Basına ve Kamuoyuna
İnsan Hakları Derneği olarak, 1 Temmuz 2026 tarihinde Çanakkale’de NATO operasyonu kapsamında ev baskınlarıyla gerçekleştirilen, aralarında İzmir Barosu’na kayıtlı, Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şube Sekreteri Av. Veysi Çetin’in de bulunduğu kişilerin gözaltına alınmasını ve gözaltı sürecinde yaşandığı aktarılan ağır hak ihlallerini kaygıyla takip ediyoruz. Av. Veysi Çetin’in müvekkillerinin davetiyle katıldığı uluslararası bir etkinlik sırasında, avukatlık faaliyetiyle bağlantılı biçimde ve soruşturma izni alınmaksızın gözaltına alınması; 24 saati aşan süre boyunca kendi seçtiği avukatlarıyla ve baro yöneticileriyle görüştürülmemesi, savunma hakkı ve kişi özgürlüğü bakımından açık bir hukuksuzluktur.
Tarafımıza ulaşan bilgilere göre Çanakkale’de gözaltında tutulan kişilerin özel müdafileri hazır bulunmasına rağmen avukatlarıyla görüşmeleri engellenmiş, CMK’dan avukat istediklerine dair belgeler imzalatılmaya çalışılmış, şifahi sorgular yapılmış ve zorla örgüt üyesi olduklarına dair belge imzalatılmak istenmiştir. Bununla birlikte vegan kişilere uygun yemek verilmediği, verilen yemeklerden dolayı bir kişinin iki gündür kustuğu, gözaltına alındıktan sonra yapılan doktor muayenelerine polislerin girdiği, arada yalnızca ince bir perde bulunduğu ve doktorların şikayetleri kayıt altına almadığı yönündeki iddialar son derece ağırdır. Bu uygulamalar işkence ve kötü muamele yasağı, mahrem sağlık muayenesi hakkı ve insan onuruyla bağdaşmamaktadır.
Çanakkale Barosu’na da açık çağrımızdır: Seçilmiş müdafileri bulunan kişilere, bu müdafilerle görüşmeleri engellenerek CMK üzerinden avukat atanması savunma hakkının güvencesi değil, savunma hakkının etkisizleştirilmesine aracılık eden bir uygulamaya dönüşmektedir. Baro, özel müdafilerin devre dışı bırakıldığı koşullarda CMK görevlendirmesi yapmamalı; gözaltında tutulanların kendi seçtikleri avukatlarla derhal ve mahrem biçimde görüştürülmesi için aktif sorumluluk üstlenmelidir. Ayrıca baro yöneticilerinin gözaltı merkezlerinde yaşanan hak ihlallerini yerinde incelemesi, avukatların kriminalize edilmesine karşı açık tutum alması gerekmektedir.
Yetkilileri; Av. Veysi Çetin ve aynı operasyon kapsamında gözaltında tutulan herkesin derhal serbest bırakılması için işlem yapmaya, seçilmiş avukatlarla kesintisiz ve mahrem görüşme hakkını sağlamaya, CMK ataması yoluyla savunma hakkını etkisizleştiren uygulamalara son vermeye çağırıyoruz. Gözaltında tutulanların kolluk bulunmaksızın bağımsız hekimlerce muayene edilmesi; vegan beslenme, hijyen, sağlık hizmeti ve kötü muameleden korunma haklarının güvence altına alınması zorunludur. İşkence, kötü muamele, zorla belge imzalatma, avukatla görüştürmeme ve sağlık muayenelerine kolluk müdahalesi iddiaları hakkında derhal etkili, bağımsız ve tarafsız soruşturma başlatılmalıdır.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
Devlet bu kadına bir yaşam borçlu, ölüm değil. İnanılmaz bir eşik aşılıyor. Koruyucu hiçbir mekanizma işletilmemiş, çektiği acıların tamamının sebebi politik. Devletin sorumluluğunda bir insan defalarca cinsel saldırıya uğramış, izole edilmiş +
Korkunç bir örnek. Korkunç bir rıza inşası. Seni öldürmeyi toplum olarak devlet olarak başaramamışız, bakımını da üstlenmiyoruz, he dersen iğneyle kolayca hallederiz. Yaşlanınca ötenazi ikna odaları kurulacak bizim için. Ötenaziyi tartışmayın bile, bakım hakkını tartışın.
