Rüyalar yoğunlaşabilir. Sezgiler daha belirgin çalışabilir. Mantık geri planda kalıyor gibi görünse de aslında zihin, derin katmanlarını yeniden düzenler. Eğer dikkatle dinlerseniz, cevaplar dışarıdan değil içeriden gelir.
#astroloji#MerkuerRetro
Normalde Merkür retrolarını abartmam. Çoğu zaman etkileri gündelik hayatın akışı içinde çözülür, dağılır ve geçer.
Ama bu kez tablo biraz farklı.
Satürn’ün Balık’tan çıkışının hemen ardından retroya dönen Merkür, zihinde askıda kalmış meseleleri görünür kılabilir.
Özellikle bastırılmış düşünceler, yarım kalmış konuşmalar ve bilinçaltına itilmiş duygular tekrar yüzeye çıkabilir. Bu dönem, “yeni bir şeye başlamak”tan çok, zihinsel temizlik yapmakla ilgilidir.
@1satlms Şahane seçim valla bodrum yakınlarında ise ben gelmek isterim 😀 ben de geçen sene doğum günümde çaldırdım, bu sene de pasta gelirken Killer Queen ile gelecek. Kim ne anlarsa artık 😀 ama yeni evleniyor olsam, açılışı bohemian ile yapardım yüzde yüz.
Hadi yıl kartımın şeytan olduğu bu yılı anlatıyorum. Şeytan kartı genel olarak hırs, rekabet, engellemeler, kendi içsel gücünü test etme vs gibi yorumlar yapılıyordu genel olarak fakat ben daha bu yıl döngüme girmeden bunun kendi içimdeki şeytanla yüzleşmek vs gibi bir anlamı üzerinde düşündüm ve sonrasında da saldım. Diyorum ya bu sabah kafama dank etti resmen ve şöyle bir dönüp düşündüm neler oldu diye. Hakikaten çok uygun geçmiş. Şunu da belirteyim profeksiyonda 1.evimi yaşıyorum.
Öncelikle hayatımın en büyük dönüşümlerinden birini yaşadığım, kendi korkularım, egom her ne varsa bir bir yüzleştiğim bir seneydi. Şuan bulunduğum noktayı hiçbir şeye değişmem fakat içinden geçerken çok zorladı.
İnsanlara ilk tanıştığım günden itibaren full güvenen bir tip olarak, insanları biraz daha iyi ayırt edebilmeyi öğrendim, yani bazı insanların negatif Duygu, düşünce ve davranışı seçebileceğini öğrendim. Öğrendim demek belki fazla, en azından kabul ettim diyelim.
Arkamdan dönen ve yüzüme söylenmeyen bir sürü olay er ya da geç önüme düştü.
Kırılmaz, değişmez dediğim kabuğumdan sıyrıldım ve gerçekten neyi istediğimi anladım.
Hayatımın merkezine kendimi koymayı başardım, baya değişik bir his.
Sadece diğerlerini mutlu etmek veya kendimi sevdirmek için yaptığım bir çok şeyi, yapmasam da beni gerçekten seven insanlar olduğunu öğrendim ki, kalanlar bana yetti zaten.
Aslında ben de yazarken fark ediyorum, ilişki sınanması olan bir seneydi, özellikle kadınlarla ilişkilerde.
Aklıma düştükçe eklerim devamını, şimdilik bu kadar. Geçen sene bi eyvah demiştim, gerçekten eyvahlarla geçmesine rağmen asla hiç bir şeyi değişmem.
Tabii tüm bu yazdıklarımı yapabilme gücünü veren kozmik enerjiye, evrene, kanallara ve hocalarıma teşekkürleri bir borç bilirim. ❤️
Bu sene tarotta yıl kartım şeytandı. Ve hayatımda nasıl tezahür edeceğini çok merak ediyordum. Ve kendi yıl döngümün bitmesine 2 ay kala birden aklıma geldi bu. Geçmiş 10 ayı düşününce de şahane çalıştığını gördüm. Bir ara anlatayım size.
Şöyle oluyor Güzellik;
Sen ne dersen de ne anlatırsan anlat vakti gelmemişse uyanmıyor...
Onun seni anlamadığını düşünüyorsun ya! Bu doğru ama sen de onu anlamıyorsun. Daha olgun olduğunu düşünüyorsun ama bazen daha toy davranıyorsun...
Tüm yaşamları gören gözlere sahipsin ama onun geldiği evren hakkında hiç bir fikrin yok...
Aranızda o çok özel bağ olmasa yan yana gelmeniz bile mucizeydi...
2022'nin onun için ne anlama geldiğini sorsan hiç bir şey ifade etmediğini söyleyecek.
