Haluk Levent, polise ifade verirken eski İçişler Bakanı Süleyman Soylu hakkında konuşunca tutanağa geçirilmediğini öne sürüyor. Bu nedenle ifadeye ara verilmiş. Süleyman Soylu hakkında sözleri kayda alınmayınca susma hakkını kullanmış. Avukatlar bu konuda tutanak tutmuş.
Haluk Levent, emniyette verdiği ifade sırasında söylemek istediği bazı hususların tutanağa geçirilmediğini öne sürdü.
Paylaştığı ifade tutanağında, “tutanağa geçirilmesini istediğim politikacılar ve devlet kurumlarıyla ilgili cevap vermek istediğim konuların soruyla alakalı olmadığı söylendi” ifadeleri yer alıyor.
Avukatı ise “savunma hakkımız kısıtlanmıştır, bu nedenle detaylı savunma veremiyoruz” beyanını tutanağa geçiriyor.
Avukatların düzenlediği ayrı tutanakta da, Haluk Levent’in bazı beyanlarının ifade tutanağına geçirilmediği yönündeki itiraz kayıt altına alınmış.
Şuan olaya tamamen tarafsız bir gözle bakıyorum. Ve şu soruları soruyorum:
1– Her sene AHBAP derneğini denetleyen ve sorun bulamayan İçişleri müfettişlerine de soruşturma açılacak mı?
2– Haluk Levent gözaltına alındığı esnada çadırcı Kerem Kınık’ın artist artist twitler atması normal mi?
3– Tam operasyon esnasında bakan beyin Kızılay’a bağış dekontu paylaşması normal mi?
4– Operasyondan 1 gün önce Ekrem İmamoğlu-Haluk Levent-Escort ifadesini trollerin aynı hesaplardan paylaşması normal mi?
5– Soruşturmadan tüm bu kişilerin önceden haberi var mıydı? Haberleri varsa soruşturmanın gizliliğini ihlal değil mi?
Bu durumda insanların “her şey planlı” demesi haksız mı?
BTK'nın İnternet üzerindeki yetkilerinin Siber Güvenlik Başkanlığına devredilmesini öngören ve 3 Temmuz 2026'da TBMM'ye sunulan kanun teklifi, erişim engelleme, içerik denetimi ve bant daraltma yetkilerini güvenlik bürokrasisinin elinde topluyor; SGB'ye ayrıca sınırları belirsiz "tedbir" ve resen müdahale yetkileri veriyor.
Teklif, sosyal ağları, oyun platformlarını, veri merkezlerini ve İnternet altyapısını güvenlik merkezli tek bir emir-komuta zincirinde toplarken denetimsiz bir "uçtan uca sansür ve gözetim omurgası" kuruyor.
Bu düzenleme basit bir kurumsal devir değil, mutlak bir dijital itaat mimarisidir.
İfade Özgürlüğü Derneği'nin basın açıklamasının tamamı: https://t.co/wg6I7xPF0J
DİKKAT : Mnemiopsis leidyi!!!
Marmara Denizi'nin tamamını kapsayan 10 günlük çalışma esnasında Yalova, Değirmendere ve Eskihisar hariç (İzmit Körfezi) dalış yaptığımız her yerde, özellikle Silivri-Gelibolu hattında çok yoğun, bilimsel adı Mnemiopsis leidyi olan deniz taraklısı gözledik.
Atlantik kökenli denizanası benzeri taraklı M. leidyi, 1980 yıllarda Karadeniz'e yabancı istilacı tür olarak geldikten sonra hamsi avcılığının çöküşü ile gündemimize girdi. Çünkü hamsi lavaları ile aynı besini yiyor. Hatta besin kıtlığında hamsi yumurtalarını tüketiyor. Hamsinin üreme sezonu olan ilkbahar yaz aylarında hızla çoğalarak hamsi ile besin rekabetine giriyor. Bu rekabet her zaman M. leidyi lehine sonuçlanıyor. Altta Prof. Dr. Ahmet KIDEYİŞ hocamızın bunu ortaya koyan yayınında kullandığı grafiği inceleyebilirsiniz.