A.K. 16 yaşında lise öğrencisi bir kız çocuğu.Bir paylaşım nedeniyle tutuklanıyor.Cezaevinde günlerce temiz elbiseleri kendisine teslim edilmiyor. Çıplak aramaya maruz kalıyor.Yetmiyor adlilerin yanında tutulup saldırıya uğruyor.
Bir çocuğa daha ne kadar işkence yapılabilir?
Her sabah 5'te bizi uyandırmak için zıplayıp banyo kapısını açar, sonra dönüp bize bakarak uyanmamızı bekler, yerimizden kalkmazsak zıplayıp dış kapı koluna asılır, o da olmazsa odamdaki balkon kapısını ben kalkana kadar tırtıklar. Yıllardır uykusuz geziyoruz, sağ olsun.
Bana kedinin/köpeğinin yaptığı en sinir bozucu ya da delirtici şeyi söyle ama ‘tüy döküyor’ gibi şeyler değil, tamamen saçma olanlardan
Bella ben nerede uyuyorsam aksi yerde uyuyor. Yatak odasında uyursam gider salonda yatar, salonda yatarsam sabaha kadar yatağımda uyur.
Tedavi görmesi gereken bilinçsiz haldeki Adufu çöp poşetine sarılı halde ve bir sandalyede ordan oraya taşınıyor,
“yargı” işlemlerine uğruyor, tutuklanıyor.
Uyarılarımıza rağmen o haliyle cezaevine götürülüyor ölüme sürükleniyor.
Bu korkunç olayın şahidiyiz ve takipçisiyiz
Acısı aylardır kalbimizde ve mücadelemizde. Cesedinin fotoğraflarını paylaşmayacağım. Onu bu sevgi dolu bakışlarıyla analım ve yarın İzmir Adliyesi 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek ilk duruşmada 'Ponçik için Adalet' diyelim.
Fotoğraflarda gördüğünüz dünya güzeli Ponçik, İzmir'de bir sitenin bahçesinde yaşıyordu. Anüsüne bıçak sokularak ve derisi yüzülerek katledildi. Hayal dahi edemeyeceğimiz bir eziyetle minicik varlığı vahşice yok edildi.
İzmir Kemalpaşa'da beslediği köpekler sebebiyle uzun süre komşusunun hedefinde olan ve komşusu tarafıdan evine açılan ateşle vefat eden Şevket Yerdeşen'i hatırlarsınız. Ondan geriye kalan ve canı pahasına koruduğu köpekleri ailesi artık istemiyor. Yuva arıyoruz.
Fail olup olmamanız dışında, hukukun üstünlüğünü savunmak adına bütün ifşaları yok saymak, bu ifşalardaki sistematik kadın şiddetini görmezden gelmek eril tahakkümdür. Suç ve suçsuzluk üzerinden bir kadınla dayanışamazsınız, hem de bu anayasa zemininde.
Mahallesine varmasına duraklar kala avucunun içinde anahtarını sıkı sıkıya tutan, gülüşlerin, pis bakışların yanından dişlerini sıka sıka geçmek zorunda kalan, güvenmek istediği dünya ve erkekler tarafından hayal kırıklıgına uğratılan kız kardeşlerimizin yanı bizim yanımız da.
Hayat boyunca başımıza gelen her şeyden mesul ve suçlu hissettirilmiş, türlü şiddet, baskı, taciz ve nicesinin içinde kendimizle barışabilmek için bile bitmez tükenmez savaşlardan geçmiş, geçen kadınlar olarak tacizcilerle empati kurmaya zorlandığımız günlerden geçiyoruz :)