Karşılaştığınız yıl, ay gün ve tüm mucizeleri tüm eş-zamanlılıkları, hayatınızdaki ortak döngüleri ve sana göre tüm işaretleri gözünün önüne sersen onu asla etkilemeyecek...
Ağır uykudaki birisi masal dinlemeyi bırak korkmaya bile üşenir...
O yüzden ona kendi hakikatini anlatmak senin görevin değil... Sistemin işi...
Eğer karşısına çıktıysan "geldim buradayım artık dediysen" tamam. Şimdi geri çekil ve gerisini hayatın bilgeliğine bırak...
İşaretleri görürse seni bulur. Göremezse başka sefere...
Hicri 1444 ve öncesinde tanışanlar için süreç devam ediyor. Sistem kendi içinde dengesini bulmayan Eril ve Dişilleri derhal birbirinden uzaklaştırıyor... Ve bunun istisnası olmuyor...
İsterse buluşmuş ve evlenmiş dahi olsalar ikiz alevler tekâmül sözü ile geldiklerinden dolayı en küçük hatalarında derhal uzaklaştırılıyorlar...
Onlar en güzel hayat dersini acı ve ayrılık ile anlayabiliyor... 7. Çakra açık ve bünyeleri buna müsait...
Aynalık-aynılık-ayrılık... İkiz alevlerin en önemli göstergeleri..
Sevenleri onları birbirlerine çok yakıştırıyor.
Hatta aynı görmeye başlıyorlar. Bir araya geldiklerinde nasıl saf bir enerjiye dönüştüklerini kendileri çok hissetmese de etraftaki herkes fark ediyor ve dillendiriyor...
Ama derinlerde birbirlerine duydukları şefkat (öz şefkat) duygusu, karmik yaralarından dolayı birbirlerine zarar vermeme prensipleri ve uzak kalmaya razı oldukları çok sağlam kontratları var...
Bu yüzden ruhsal arenada yaptıkları muhteşem tango 3B realitesinde gladyatör savaşları gibi tezahür ediyor...
Sistem iki tarafın da yaralarını birbirine çok hızlı bir şekilde gösteriyor. Normal dünyevi ilişkilerde yıllar sürecek olan tüm ağır süreçler ikiz alevlerde çok hızlı yaşanıyor...
Birbirlerinin ruh DNA'sına sahip oldukları için karşıdakini kendi kadar iyi tanıyabiliyorlar...
O yüzden hiç kimsenin görmediği görse de dile getiremediği tüm gölge yanlarını MR cihazı gibi tarayabiliyorlar...
İkiz alev mertebesini seçmiş olan ruhlar artık daha azına razı olmadığı için diğer dünya imtihanlarını daha çabuk ama daha acılı atlatıyorlar...
Çoğu işleri kolaylaştırılıyor onlar farkında bile olmadan. Aslında daha da kolaylaştırılır ama çoğu zaman Yaratıcıya şükür ve teslimiyet içinde olmaları gerektiğini unutuyorlar... Ahhh şu asır!
4 ve 7. çakranın ne demek olduğunu pratik ile öğrenmeleri gerek...
Zaten indigo oldukları için sorunlu bir aileyi tercih etmiş ve sorunlu bir çevrede hatta ülkede büyüyerek hızlandırılmış eğitimlerden geçiyorlar... Tüm indigolar ikiz alev olmuyor. Ama analizlerde gördüğüm her ikiz alev (adayı) mutlaka indigo çıkıyor...
İkiz alevinin mutluluğu için onun tekamülüne müdahale edenler (çoğunlukla dişil yapıyor bunu) sistem tarafından tecrit ediliyor... Samimi bir tevbe ve arınma ile takrar kapıdan içeri alınıyor...
İkiz alev yolculuğunu unutan genellikle Erillere de daha çok dünya meşgalesi veriliyor. İkiz alevini çözmekten kaçtığı için onun versiyonları olan yüzlerce insan ile sınanıyor...
İkiz alevini kaybetmemek için illegal yollara başvuranların tecrit süresi uzatılıyor... Bu yolları bahsetmeye gerek yok sanırım.
Genellikle İkiz alev eril, dişili uyandırıp tekamülünü başlatıyor demiştik. Bunlar değişen enerjiler olduğu için bazen Dişil bedendeki eril erken uyanabiliyor, bazen de erkek bedendeki dişil...
Manipülasyon her iki tarafta da var. Çünkü iki tarafın da 10. çakraları açık. Telepati, durugörü, telekinezi ve üst düzey şifa becerileri de var...
