Bu Hainliği Ömrümüzün Sonuna Kadar Unutmayacağız Yeni Nesillerede 15 Temmuz Destanını Anlatacağız.O Hain Gecede Ankara Etimesgut Zırhlı Birliklerde Hainlere Karşı Direnişimiz.#15Temmuzdaoradaydım
📍Edirne
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın teşrifleriyle gerçekleştireceğimiz Selimiye Camii’nin restorasyon sonrası yeniden ibadete açılışı ile yapımı tamamlanan eser ve projelerin toplu açılış töreni öncesinde alanı ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledik.
Edirne hazır, Liderimizi bekliyor!
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan:
Siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de Kızılayımız, bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı.
7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptı, aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti.
Ateşkes sonrası başlattığı Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psikososyal destek faaliyetleri ifa ediyor.
Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor.
Gazze’nin yanı sıra, siyonist barbarlığın hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır.
Geçtiğimiz sene 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışı ile yeni bir rekora imza atan Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor.
Bugün temelini attığımız Çubuk ilçemizdeki 130 bin metrekare alana sahip Protürk fabrikası da bunlardan biridir.
Protürk projesi ile kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz.
Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız.
Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz.
Ülkemiz ve milletimiz için şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyor; projede emeği geçen tüm kardeşlerimi ayrı ayrı kutluyorum.
Siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de Kızılayımız, bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı.
7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptı, aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti.
Ateşkes sonrası başlattığı Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psikososyal destek faaliyetleri ifa ediyor.
Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor.
Gazze’nin yanı sıra, siyonist barbarlığın hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır.
Bugün tevdi ettiğimiz Kızılay Ödülleri’nin sahiplerini tek tek tebrik ediyor; dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
“Herkes İçin Esenlik ve Güvenli Yaşam” vizyonuyla fedakârane bir ruhla çalışan Kızılayımızın her bir mensubuna selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Kızılayımıza canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Saldırıya uğrayan basın mensubu arkadaşlarımızın hepsine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz, her zaman hepsinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.
Birisi protesto edebilir, eleştiride bulunabilir ama dediğiniz gibi yayını engelleme veya o yayını yapan kişiye fiziki saldırıda bulunma, yakın zamanda biliyorsunuz bunu bir CHP milletvekili gerçekleştirdi, muhakkak surette bunun müeyyidesinin olması lazım.
Basın mensuplarına çalıştıkları televizyon ve yayın organının yayın faaliyeti bakımından eleştirenler oluyor ama fiziki saldırılar bir tek CHP'nin mitinglerinde ve toplantılarında meydana geliyor. Orada bir CHP milletvekilinin bu saldırısı da söz konusu oldu.
Bu ahlaki bir sorundur. Esasında Özgür Özel ekibine ait o milletvekilinin o saldırısından sonra partinin parti hukuku gereği gereğinin yapılması icap ederdi. Yapılmaması bu şiddetin aslında teşvik edildiği anlamına geliyor.
Dolayısıyla buna karşı daha güçlü bir duruş sergileyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın.
Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen Telif Hakları Sempozyumu’na katıldık.
Dijitalleşmeyle birlikte medya alanında yaşanan dönüşüm, telif haklarının korunmasını ve emeğin karşılığının güvence altına alınmasını her zamankinden daha önemli hâle getirmiştir.
Basın emekçilerimizin, yayıncılarımızın ve içerik üreticilerimizin haklarını gözeten adil ve sürdürülebilir bir medya ekosisteminin güçlenmesini kıymetli buluyoruz.
Bu önemli başlığın ele alındığı sempozyumun hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.
Uluslararası düzeyde Netanyahu'nun sürekli savaş peşinde koşmasının Amerika Birleşik Devletleri’ni zor duruma soktuğunu ABD Senatosu'ndaki bazı üyeler ifade ediyorlar.
Yine İran'la yürütülen barış müzakereleri ve ateşkesin kalıcı hale gelmesiyle ilgili müzakereleri yürüten Amerikalı yetkililerin, İsrail İstihbaratı tarafından dinlendiğine dair birtakım haberler çıkıyor.
Başkan Trump da Netanyahu'ya, şimdiye kadar belki sayısı 10'u bulmuştur, uyarılarda bulundu. Günün sonunda kendi haline bırakıldığı takdirde bu katliamcı şebeke hiç durmayacaktır.
Bunlar Orta Doğu'da herkesi hedef aldığı gibi yarın bir gün dönüp Avrupa Birliği'nde de herkesi hedef alacaktır. Zaten bunların aparatlarının sadece Mescid-i Aksa'yı ve camileri değil kiliseleri, Hristiyan din adamlarını da nasıl hedef aldığını hep beraber görüyoruz.
