eden Hind Müslümanları üzerinde çok büyük tesiri olacağı” ifade edilmişti. Fakat Sultan’ın bu tesirini belki de en çarpıcı bir şekilde açıklayan şey, 1880’lerde Haydarabad Başbakanı olan Salar Cang’ın şu sözleridir:
Merhum babamın bana sık sık anlattığına göre İngilizler ayaklanmayı kontrol altına almak ve müslümanları kendi saflarına çekebilmek için hilafet makamının manevi nüfuzunu devamlı olarak kullanmıştır. Bu suretle Osmanlılar’ın Kırım Savaşı’ndan dolayı, İngiltere’ye olan borcunun tamamı ödendi.
( Salar Jung “Europa Revisited”, NC, Nov. 1887, s. 503. ayrıca şöyle devam etmiştir “ yerlilerin en savaşçıları, Halife duruma müdahale edince İngilizler’i desteklediler. Aksi halde Hindistan’daki bütün Avrupalılar yok edilebilirdi.