Sağlık Bakanlığımızın dikkatine sunuyoruz. Kronik hastalar randevu beklerken tedaviden geri kalıyor.
Hemofili, talasemi, lenfoma ve tüm kan hastaları için randevu sistemi engel olmamalı.
Sağlık haktır, ertelenemez.
Kronik hastalara özel ve öncelikli bir sistem istiyoruz.@RTErdogan@drmemisoglu@saglikbakanligi@suayipbirinci
#SağlıkHaktır
#KronikHastalarYalnızDeğil
#RandevuMağduriyeti
Hemofili hastalarının tedavi süreçlerinde kullanılan faktör ürünleri, hayati öneme haiz olup uzun vadeli sağlık sonuçlarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle hem ürün tercihleri hem de sağlık politikaları, ticari yaklaşımlardan bağımsız olarak, yalnızca bilimsel veriler, hasta güvenliği ve kamu yararı esas alınarak belirlenmelidir.
Devletimiz, geçmişte iki ayrı dönemde insan plazma kaynaklı faktör ürünlerini “millî ilaç” vizyonu kapsamında kamu hastaneleri eczanelerinde stoklamayı ve bu alanda yerli üretim sürecini başlatmayı hedeflemiştir. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler çerçevesinde, bu stratejik girişimlerin istenen şekilde sonuçlandırılamadığı görülmektedir. Bu durumun nedenleri konusunda kamuoyunda çeşitli soru işaretleri oluşmuş, ilgili süreçlerin şeffaf biçimde değerlendirilmesi yönünde beklenti artmıştır.
Bu kapsamda; Silivri’de devlet tarafından tahsis edilen geniş bir alanda, Kızılay Kan Hizmetleri üzerinden insan plazma kaynaklı faktör üretimine yönelik bir tesis kurulmasının planlandığı, ancak söz konusu projenin tamamlanamadan durdurulduğu bilinmektedir. Kamu kaynaklarıyla başlatılan bu tür stratejik projelerin neden sürdürülemediği hususu, kamu yararı gereği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Yaklaşık on üç yıl öncesine kadar, insan plazma kaynaklı Faktör VIII ürünleri ile rekombinant Faktör VIII ürünleri tıbben eşdeğer kabul edilmekteyken, zaman içerisinde plazma kaynaklı ürünlerin bu kapsamdan çıkarılmış olması hem hastalar hem de hasta yakınları nezdinde ciddi endişelere yol açmıştır. Bu değişikliğin bilimsel gerekçeleri konusunda kamuoyuna yeterli ve ikna edici açıklamaların yapılmadığı düşünülmektedir.
Bilimsel yayınlarda yer alan bazı verilerde; inhibitör gelişim riskinin plazma kaynaklı ürünlerde daha düşük, rekombinant ürünlerde ise daha yüksek oranlarda seyrettiğine dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu durum, özellikle uzun süreli profilaksi alan hemofili hastaları açısından dikkatle ele alınması gereken bir konudur.
Buna rağmen, sahadan gelen geri bildirimlerde; bazı hematoloji uzmanlarının hasta tercihlerini ve hasta haklarını yeterince dikkate almadan reçeteleme yaptığı, plazma kaynaklı ürünlere erişimin fiilen zorlaştığı yönünde şikâyetler bulunmaktadır. Ayrıca mevzuata göre daha uzun süreli düzenlenebilecek sağlık kurulu raporlarının, bazı hastalar için kısa periyotlarla yenilenmek zorunda bırakılması, hem hastalar hem de aileleri açısından ciddi bir mağduriyet oluşturmaktadır.
Son yıllarda hemofili tedavisinde kullanılan ithal ürünlerde belirli firmaların belirgin bir pazar hâkimiyeti oluşturduğu yönünde kamuoyunda yaygın bir kanaat mevcuttur. Bu alanda, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kurumlar dâhil olmak üzere tüm yetkili yapıların; bilimsel, etik ve mali süreçler açısından şeffaflık ilkesini daha güçlü biçimde hayata geçirmesi gerektiği düşünülmektedir.
Bizler, hemofili hastalarının sağlığını önceleyen bir sivil toplum anlayışıyla şunu açıkça ifade ediyoruz:
Rekombinant ürünlerin, insan plazma kaynaklı ürünlerin önüne geçmesini istemiyoruz. Hemofili hastalarının tedavi güvenliğinin riske atılmaması, plazma kaynaklı ürünlere erişimin korunması ve bu alanda kamu politikalarının güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu çerçevede;
•Hemofili tedavisinde kullanılan ürünlere ilişkin bilimsel karar süreçlerinin,
•Reçeteleme ve raporlama uygulamalarının,
•Kamu kaynaklarının kullanım biçiminin,
bağımsız denetim mekanizmaları ve yetkili merciler tarafından şeffaf, tarafsız ve bilimsel ölçütlerle incelenmesi, kamuoyunun en temel beklentisidir.