Dolayısıyla birtakım doğru sesler yükseliyor ama bu henüz bir politika değişikliğine tekabül etmiyor. Burada esas olan İsrail'in bu eylemlerinin mutlak surette kesin bir şekilde durdurulmasına dönük adım atılmasıdır. Ancak ona politika değişikliği diyebiliriz. Evet, bazı emareler var ama politika değişikliği tanımının içine girecek düzeye gelmemiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımız konuştuktan birkaç dakika sonra soykırımcı hükümetin Başbakanı Netanyahu ve soykırımcı hükümetin üyeleri sürekli bir açıklama yapmayı bir adet haline getirdiler. Buradan anlıyoruz ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın grup konuşmalarını anbean izliyorlar, birkaç dakika sonra da kendilerince cevap bizce hezeyan olan birtakım açıklamalarda bulunuyorlar.
Birincisi, Netanyahu'nun söylediğinde şöyle bir ifade var. Diyor ki, “İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur.” Yani bu dünyanın en büyük yalanıdır, bu yaptığı açıklamada kullandığı ifade. Yeryüzünde Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna dair inanacak hiç kimse yoktur.
İkincisi, Türkiye'yi Kürtlere soykırım yapmakla suçluyor. Bu tabii onun sık sık kullandığı bir kara propaganda. Bunun tabii bir acısı var, o da şu: İran'a saldırdıklarında İran'daki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için bir lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Onun için sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye'yi karşı karşıya getirme gibisinden bir politikayı gütmeye çalışıyor, bunu tabii bazı Araplarla ilgili yapıyor, Dürzi kardeşlerimize ilgili yapıyor, Nusayri kardeşlerimiz, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor, bazı Şii kardeşlerimizle ilgili olarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım deyince akla gelen şebeke Netanyahu şebekesidir.
İçişleri Bakanımızın açıklamasını yayılmacılık ve işgalcilik, fetihçilik gibi kodlamaya çalışıyorlar, bununla hiçbir ilgisi yok. İçişleri Bakanımız her Müslümanın kalbindeki Kudüs sevgisini ifade etmiştir. Her Müslümanın kalbinde Kudüs sevgisi eşsiz ve biricik bir yer tutar ve burada İçişleri Bakanımız bunu sembolizm olarak ifade etmiş ve her Müslümanın kalbinde olan Kudüs sevgisinin kendi kalbindeki ifadesini de o sembolik ifadelerle ortaya koymuştur.
Dolayısıyla işgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikme Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Şimdi Gazze'yi işgal ediyor, bir türlü ikinci aşamaya geçilemiyor, Batı Şeria’ya aynısını yapmaya çalışıyor. Yeni siyasi hırsızlık diyebileceğimiz yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor, Litani Nehri’ne kadar Lübnan'ı işgal etti, oradaki Lübnan vatandaşlarını o bölgeden uzaklaştırdı, sonra bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir. İçişleri Bakanımızın o sözlerinden o anlamları çıkarmak son derece akıl dışıdır.
Burada acı olan Netanyahu hükümetinin bu soykırımcı bakanlarının kullandığı dille bazı içerideki muhalefet odaklarının aynı frekanstan bu konuyu ele almasıdır, bu son derece üzücüdür. Lütfen o muhalefet odakları İsrail'le o soykırımcı bakanın açıklamalarına baksınlar ve ondan sonra kendi yaptıkları açıklamaları yan yana koysunlar ve bu paralellik nasıl ortaya çıkmıştır, bunun siyasi sonuçları nedir, bunun ahlaki sonuçları nedir, bununla yüzleşsinler.
AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil; CHP’nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir.
Bizim mücadelemiz, ellerine fırsat geçse Türkiye’yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm heveslileriyledir.
CHP’nin 38’inci kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP’lilerdir.
Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir.
“Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim” diyenler, aynı şekilde kendileridir.
Dün “halkın umudu” dediklerine bugün “hain” damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir.
Bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince gündem oluşturma çabasındaydı.
7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tabloyla hepsi birden ortalıktan kayboldu.
Düne kadar avazı çıktığı kadar bağıranların üç gündür sesi soluğu çıkmıyor…
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantımızı gerçekleştiriyoruz.
Toplantımızın ülkemiz, milletimiz ve partimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız @RTErdogan:
"Şunu bir kere daha sizlere ve aziz milletime hatırlatmak durumundayım:
Tembel muhalefetten, vizyonsuz muhalefetten, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez."
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız @RTErdogan:
“Beyler, kusura bakmayın; siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz.
Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların, suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız.”