İkibinli yılların başından itibaren Adriyatik Denizi'nde başlayan M. leidyi artışı orada da hamsi populasyonunun azalmasına neden oldu (https://t.co/m8wqkFYZU0).
Marmara ve Adriyatik denizlerinde müsilaj sonrası M. leidyi artışı tesadüf değil.
Yüksek kirlilik plankton artışına, plankton artışı ise M. leidyi gibi yabancı istilacı türlerin artışına neden oldu. Şüphesiz iklim değişimine bağlı deniz suyu sıcaklıklarındaki artış da denizanası vb. organizmaların çoğalmasını destekliyor.
Bu yıl Marmara'da gözlediğimiz yüksek M. leidyi varlığı, önümüzdeki yıllarda hamsi avcılığında düşüşe neden olabilir. Zaten sadece hamsi, istavrit, sardalya ve karidesten ibaret hale gelen, zaman zaman palamut ve lütferin eklendiği Marmara balıkçılığı daha büyük bir çıkmaza girebilir.
İklimi değiştirip denizleri soğutamadığımıza göre kirliliği azaltmak ve doğru balıkçılık yönetim politikaları uygulamak tek şansımız. Aksi takdirde her gün yeni bir ekolojik olayla karşılaşma olasılığımız artıyor.
Şimdiden hamsi avcılığı için hazırlık yapan, kredi çeken, borçlanan, ağını, makinesini, ırgatlarını değiştiren balıkçılar ile balıkçılık yönetim otoritesi umarım bu uyarıyı dikkate alırlar. Hızlı alınacak aksiyon, olası ekolojik ve ekonomik kayıpları azaltacaktır.
Anne ve babalar duysun! Ülkemizde 1’000’000 üzerinde hayvancılık işletmesi var ve sadece 1300 civarında Brusella ve Verem olmadığı test edilmiş işletme mevcut. Gıda güvenliği hiç öncelenmiyor. Videonun sonuna doğru bazı ürünlerin fiyatlarına da değiniyorum. İyi seyirler
@dunyagazetesii Mevcut emeklinin bile maaşını azaltan uygulamalar var. Kontrol edin göreceksiniz.
Zam oranını bir önceki maaşınıza ekleyin daha az zamlı maaş aldığınızı göreceksiniz. Ve bu seneye özel değil. Öncesi de böyle.
MSCI ve S&P gibi kurumlardan gelen 'malum uyarılar' sonrası, kendi bilgim çerçevesinde naçizane ÇÖZÜM önerimi söyleyeyim, ve kendi adıma konuyu, artık tamamen kapatayım🤗 : (Zaten bu çözüm önerisi, söz konusu kurumların 'uyarıları' içinde var.. Yani aklın yolu bir.. Hem uyarıyorlar, hem de, çözüm önerilerini sunuyorlar..)
Bazı spesifik hisseler var ya, işte o hisselerde, Fiili Dolaşım Pay Oranı (kısaca FDPO) yeniden bir hesaplansa ya keşke🙄🙏..
Şayet FDPO'lar, aslında daha düşük ise, bu hisselerde suni fiyat oluşumu olsa dahi / olsa bile,
(vardır DEMİYORUM, OLSA BİLE DİYORUM, uyarı yapan kurumların endişesi bu yönde, bu iddia, benim değil),
bu senetlerin, Endeks içindeki ağırlıkları otomatikman düşecektir, ve meselenin/problemin, esas büyük kısmı, zaten ortadan kalkacaktır.. Yani Endeks, yine eskiden olduğu gibi, alışılageldik senetlerin etkisi ile hareket ediyor olacaktır.. Bu yapıldıktan sonra, şimdi ÖRNEĞİN '3 milyar dolar piyasa değeri olan şirketi', isterseniz 10Milyar dolara, 10 olanı isterseniz 20ye, 25Milyar dolar olanı, isterseniz 100 Milyar dolara vesaire taşıyın, ama şu Endeksi, lütfen bi rahat bırakın🤗🙏..
