Misfired but the bullet hit me anyway.
So much blood in the Bentayga, damn the leathers stained.
I need more than liquid codeine & promethazine therapy.
Yeah, I'll do anything to kill this pain.
A horrifying number of people have not been genuinely held, comforted, touched, or shown physical tenderness in so long that their nervous system has started adapting to affection deprivation as a normal human condition.
Over time the body begins adapting to emotional deprivation the same way it adapts to survival conditions: hypervigilance, emotional numbing, difficulty relaxing, chronic loneliness, depression, anxiety, sleep disruption, elevated stress hormones, and eventually a nervous system that no longer fully believes comfort, softness, or safety are meant for it.
The human nervous system was never meant to survive this much emotional isolation without consequences. People are adapting to conditions they were never biologically designed to live in.
CPTSD is wanting someone to notice you’re not okay, while also hoping no one asks because you don’t know how to explain a wound that started before you had words for it.
i'm in love with this quote:
"if you're persistent, you'll get it. if you're consistent, you'll keep it. and if you're grateful, you'll attract more of it."
normalize saying “unfortunately you’re no longer a safe person for me and I refuse to continually sacrifice my nervous system to make you feel comfortable”
Complex trauma survivors often cannot cry when something is actually sad. But they will cry without warning at a commercial, a stranger's kindness, an animal being gentle with a child. The tear ducts are not broken. They just learned that crying at the real thing was too dangerous. So the grief rerouted. It comes out sideways, through whatever crack feels safe enough, because the actual door has been locked from the inside for a very long time.
♎ TERAZİ VE YÜKSELEN TERAZİ 🕊️
Bazı insanlar hayatları boyunca yanlış insanlara âşık olur. Senin hikâyen biraz farklı… Sen hayatın boyunca yanlış yerlerde doğru insan olmaya çalıştın. İşte seni en çok yoran şey buydu. Girdiğin ortamlarda kimsenin kırılmaması için kelimelerini seçtin, bir tartışma çıktığında ilk yumuşayan taraf sen oldun, birinin morali bozulduğunda kendi neşeni ikinci plana attın. Fakat zamanla çok acı bir gerçeği fark ettin; sen herkesi rahat ettirmeye çalışırken, çok az insan senin rahat olup olmadığını merak etti. Dışarıdan bakıldığında uyumlu biri gibi görünüyordun ama içinde yıllarca aynı cümle dolaşıyordu: “Ben neden hep anlayan taraf oluyorum?”
Belki çocukluğundan beri içinde taşıdığın görünmez bir alışkanlık vardı. İnsanlar seni sevsin diye değil, ortam bozulmasın diye kendinden küçük parçalar vermeye başladın. Bir fikrini söylemedin, bir kırgınlığını içine attın, bir hayalini erteledin. O an sana doğru gelen buydu çünkü huzuru korumak istedin. Ama yıllar geçtikçe şunu fark ettin; kurduğun huzurun içinde en huzursuz kişi çoğu zaman sendin. İnsanlar seni sakin sandı, sen ise sadece fırtınalarını kimseye göstermemeyi öğrendin.
Hayatında tekrar eden çok ilginç bir döngü var. Sen bir insana gerçekten değer verdiğinde, onun en iyi hâline değil, en kırık hâline de bağlanıyorsun. Birçok kişi birinin güçlü yanlarını severken, sen yaralarını da sevdin. “Düzelir.”, “Biraz zamana ihtiyacı var.”, “Aslında iyi biri…” diye diye birçok insana hak ettiğinden fazla şans verdin. Bunun karşılığında aldığın şey ise çoğu zaman yorgunluk oldu. Çünkü sen sevgiyi sabırla karıştırdın. Oysa sabır bazen ilişkiyi büyütür, bazen de insanı tüketir. Aradaki farkı anlaman uzun sürdü.
