Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı.
Oysa gözaltı kararı verildiği anda yurt dışındayken hemen Türkiye’ye dönen, çağrıldığı her an gidip ifadesini verecek, görevinin başında olan bir belediye başkanından söz ediyoruz. Evinde yapılacak aramalar için yedek anahtarını dahi teslim edecek kadar sürece açık ve şeffaf davrandı…
Soruyorum; kaçma şüphesi nerede? Delilleri karartma ihtimali nerede?
Deliller ortada. Belgeler ortada. Hiçbiri bir yere kaçmıyor.
Tutuksuz yargılama mümkünken neden kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran en ağır tedbire başvuruluyor?
Unutulmaması gereken temel ilke şudur:
Tutukluluk bir tedbirdir ve cezaya dönmemelidir.
Yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmayacağı zorunlu hâllerde başvurulabilecek son çaredir.
Bugün ise ne yazık ki son çare olması gereken tutuklama, ilk tercih hâline getiriliyor.
Oysa tutuklulukta geçen tek bir saatin bile telafisi yoktur. Kaybedilen zamanı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez. Ailelerin yaşadığı acıyı hiçbir gerekçe ortadan kaldıramaz.
Adalet; özgürlüğü kolayca elinden almak değil, hukuk devletinin güvencesi altında adil yargılamayı sağlamaktır.
Hüseyin Başkanın yanındayız.
Herkesin hakkı verilmeli!
Kahramanlar kahraman, hainler hain olarak muamele görmeli.
Vahdettin'in kim olduğunu Dr. Selim Erdoğan @HarpCografyasi net şekilde anlattı... 👇
✅Vahdettin, milletine ihanet etmiş ve İngiliz gemisi ile kaçmıştır,
✅Seyit Rıza ve Şeyh Sait, hain oldukları için asılmıştır,
✅Apo, bebek katili teröristtir,
✅PKK, hain terör örgütüdür.
📍Yatağan – Muğla D550 Bozüyük / Pınarbaşı ayrımı
Yatağan’dan bu kavşağa gelmemiz yaklaşık 30 dakika sürdü. Trafik tamamen bu ışıklarda kilitleniyor.
İlginç olan şu ki; ışıkları geçtikten sonra Muğla merkeze kadar yol bomboş. Sorun yol kapasitesi değil, trafik ışıklarının sinyalizasyon süresi gibi görünüyor.
Yaz sezonunda binlerce vatandaşın saatlerce vakit kaybetmemesi için bu kavşaktaki sinyalizasyon sürelerinin yeniden gözden geçirilmesini rica ediyoruz.
@KarayollariGM@EmniyetGM @TrafikBaskanligi @MuglaValiligi @MuglaBB @MuglaEmniyet
#Muğla #Yatağan #Trafik #D550
Halka arz işleme başladıktan sonra kim arz fiyatının altına satar? Cevap basit: Halka arz fiyatının altına satın almış olanlar.
Neden halka arz fiyatının altına birilerine pay satılır? Cevap çok ancak en basiti şu: Halka arza yeterli talep gelmemiştir, arzın tamamlanması istenir ve alıcı aranmaya başlanır.
Alıcı bulunur, iskonto ister. Pazarlık başlar ve belli bir noktada anlaşılır. Örneğin arz fiyatının %40 altına mal verilir. Tahtadan ödenir, arkadan iskonto geri alınır.
Satın alan kişi 3 tabana kadar mal satsa bile tahtada yine kâr eder. Peki malı kim alır? “Buradan alayım, belki bir hareket yapar” diyerek trade etmeye çalışanlar. Böylece halka arz asıl burada tamamlanır.
Bu etik midir? Bence değildir. Madem o seviyede iskonto verilebiliyordu, o halde değerlemede o fiyata inilseydi. Neden inilmiyor? Çünkü inilse de kimse almayacak, mal belli.
Yukarıda yazılanlar hayal ürünüdür, karaladığım zırvalardan ibarettir. Ülkemizde böyle bir şey asla olmamıştır. Herhangi bir şirketi ya da kurumu itham etmedim.
İmamoğlu’nun avukatları kürsüdeki kişiyi rezil ediyor şu anda.
Tora Pekin:
“Savunma yapmaktan kaçıyorsunuz dediğiniz müvekkil 9 Mart’ta ilk duruşmada buraya geldi, ifade vereyim dedi.
İlk ben konuşayım dedi. Siz kabul etmediniz. Sen son sırada konuşacaksın dediniz.
Aylar geçti şimdi son sıradayız, şimdi de aynı müvekkile ya yarım günde konuşup susacaksın ya da susma hakkını kullanmış sayarım diyorsunuz.
Susma hakkınızı mı kullanıyorsunuz dediniz, HAYIR DEDİ.
Şimdi ne okuyorsunuz?
Tutanağınız hakikat dışı.
İşlemleriniz hakikat dışı!”
Tam da meslektaşımın dediği gibi yaşanan her şey gerçek bir kepazelik!
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.