Bu yüzden ikisi de saf çocuk değil. Ama 9. Çakra vazifesinde olan ikiz alevler gerçekten masum bir çocuk, Mevlana ve Yunus Emre oluyorlar..
Eğer bir taraf manipüle olmak istememişse asla olmuyor... İkiz alevlerin birbirlerine zarar vermediklerini söylemiştik hatırlarsan Güzellik.
Evet zarar veremiyorlar. Ama kendi kendilerini manipüle ederek girdikleri çukurlarda temizlemek istedikleri karmaları oluyor...
Kandırmışlarsa kandırılmayı seçiyorlar, bencillik (ediyorlarsa, etmişlerse, edeceklerse) bencil ruhlarla sınanıyorlar... İhanet varsa ihanet edilmeyi seçiyorlar... Kendilerini dönüştürene kadar çevre dönüşmüyor. Önce aileden başlayarak zorlu imtihanlardan geçiyorlar...
Bu arınmalara gönüllü olurken nötr bir duygu ile (yani duygusuz) ruhun nur fazında kontratlar yapılıyor...
"İkiz alev yolculuğunda olduğunu kalbin bilir" demiştim Güzellik. Zaten senin varoluş sancıların hatırladığın en küçük yaştan başlamıştı. Kendini bu gezegene ait hissetmediğini ama gelmişken de biraz keyif yapayım dediğini biliyoruz :)
Aidiyet hissetmediğini sorumluktan kaçtığını...
Konu Vazife Planı olunca kaçtığın oluyor değil mi...
Altından kalkamama korkusundan...
Ölüm değil de çaresizlik korkusundan...
Bu tekamül okulunda insanlığa karşı inancın da sınanıyor. Taki 6.çakranı açana kadar...
Ama merak etme Sevgi planında bedenin yarı süptil hale gelince korkunun anlamsızlığını da öğreniyorsun...
Vazife planında ilahi görevlere talip olanların ölümsüz olduğunu öğrendiğin gibi...
Yeri gelmişken "vazife istenmez verilir" demiştik, Talip olabilirsin ama gönülde... "Bana şu vazife verilsin, paşa olmaya talibim" diyemezsin. Bunu istemek gösterişe girer ve riyakârlık olur.
Belki Cenab-ı Hakkın senin için muradı ilahisi o değildir.
Belki senden sadece esnaf olmanı ister, ya da sadece şifacı... Belki senin bir köşede sessizce hizmet etmeni murat etmiştir şöhret ve riya ile tüm kazanımlarını kaybetmemen için. Belki çiçekçi, simitçi ya da ev hanımı, belki kendi halinde bir zanaat erbabı olmanı... Belki şöhretperestlik ve hubbu cah ile onun rızası olmayan halleri nefsin yine hoş gösterecek ve nice dev kametleri yıktığı gibi seni de yıkacaktır... Murad-ı İlahiye güvenmek iman ve teslimiyettendir (7. çakra) Tersi ise söylemeye gerek yok sanırım...
"Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır. Bu mânilere ve bu şeytanlara karşı ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir." diyen zat boşa söylemiyordu...
İnsan yaratılış itibariyle gayet zayıf, çok aciz ve nefsi itibariyle de kötülüğe meyillidir. (Yusuf 53)
Bunun için de sonsuz bir kudrete dayanması, O’nun inayetine mazhar olması iktiza eder. Allah’ın sonsuz kudretini en kısa ve kolay yoldan kazanmanın vesilesi ise ihlastır. Çünkü ihlas Allah’ın rızasını her şeyden üstünde görmektir.
İhlası ile sonsuz kudrete istinad eden bir mümin, önündeki manileri aşmakta ve hayra ulaşmakta zorluk çekmez.
O yüzden arınmak, bu yolun şiarıdır.
Bolca arınmak ve ihlaslı olmak..
Sevgiyle kal güzel ruh..
~akaşa~
Müzikterapist ve frekans uzmanı @Heimurr un bir seneyi aşkındır üzerinde çalıştığı Zodyak Projesi tamamlandı ve Jüpiter frekansı yayınlandı. Tüm astrolog arkadaşlara ve astroloji sevdalılarına duyurulur. 💞
https://t.co/YlfodkllQZ
Kanalı takip etmeyi unutmayın 💞
@zodyakbeybisii Of çok fena gerçekten. İnanılmaz sakin, sabırlı ve anlayışlı biriyim fakat bazen bir an geliyor, asla kibarlığımı bozmadan öyle bir laf ediyorum ki, olacak iş değil:) aşırı kibarlıkla nasıl pislik olunur = Merkür terazi 😀
Ay burcu Koç olan kişilerin anneleriyle ilişkileri, dinamik, canlı ve aktif bir şekilde şekillenebilir. Koç burcu, cesaret, bağımsızlık ve enerjiyle ilişkilendirilirken, Ay ise duygusal ihtiyaçlarımızı ve annelik enerjisini temsil eder.