(O zaman Endeks düşer falan diye de, endişe etmeyin.. Endeks düşecekse eğer düşer, ama sonra, eninde sonunda çıkar merak etmeyin.. Öbür türlü de, uyarılar nedeni ile, alışageldik senetler, hiç hak etmedikleri seviyelere düşüyor zaten😞.. )
Hayırlısı bakalım🙏
Sevgiler🙋♂️
Yeniçerilarin Türk olduğunu sanan bir sürü kara cahil var. Mehtar Yaniçeri Ocağının 2. Mahmud döneminde kaldırılmasıyla kaldırılmış, yerine batı tarzında Muzikayı hümayun kurulmuştur. Yeniden faaliyete geçmesi 1914’te olmuş, Günümüzde dinlediğimiz mehter marşlarının büyük bir çoğunluğu geleneksel değil, 2. Meşrutiyet dönemi sonrasında ve Enver Paşa'nın talimatlarıyla bestelenmiştir. En bilinen marşlardan biri olan "Ceddin Deden" (Mehter Marşı) 1917 yılında İsmail Hakkı Bey, "Hücum Marşı" ise Ali Rıfat Çağatay tarafından bestelenmiştir. Fetih Marşı ise bizzat Arif Nihat Asya tarafından yazılmış olup taa 1980 yıllarında Yıldırım Gürses tarafından bestelenmiştir.
Abdülhamid bizzat kendisi batı müziğinden hoşlanan, piyano çalan biriydi. Ha bunu kötü göstermiyorum. Sadece yanlış bilenler için yazıyorum. Ayrıca saraya şarap, şampanya, konyak, bira vs. İçki alındığının defterleri Yıldız Saray arşivinde mevcut. Yine Abdülhamid’in peçetesi, yatak çarşafı, küllüğü, bardağı, sürahisinde Latin alfabeli AH arması vardı. Okuma özürlü olunca insanlar böyle saçmalıyorlar. Mehter marşlarının çoğu da Cumhuriyet dönemine aittir.
⚠️ Saray’da fotoğraf borsası kurulmuş!
Bir fotoğraf 170.000 dolar!
👉🏻 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen suç örgütü soruşturması ‘bu kadar da olmaz’ dedirten ‘tokatçılığı’ gün yüzüne çıkardı.
Hazırlanan iddianamede; Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda fotoğraf çektirebilmek için yüklü paraların ortaya konduğu yer aldı.
Bir soruşturma kapsamında gözaltına alınan Avukat Semra Ilık’ın telefonundan çıkan delillere göre çok sayıda kişinin para karşılığı Saray’a sokulduğu ortaya çıktı.
Süreçte, Erdoğan’ın eski başdanışmanı İhsan Şener’in de aktif rol oynadığı öne sürüldü.
Avukat Semra Ilık ek ifadesinde yaşananları anlattı:
• Eski müvekkilim Seyit Göze, avukatlık ücretimi ödeyemedi.
• Parasının olmadığını, kendisine güzel bir işin geldigini söyledi.
• Kendisini Cumhurbaşkanlığı’nda
Başdanışmanlık yapan İhsan Şener ile görüştürmem halinde güzel bir para kazanacağını ve borcunu ödeyeceğini söyledi.
• Ben de alacağımı alabilmek için kabul ettim.
• Bu durumu İhsan Şener'e aktardım. İhsan Şener de 'oturup konuşalım' dedi.
• Beni Bahçelievler'de bulunan özel ofisine çağırdı. Benim telefonumdan Seyit Göze ile konuştu.
• Külliye'ye bu şahısları sokması karşılığında yaklaşık 3-4 milyon TL arası bir para almayı kabul etti. Fakat para dolar olarak ödenecekti.
