Siz isteyin Bloki alsın, satsın!
Kriptopara yapay zeka asistanı Bloki ile sesli ya da yazılı iletişime geçebilir, alım satım işlemlerinden piyasa analizine kadar ihtiyacınız olan her şeyi kolayca yapabilirsiniz.
Hayatını bilime adamış, Türk tarihçiliğinin mihenk taşlarından, toplumumuzun sevgisine mazhar olmuş tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
Balkan Savaşı'nda futbol takımından 8 şehit veren,
Çanakkale cephesinde şehit düşen kaptanının cebinden "Biz 11 kişiyiz arkadaşız lakin arkamız daha var" notu çıkan,
Mustafa Kemal Atatürk'ün, Akaretler'de yaşayan annesi ve kardeşini emanet ettiği,
Türk Milli Takımı'nı temsilen maça çıkan,
Formasında ay yıldızı taşıma hakkı verilen,
Baba Hakkı'sıyla, Süleyman Seba'sıyla Türk sporuna hak, adalet, şeref kavramlarını yerleştiren,
Deprem, sel, afet, her türlü felakette halkının yanında olan,
Türk sporunun ulu çınarı, Cumhuriyetin takımı Beşiktaş 123 yaşında.
İyi ki varsın Beşiktaş 🦅
Kiralık konut sorununu çözmek için önerilerim:
Öncelikle yatırım amaçlı konut alıp kiraya vermek cazip hale getirilmeli. Bu sayede daha çok konut üretilebilir ve mevcut boş tutulan konutlar da kiraya verilerek arz hızlı bir şekilde artırılabilir.
Konut yatırımı nasıl cazip olur?
Mahkeme, arabulucu, istinaf vb kafa karışıtırıcı süreçler bir kenara bırakılıp Maksimum Anahtarı Geri Alma Süresi kavramı üzerinden ilerlenmelidir.
Maksimum Anahtarı Geri Alma Süresi 5 yıl olursa o zaman konutu kiraya vermek cazip olur. Boş tutmak isteyen yine tutar ama bu sürenin 5 yıla inmiş olması sırf Maksimum Anahtarı Geri Alma süresi 14 yıl olduğu için konutunu boş tutanların büyük kısmını koutunu kiraya vermeye ikna etmek için yeterli olur.
Kira kontratının yenilenme süresi, arabulucu, mahkeme, istinaf ve icra süreçlerinin toplamının 5 yılı geçmeyeceği şekilde yeniden belirlenmelidir. Eğer yasal süreçler örneğin bir yıla indirilebiliyorsa kontrat ilk yıldan sonra 3 yıl daha yenilebilmeli. Yani 4 yıl sonra tahliye için yasal süreç başlatılabilmeli ve bu bir yıldan uzun olmamalı.
Eğer yasal süreçler 4 yıldan aşağı indirilemiyorsa o zaman kontrat bir yılla sınırlanmalıdır.
Bu durumda yasal süreçlerde sadeleşme ve hızlandırma gerekliliği açıktır.
Kira kontratında kira artışı mahkenin ortalama fiyatları açıkla kararına uymayan TÜİK'in hesapladığı ortalama enflasyon oranına göre değil eğer taraflar kendi rızalarıyla tercih edecek olurlarsa İTO dönem sonu yıllık enflasyon oranına göre belirlenebilmelidir.
Kira artış oranın geçmişte bir değil iki defa yaşandığı gibi TÜİK ortalama enflasyonu veya İTO dönem sonu yıllık enflasyonu oranlarının haricinde bir oranla belirlenemeyeceği yasal olarak güvence altına alınmalı yani bir daha %25 dayatması gibi şeylerin olmasının önü net olarak kesilmelidir. Böyle bir güvencenin olmaması projenin başarıya ulaşması önünde en büyük engeldir.
Vergi ve harçlar konut yatırımını cazip kılacak şekilde yeniden ele alınmalı. Fahiş emlak vergisi artışları, ikinci konuttan başlayarak artan oranda vergi alınması gibi servet düşmanı uygulamaların kiralık konut sorunun çözümünü daha da zorlaştıracağının bilinciyle vergi ve harçlar belirlenmelidir.
Bunlar yapılacak olursa öncelikle boş tutulan konutların öneml bir kısmının piyasaya sürülmesiyle hemen bir rahatlama görülecektir. Konut yatırımı cazip hale geleceği için inşaatlar da artacak ve iki yıl içinde kiralık konut arzı geçmişe göre daha hızlı artmaya başlayacaktır.
Alın siz çözüm önerisi.
🗓️ 2⃣0⃣1⃣6⃣
💡Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Anayasa Mahkemesi'nin kararını kabul etmek durumunda değilim. Verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum."
🗓️2⃣0⃣2⃣5⃣
💡Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mahkeme kararlarını tanımıyorum demek hukuk devletine açıkça kafa tutmaktır."
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
PKK ve DEM'in değiştirilmesini istediği Anayasa'nın 66. maddesi, “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür” tanımıyla, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını tek bir siyasi kimlik altında toplar.
Bu tanım, PKK ve DEM'in iddia ettiği gibi Türkiye'deki farklı etnik grupların, ırkların, din ve mezheplerin varlığını inkâr etmez; nitekim Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana da bu varlıkları inkâr etmemiştir.
Anayasamızın 10. maddesi, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” diyerek; ülkemizde tek siyasi kimlik altında toplanmış olan farklı dilleri konuşsa da farklı ırk ve renklere mensup olsa da yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu tespit eder. Hatta 1965 yılına kadarki nüfus sayımlarında yurttaşlara hangi etnik gruba ait oldukları dahi sorulmamıştır.