Son birkaç yıldır farkında olmadan değişen başka bir tarafın daha var. Eskiden seni seçmeyen insanların neden seni seçmediğini anlamaya çalışıyordun. Şimdi ise seni gerçekten seçen insanların yanında kalmaya başladın. Bu çok büyük bir dönüşüm. Çünkü insanın kaderi, kendine yönelttiği sorular değiştiğinde değişir. Sen artık “Ben neden yetmedim?” demiyorsun. “Bana gerçekten iyi gelen kim?” diye soruyorsun. Ve inan bana, hayat tam da bu sorunun cevabını hazırlıyor.
Kimsenin bilmediği başka bir yönün var. Yorulduğunda sessizleşiyorsun. Sana kırılan insanın peşinden koşabiliyorsun ama seni kıran insanla ilgili çoğu zaman hiçbir şey söylemiyorsun. Çünkü içinde hep aynı korku var; “Ya anlatsam da anlaşılmazsam?” Belki de bu yüzden en derin acılarını hep kendi içinde yaşadın. İnsanlar seni güçlü sandı çünkü gözyaşlarını kimsenin görmediği saatlerde döktün.
Önündeki dönem sana büyük kararlar değil, doğru hisler getirecek. Uzun zamandır ilk kez bir insanın yanında rol yapmak zorunda hissetmeyeceksin. Ne sürekli neşeli görünmeye çalışacaksın ne de sürekli güçlü. Seni olduğun hâlinle gören biriyle karşılaşacaksın. Onun en büyük farkı, seni değiştirmeye çalışmaması olacak. Çünkü bazı insanlar sevgiyi şekil vermek sanır. Bazıları ise sadece alan açar. Senin kaderindeki kişi ikinci gruptan.
İsmi ya da soyisminde A, E, B, M, K, R, N, S veya U harflerinden biri öne çıkıyor. Burç enerjisinde özellikle İkizler, Kova, Aslan, Yay veya Boğa hissediliyor. Tanışma enerjisi ise çok ilginç; uzun zamandır gitmeyi ertelediğin bir yer, son anda kabul ettiğin bir davet ya da “Bugün hiç çıkmasam mı?” dediğin bir gün kaderini değiştirebilir. Çünkü bazen hayat, planladığın yerde değil; vazgeçmek üzere olduğun anda karşına çıkar.
Önümüzdeki süreç sadece aşkla ilgili değil. İş hayatında da ilk kez sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı hissetmediğin bir dönem başlayabilir. Bir teklif, yeni bir çevre ya da seni daha görünür hâle getirecek bir gelişme özgüvenini düşündüğünden daha fazla besleyecek. Maddi tarafta ise yavaş ama kalıcı bir toparlanma enerjisi dikkat çekiyor. Hızlı kazançtan çok, uzun vadeli güven duygusu öne çıkıyor.
Bir gün dönüp geçmişine baktığında şunu fark edeceksin…
Hayat seni yalnız bırakmadı.
One thing people need to understand about extremely kind, nice, and loving people, is that their other side is just as extreme. It's their moral compass that makes them gentle. Don't mistake their self-control for weakness.
One thing people need to understand about extremely kind, nice, and loving people, is that their other side is just as extreme. It's their moral compass that makes them gentle. Don't mistake their self-control for weakness.
I have a soft spot for people rebuilding themselves after life breaks them open. Because I know what it feels like to lose your sense of who you are, to look in the mirror and not recognize the person staring back. Healing isn't about moving on, it's about meeting every version of yourself that pain created and learning to love the one that survived. You see all the ugly parts, the bitterness, the fear, the numbness, and you realize they were only ever trying to protect you. It's messy, disorienting, and so unbelievably brave. To anyone in that stage right now, you got this. Don't rush to be better. Just be honest. Healing isn't about finding who you were, it's about becoming who you needed back then. The people who rebuild from their ruins never return as who they were. They come back softer in the right places, stronger in the quiet ones. There's a kind of power that comes from facing everything that was meant to break you, and it never leaves your eyes again.