Ay burcu Koç olan kişiler, anneleriyle bağımsızlık ve özgürlük arasında denge kurmaya çalışabilirler. Onlar için önemli olan, bireysel kimliklerini geliştirmek ve kendi yollarını bulmaktır. Bu nedenle, anneleriyle ilişkileri genellikle rekabetçi ve mücadeleci olabilir. Bu kişiler, kendilerini ifade etmek ve bağımsızlıklarını korumak konusunda güçlü bir arzu duyarlar.
Ancak, bu ilişkide bazen çatışmalar yaşanabilir. Anne,daha fazla rehberlik veya kontrol etme eğiliminde olabilir. İkisi arasında güçlü bir bağ olmasına rağmen, bağımsızlık ve kişisel özgürlük arasındaki dengeyi bulmak zor olabilir.
Ay burcu Koç olan kişilerin anneleri, genellikle enerjik, cesaretli ve mücadeleci kişiliklere sahip olabilir. Onlar, çocuklarının yeteneklerini ve bağımsızlığını desteklerken, aynı zamanda biraz rekabetçi bir tutum sergileyebilirler. Bu kişilerin anneleri, özgüvenlerini güçlendirmek için cesaretlendirici ve destekleyici olabilirler.
Bu ilişkide, anlayış, iletişim ve saygı temel unsurlardır. Ay burcu Koç olan kişiler, anneleriyle empati kurmayı ve farklılıkları kabul etmeyi öğrenmelidir. Aynı şekilde, anneleri de çocuklarının özgürlüklerini ve bireysel kimliklerini desteklemek için onlara alan tanımalıdır.
Sonuç olarak, Ay burcu Koç olan kişilerin anneleriyle ilişkileri, canlılık, bağımsızlık ve rekabetçilik temalarını içerebilir. Bu ilişkide dengeyi bulmak ve anlayışlı bir iletişim kurmak önemlidir. Her iki taraf da birbirlerinin bireysel kimliklerine saygı duyarken, sevgi ve destekle birbirlerini güçlendirebilirler.
.
.
.
.
https://t.co/Gc9wdHcTVJ
Koç - Terazi , 1-7 aksı, ben-sen aksı. hayatın temeli ben, ve dışarıya açıldığımız nokta sen. tüm "sen"ler birer ayna. bak bakalım o aynada neler var. beğendiğin, beğenmediğin her şey sen.
bugün başına gelen her şey, ödediğin bir bedel. ektiğimizi biçmeden ölmüyoruz evet. ama ektiğimizi aynı hayatta biçeceğimiz söylenmedi. o yüzden soruyorum, sen acaba bugün, hangi hayatta yaptığın neyin bedelini ödüyorsun?
unutma, evren kendisinden alınanı yerine koymadan bırakmaz.
12 Temmuz Günün Yorumu: Gün, kendini ifade etme, kimlik ve şifa ile ilgili olası bir zorluk veya rahatsızlık işareti olan Güneş-Chiron kare açısıyla başlıyor.
Bu etki, 15:04'te kesinleşiyoe ve etkisi tüm gün boyunca devam ediyor. (+/-3 gün)
Bu nedenle, gün boyunca yaralarla yüzleşme, zayıflıkları ele alma ve içsel şifa ile kişisel gelişimi arama gibi deneyimlerin etkilerini hissedebiliriz.
Ay, gün boyunca istikrarlı bir duygusal enerji sağlayarak Boğa burcundaki yolculuğuna devam ediyor.
15:29'da, Ay-Güneş sekstili kesinleşiyor, duygularımız ve benlik algımız arasında uyum ve denge getiriyor.
Bu açı, kendine güveni, yaratıcılığı ve duygusal refahı artırır.
Günün ilerleyen saatlerinde, 19:41'de Ay, Uranüs'le kavuşacak ve duygusal atmosfere bir sürpriz, yenilik ve öngörülemezlik unsuru getirecek.
Bu birliktelik bizi değişimi kucaklamaya, yeni olasılıkları keşfetmeye ve rutin ya da kısıtlayıcı kalıplardan kurtulmaya teşvik eder.
Genel olarak gün, uyumlu ve istikrarlı bir enerji taşıyor.
Yeni deneyimlere ve ortaya çıkabilecek benzersiz fırsatlara açık olmamıza izin vererek, istikrar ve kendiliğindenlik arasında denge bulma zamanı. #astroloji #AstrolojiBurçYorumları