Bu açıklama; herhangi bir kişi ya da kurumu peşinen suçlama amacı taşımamaktadır. Amaç; hukukun üstünlüğü, hasta hakları, bilimsel etik ve kamu yararı çerçevesinde, hemofili hastalarının tedavi süreçlerinin ticari değil insani ve bilimsel önceliklerle yürütülmesini sağlamaktır.@RTErdogan@drmemisoglu@saglikbakanligi@sgksosyalmedya@sanliurfaism@ProfDrDusak
T.C. Sağlık Bakanlığı ve İlgili Kurumların Dikkatine,
Hemofili ve Talasemi başta olmak üzere birçok kronik hastalıkla yaşayan vatandaşlarımız, ilaç raporları sürecinde ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. Özellikle hematoloji uzmanlarının bu hasta grubuna yönelik sergilediği dayatmacı ve baskıcı tutumlar, hastalar açısından adeta bir ıstıraba dönüşmüş durumdadır.
İlaç raporlarıyla ilgili mevcut uygulamalar hem hastaları hem de ailelerini zorlamakta; sık aralıklarla rapor yenileme zorunluluğu, ulaşım, maddi külfet ve sağlık risklerini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında yeni bir düzenlemeye gidilerek, kronik hastalıklarda ilaç raporlarının ya tamamen kaldırılması ya da en az 3–5 yıl süreyle düzenlenmesi, hastalar için ciddi bir rahatlama sağlayacaktır.
Mevcut mevzuata göre hemofili hastalarının 1 yıllık ilaç raporu alma hakkı bulunmasına rağmen, bazı hematoloji uzmanlarının keyfi biçimde 3 aylık rapor düzenlemesi, özellikle ilçelerde yaşayan hastalar için büyük bir mağduriyet yaratmaktadır. İlçelerde ikamet eden hastalar, her üç ayda bir merkeze gelmek zorunda bırakılmakta; bu durum hem maddi hem de fiziksel açıdan ciddi yükler doğurmaktadır. Oysa 1 yıllık rapor düzenlendiği takdirde, hastalar ilçe hastanelerinde dahiliye veya çocuk sağlığı uzmanları aracılığıyla reçetelerini sorunsuz şekilde temin edebilmektedir.
Bunun yanı sıra, bazı hekimlerin hastaların tedavi tercihlerine saygı göstermeden, belirli ilaç gruplarını ya da firmaları dayatır şekilde davranması kabul edilemez bir durumdur. Özellikle bazı rekombinant ilaç firmaları ile kimi hematoloji uzmanları arasında menfi ilişkiler olduğu yönündeki iddiaların, devletimizin yetkili mercileri tarafından titizlikle incelenmesinin kamu yararı açısından gerekli olduğu kanaatindeyiz.
Hastaların yaşam kalitesini düşüren bu uygulamaların sona erdirilmesi, hasta haklarının korunması ve sağlık hizmetlerine eşit, adil ve insani erişimin sağlanması adına, gereğinin yapılmasını saygıyla arz ederiz. @RTErdogan@drmemisoglu@saglikbakanligi@sanliurfaism@sgksosyalmedya
Derneğimiz, Hemofili, Talasemi ve diğer kronik hastalıklarla yaşayan bireylerin sağlık hizmetlerine erişimde yaşadığı randevu kaynaklı sorunları yakından takip etmektedir.
Düzenli ve hayati öneme sahip tedavi gerektiren bu hasta gruplarının, randevu sistemi nedeniyle mağdur edilmesi kabul edilemez. Kronik hastaların randevu kapsamı dışında değerlendirilmesi ve tedavilerinin kesintisiz şekilde sağlanması, hasta hakları açısından zorunludur.
Bu doğrultuda, Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm yetkili kurumları, kronik hastaların yaşam kalitesini artıracak düzenlemeleri ivedilikle hayata geçirmeye davet ediyoruz.@RTErdogan@drmemisoglu@saglikbakanligi@sgksosyalmedya@ProfDrDusak@sanliurfaism
Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarımızın, kamu hastanelerinde görev yapan Hematoloji uzmanlarının yanı sıra Hemofili hastalarının tedavisinde sorumluluk üstlenen tüm hekimlere destek ve kolaylık sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapması büyük önem arz etmektedir.
Hemofili hastalarının tedavi süreçlerinin kesintisiz ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için SUT mevzuatında gerekli değişikliklerin yapılması, mevcut durumda yalnızca Hematoloji uzmanlarına bırakılan reçete ve tedavi yetkilerinin; Dahiliye Uzmanları ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlarına da tam yetki verilerek genişletilmesi, hem hekimler hem de hastalar açısından ciddi bir kolaylık sağlayacaktır.