• Bu paradan bana 1 milyon TL'yi iş gerçekleştiğinde verecekti.
• Bu şahısların Külliye'ye sokulması için olay tarihinde İhsan Şener kendisine ait makam aracını, şoförüyle birlikte Çukurambar'daki Pelit Pastanesi'nin önüne gönderdi.
• Pastanenin önünden, o dönem Tapu’da çalıştığını söyleyen Zafer isimli şahıs Külliye'ye getirildi.
• Bu şahıs, Milli Emlak operasyonu kapsamında tutuklandı ve halen cezaevinde.
• Bu şahıs İhsan Şener'in Külliye'deki odasına geldi. Şahıs, 1 dakikalığına odayı kullanacağını, burada sözleşme imzalar gibi görüntü vereceklerini söyledi.
• Şener odasını kullandırmayacağını, kendisinin özel kaleminin odasını kullanmalarını söyledi.
• Ben, İhsan Şener'in yanındaki Zafer'e ne için odayı kullandıklarını sordum.
• Kendisi de bize; Milli Emlak'a ait arazileri kişilere vermek için ilk aşamada uygunluk belgesi çıkarmaya çalıştıklarını, bu şekilde Çevre Şehircilik Bakanlığında o dönem genel müdürlük yapan biriyle, kişilerin mağduriyetlerini giderdiklerini söyledi.
• Bu işi yaptıktan sonra bu şahıslar parayı İhsan Şener'in aracına bıraktılar.
• İhsan Şener parayı aldıktan sonra bana verecegi parayı vermedi. Daha sonra da telefonlarıma tekrardan dönüş yapmamaya başladı. Ben de ısrarcı olmadım. (Dinçer Gökçe - Halk TV)
🚨BREAKING🚨: UK CONSIDERS RULES TO PRIORITIZE "TRUSTED" NEWS SOURCES 🇬🇧📺
The UK government is considering new rules that could require YouTube and other social media platforms to give greater prominence to "trusted" news sources...
🚨🇦🇱 Day 35 of mass protests in Tirana, Albania
✊️🇦🇱 Over 350,000 people gathered at the main square in the Albanian capital today, sending a powerful message to Edi Rama.
✊️🇦🇱 For 35 consecutive days, the brave people of Albania have refused to surrender. They are demanding the resignation of a puppet leader who has sold their land, islands, and protected areas to oligarchs and foreign billionaires.
⚡️This is no longer just protest.
⚡️This is a nation rising against corruption and betrayal.
✊️🇦🇱NEW ALBANIA is being born in these streets.
#Albania #FlamingoRevolution
HÜDA PAR Kadın Kolları:
“Afganistan'da olduğu gibi bir şeriat modeli, Türkiye'ye çağ atlatacaktır.
Gerici ve çağ dışı Kemalist rejimin fikirlerinin bu ülkeye hiçbir faydası olmamıştır.”
Bir Makale okuyordum da, dikkatimi çeken bazı satırlar oldu, "kendime notlar" kısmında bir kenarda dursun diye paylaşıyorum sadece🙋♂️ :
"...... Çünkü manipülatif bir balonun devamlılığı için sürekli daha fazla para gerekir.. Matematik burada belirleyicidir.. Diyelim ki piyasa değeri 1 milyar $ olan bir varlık, 20-25 milyar $'a kadar çıktı.. Sonraki aşamada, bu varlığın, örneğin 50-60 milyar $'a taşınması için, ilk aşamadan çok daha fazla yeni sermaye gerekir.. Her yeni yükseliş, bir öncekinden daha büyük bir miktarda para girişine ihtiyaç duyar.. Bu nedenle büyüme, geometrik hale gelir ve bir noktadan sonra, sürdürülemez olur..