Özetle, Türkiye Cumhuriyeti hiç kimsenin varlığını (iddia edildiğinin aksine) inkâr etmemiş; ancak tüm yurttaşları tek bir siyasal kimlik altında toplamıştır.
Bu kimliğin “Türk” kimliği olması kadar doğal bir durum yoktur. Zira Türkiye Cumhuriyeti, Anadolu’daki Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı adlarını almış Türk devletlerinin devamıdır. 11. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun adı “Türkiye” olarak anılmıştır. Osmanlı Devleti'nin adı da Avrupalıların haritalarında “Türk İmparatorluğu” olarak geçmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken “Kürdistan” diye bir devleti yıkmamış, onun topraklarını işgal etmemiş; “Kürdistan vatandaşlığı” diye bir vatandaşlığa son vermemiş, Kürtçe eğitimi sona erdirmemiş, ulusal bir Kürt bağımsızlık savaşını bastırmamış ya da savaşanları yok etmemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, öncülü olan Osmanlı Devleti'nin topraklarının bir bölümünde, kurtarılabilmiş olan coğrafyada, Osmanlı vatandaşlarının yaşadığı ve Osmanlı devlet aygıtının hüküm sürdüğü alanda kurulmuştur. Ve bu devletin millî ve üniter bir yapıda kurulmuş olması, tarih tarafından da doğrulanmıştır.
Çünkü Türk siyasi kimliği, Anayasa’nın 66. maddesi, millî devlet ve üniter devlet yapısı; millî birliği ve sosyolojik bütünleşmeyi güçlendirmiş, devletin ve milletin sosyal çalkantı ve kaos dönemlerini daha kolay aşmasını sağlamıştır.
Unutulmamalıdır ki, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve sosyalizmin çökmesiyle birlikte çoklu siyasal kimlik ve federal devlet yapısına sahip olan Sovyetler Birliği 15 ülkeye, Çekoslovakya Çekya ve Slovakya olarak iki ülkeye, Yugoslavya ise Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan, Bosna-Hersek, Makedonya ve Karadağ olmak üzere altı ülkeye bölünmüştür. Buna karşılık üniter yapıya sahip Polonya, Romanya ve Bulgaristan; sosyalizmin çöküşüne rağmen devlet bütünlüklerini korumuşlardır.
Türkiye, Anayasa'nın 66. maddesinden; tek milletten, tek siyasi kimlikten asla vazgeçmemeli, Lübnanlaşmamalı, Yugoslavyalılaşmamalı, Iraklaşmamalıdır. Etnik ve kültürel kimliklerin siyasallaştırılması, etnik bir cehennemin kapılarını aralayacaktır.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
@zaferpartisi@AliSehirlioglu@tvOnlar@ipekkozbey@eceuner12@saygi_ozturk@fatihaltayli@ismailsaymaz@cuneytozdemir@OzlemGurses@Deniz_Zeyrek@baharfeyzan@cumhuriyetgzt@gazetesozcu@nefesgazete@KararHaber@nowhaber@halktvcomtr@tele1comtr@szctelevizyonu@KRTCANLI@ankahabera
Mansur Yavaş: "Dün Doğu'da bir yerde bana göre paçavra olan bayraklar sallanırken, o mitinge gidenlere polisler pamuk şeker verirken, buradaki gençlere de pamuk şeker ikram etmelerini bekliyoruz."
Su genc delikanlinin gisterdigin insanligin binde biri olsa sizlerde kahrinizdan ne yacagnizi sasirmaniz gerekir ama nerde
Baska canimoz yok ve gene almaniza
Musaade etmeyecegiz bu sekilde
40 gün geçti. acımız ilk günkü gibi taze.
Ne sesleri eksildi kulaklarımızdan, ne gülüşleri silindi hafızamızdan.Onları geri getiremeyiz ama bu kayıplar unutulmasın, bir daha yaşanmasın diye mücadele edeceğiz! Hepimiz için güvenli bir gelecek istiyoruz. #40günoldu#baskacanimizyok
Sorumlular hesap vermedikçe, biz yasımızı tamamlayamayacağız!
Sevdiklerimiz göz göre göre gitti. İhmaller zinciri onların hayatına mal oldu. Yeni acılar yaşanmasın, Adalet yerini bulsun diye, başka canlar yok olmasın diye buradayız! #40günoldu#baskacanimizyok
Bu ilk değil! 1960’da binlerce subay ABD emriyle ordudan tasfiye edilmişti… 1971 ve 80 darbelerinde tasfiyeler oldu. Ergenekon Balyoz kumpasında başka bir dalga daha geldi. Şimdi de bilinen ve bilinmeyen tasfiyeler sürüyor… Ama bu topraklarda Mustafa Kemal’in askerleri bitmez!
Ben ihraç olan Teğmen Recep Ayar,
Kardeşlerim !
Bu sizin madalyanızdır !
Ananızın ak sütü gibi helaldir !
Bugün sizlerin ve bizlerin üniformasını alanlar, bize bu vatanın gerçek sahipleri olan milyonlarca insanın gönlünde yer etmemize vesile oldular, dua almamızı sağladılar, ne mutlu bize !
Hakkını verebilirsek, layık olabilirsek, ne mutlu bize !
Selam olsun bizlerin arkasında dağ gibi duran gerçek milliyetçilere !
Şimdi aramıza bu kardeşlerim de dahil oldu.
Madalyanız hayırlı uğurlu olsun aslanlarım.
Hep bir ağızdan, Harbiye yollarında hep söylediğimiz yürüyüş kararları gibi;
Mustafa Kemal’in Askerleriyiz !
#TeğmenlerimizinYanındayız