Bu yetkinin sadece Hematoloji uzmanları ile sınırlandırılması, özellikle küçük şehirlerde ve ilçelerde Hematoloji uzmanı bulunmaması nedeniyle hastaların mağduriyet yaşamasına yol açmaktadır. İlçe–şehir merkezi arasındaki mesafeler ve ulaşım güçlükleri dikkate alındığında, Dahiliye ve Çocuk Sağlığı uzmanlarının da yetkilendirilmesi, tedavi sürecini daha erişilebilir, hızlı ve pratik hale getirecektir.
Bu nedenle, hem hekimlerin iş yükünü hafifletecek hem de Hemofili hastalarının tedaviye erişimini kolaylaştıracak daha kapsayıcı ve etkili bir düzenleme yapılması zaruridir.@RTErdogan@drmemisoglu@saglikbakanligi@sgksosyalmedya@sanliurfaism@ProfDrDusak
Şanlıurfa Hemofili Derneği olarak, hemofili hastalarının tedavi süreçlerinde süreklilik ve istikrarın hayati önem taşıdığını bir kez daha vurgulamak isteriz. Hemofili, ömür boyu takip ve düzenli tedavi gerektiren kronik bir hastalık olduğundan, hastaların yıllardır güvenle kullandıkları ilaçların devamlılığı, tedavi başarısı açısından kritik bir gerekliliktir.
Bu bağlamda, ilgili hematoloji uzmanı doktorlarımızın, hemofili hastalarının tedavi planlarını oluştururken hastanın klinik geçmişini, yıllardır kullandığı ilacın etkinliğini ve hasta tercihlerini dikkate alması büyük önem arz etmektedir. Tedavinin kişiye özel olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak, hastaların alışık olduğu ilaçların reçete edilmesi, hem tedavi uyumunun sürdürülmesini hem de olası sağlık risklerinin önlenmesini sağlayacaktır.
Hekimlerimizin bilimsel ilkeler çerçevesinde, ancak aynı zamanda hastanın sesine kulak vererek daha toleranslı ve empatik bir yaklaşım sergilemesi; tedavi kalitesini artıracak, hem hasta memnuniyetine hem de sağlık hizmetlerinin etkinliğine katkı sunacaktır.
Şanlıurfa Hemofili Derneği olarak, tüm hemofili hastalarının sağlıklı, güvenli ve istikrarlı bir tedavi süreci sürdürebilmeleri için gerekli hassasiyetin gösterilmesini saygıyla arz ederiz.
@drmemisoglu@saglikbakanligi@sgksosyalmedya
Şanlıurfa da merkezdeki
eğitim ve araştırma hastanelerimizde, hemofili hastalarının ve gerekse, diğer bir çok kan hatalıklarıyala ilgili, Hemotoloji Uzm Doktorların,
yetersizliği sebebiyle, hastalar İlaç raporları ve reçete edinme konusunda, büyük mağduriyetler yaşıyor olması, hastalar, aileleriyle birlikte bir tedirginlik içindeler. Hemofili genetik, kalıtsal, ömür boyu süren bir hastalıktır.
Sağlık bakanlığı yetkililerimizin dikkatine, ivedilikle çözüm
bekliyoruz. @drmemisoglu@saglikbakanligi@CYAZMAC@ProfDrDusak@bybekirbozdag@AEminOnenOfis@ibrahimeyyupogl@malicevheri@HikmetBasak_63
🔴ÖTV Kanunu ile ilgili haber var arkadaşlar. @herkesicinCHP gelecek hafta sürenin dolmasına çok az süre kala Anayasa Mahkemesi’ne iptali için başvuru yapacak.
⛔️Şuanda son hazırlıkların yapıldığı bilgisi geldi.
🔴Geç olsun güç olmasın‼️
#aracımadokunma#engellihakları#ötv
Şanlıurfa'da ING Türkiye Kupası'nın oynanmasında emeği geçen Cumhurbaşkanımız @RTErdogan 'a, Bakanımız Dr. @OA_BAK ve @TBF Başkanı @hidoturkoglu15'na teşekkür ederiz. Sayın Valimiz @hasansildak'ın talimatlarıyla tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Halkımızı maça davet ediyoruz!
#KÇPdenNeBekliyoruz
Bu Zammı istiyoruz ⬇️
3 Bin Taban + %20 Zam Yapılmalıdır
1. Yıl 2.6 ay %15 zam
2. Yıl 1. 6 ay enflasyon + %20
2.Yıl 2. 6 ay %15 zam
‼️ Tayin İstiyoruz
‼️ Vergi İndirimi İstiyoruz
‼️Haftalık 40 saat istiyoruz
‼️meslek kodlları
@turkiskonf@hakiskonf
Şanlıurfa’da Çocuk Hematolog bulunmadığı için,tüm kan hastalıklarıyla ilgili, hastaların, büyük bir mağduriyet yaşanmasına sebep olmaktadır. Gerek hemofililer, lösemi,talesemi,Lenfoma ve onlarca kan hastalıkları, hastası, Devlet yetkililerimizin, ivedilikle bu işe eğilmeleridir.