Charles Kindleberger'in 'finansal krizler üzerine yaptığı çalışmaların' ve Hyman Minsky'nin 'finansal istikrarsızlık hipotezinin' ortak vurgusu da budur : Çöküşü çoğu zaman tek bir olay değil, "SİSTEMİN, KENDİ AĞIRLIĞINI, TAŞIYAMAZ HALE GELMESİ, TETİKLER.."
Dolayısıyla ortada, tamamen yeni para girişine dayanan bir fiyat döngüsü varsa eğer, bunun en temel sınırı yeni para girişinin tükenmesidir.. Denetim eksikliği olsa dahi, bu süreç sonsuza kadar sürdürülemez.. Tarihte de bunun, kalıcı bir istisnası görülmemiştir......"
@ali_hakan_kara@Quasar20966199 Sn.Hocam, tam olarak yaklaşım şu şekilde.
Kiraya zam geldi hop zam.
Elektriğe zam geldi bı daha zam. Suya,bir daha. Asgari ücret arttı hoop zam. Doğal gazı unutma zam. Benzin, ooo daha çok zam.
Çocuğun okula zam yapıştır zammı. Alacağım arabaya zam geldi. Eksik kalmasın zam.
➖Devlet güç kaybederse, yerini çeteler doldurur.
➖Yeni bir örnek;
➖Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden.
➖Yabancı uyruklu bir tıp öğrencisi, fakültedeki öğretim üyeleri ile çete kuruyor.
➖Sınav sorularını ele geçiren çete, bunları yüksek paralarla öğrencilere satıyor.
➖Herkesin bildiği bu sırrı, cesur bir öğrenci ifşa edince de rezalet ortaya çıkıyor.
➖Ve yıl sonu sınavları iptal ediliyor.
➖Ülkede çökertmediğiniz, hangi kurum, talan etmediğiniz neresi kaldı?
BÖYLE SAHTEKARLIK VE SKANDAL GÖRÜLMEDİ!!!
BU DENLİ BÜYÜK YALANI ANCAK RUM YÖNETİMİ SÖYLEYEBİLİRDİ!
UTANMAZ, ARLANMAZ, YALANCI SAHTEKARLAR!
Rum yönetimi, 1974'de sözde "savaş suçlarına" maruz kalan Rum kadınlarını anmak için" bir anıt dikme kararı aldı.
Lefkoşa'da, en işlek meydanlardan birine dikilecek anıtla, genç kuşaklara Türk düşmanlığı aşılamayı hedefliyorlar.
1958-1974 arası yüzlerce Türkü katleden, 1963'DE KUMSAL'DA KANLI NOEL katliamını gerçekleştiren, 1964'de AYVASIL'da, Baf'ta, Limasol'da onlarca insanımızı katleden, 1974'de, BAF, TAŞKENT, ATLILAR, SANDALLAR, MURATAĞA, ALEMİNYO'DA TOPLU KATLİAMLAR YAPARAK AĞIR SAVAŞ SUÇU İŞLEYEN, 11 yıl boyunca tüm adayı kana bulayan, kendi kardeşleri olan 2000 Rumu bile
" AKEL'Cİ, MAKARİOSCU" diye katleden, Grivas gibi eli kanlı faşist bir katilin ve onlarca cani EOKA'cının heykellerini her tarafa diken Türk düşmanı bir yönetimden başka türlüsü beklenemezdi.
++
Dikecekleri uyduruk anıtla ilgili paylaştıkları yazı ve görsel. Görseldeki Fotoğrafta ağlayan kadına dikkat
++++
“Denizin içindeyiz!”
“Artık saz zamanıdır, şimdi söz zamanıdır!
Havalar çok çok acayip,
Havalar çok çok şizoid…
Havalar çok çok çok acayip, havaları çok çok acayip kılan günün çok acayip haberleriyse şöyle;”
“Deniz Göktaş tutuklandı!”
Gülmekten korkan iktidarlar olmuştur; gülmekten vazgeçen toplumlar ise hiç olmamıştır.
İfade özgürlüğü suç değildir.
Deniz Göktaş’ın yanındayız!