Türkiye’de yaşayan Senegalli komedyen Musti Kusti, Türkiye’deki Kürt karşıtlığının röntgenini çekmiş! Ayakta alkışlıyorum!
@mustikustii
"Biz Türkiye'de çok seviliyoruz. Meğerse Kürt olma ihtimalimiz olmadığı içinmiş”
Hissettiği çaresizlikte her bir sözcük boğazına düğümleniy.i pordu Seyit Taha'nın ve işığını çoktan kaybetmiş gözleri artık
daha fazla o yaşları tutmakta pek başarılı olamıyordu.
Şeyh Ali Rıza(Sêx Said'in oğlu)
İhsan Nuri'yi görünce
Seyit Taha'ya döndü ve
- "Bak görüyorsun umut burada," dedi. Kollarını açarak ben
içeriye davet etti.ipvpmñn
- "Ararat'ın Kartalı ne haberler getirdin yıkılmayan son kale Ağrı'dan."
Ağrı dağı kadar haşmetli ve uzun boyu ile düşmanları karşısında insanın içine ürpertiler verecek kadar keskin bakışlanı
ile gülümseyerek;
"Uzun geceler süren çatışmalar sonucu Bro Heski ve
adamları ne yazıktır ki Doğu Beyazıt'a doğru çekilmek durumunda kaldı efendi.
Üstümüze her taraftan saldırıyorlar."
Şeyh Ali Rıza;
- "Haberler geliyor kulağıma verdiğimiz kayıplar bulamadığımız destekler yüzünden içim sızlıyor yakında Seyit Taha ile Şemdinli bölgesinden bir harekat başlatacağız..
Şin
Sayfa 200
Séx Said isyanında Amed'in ele geçirilmesi sonun başlangıcı oldu aynı zamanda..
(Dede" gündüzleri, şehrin merkezindeki
köşede oturuyor, "o günleri anlatır mısın?" diyenlere, “hele yüzüme tükür, sonra anlatayım" cevabını veriyor, sonra anlatıyordu)
Kışkırtıcı ajanlar ordusunun bireylerinden biri de, Liceli bir gençti. Dönemin bu genci, 1980'ler Diyarbakır'ının “dede” diye
hitap edilen "rengi"ydi. "Dede" gündüzleri, şehrin merkezindeki
köşede oturuyor, "o günleri anlatır mısın?" diyenlere, “hele yüzüme tükür, sonra anlatayım" cevabını veriyor, sonra anlatıyordu:
"O zaman, çocuklukla delikanlılık arasında bir yaştaydım. Şeyh Said'in askerleri Diyarbakır surlarını sarmışlardı. Askerler, surların içinde mahsurdu. Biz de içerdeydik. Silahlar patlıyor, surların tepesinde toplar gürlüyordu. Ortalık gürültü patıriçindeydi. Şeyh Said'in askerlerinden surları aşıp içeriye girenler vardı. Kimdi şimdi hatırlamıyorum ama, bir adam biz çocukları, delikanlıları topladı. Bize para verdi. Evleri, dükkânları talan etmemizi istedi. Dükkânlardan alacaklarımız bizim olacaktı.
Bir de dönüşte ayrıca para alacaktık. Ortalıkta bir sürü işsiz güçsüz vardı, benim gibi. Söylenenleri yaptık. Dükkânların kapılarını, camlarını kırıp içindekileri aldık. Evleri taşladık. Kırdık dök-
tük. Bunu yaparken de, bize söylendiği gibi
'Yaşasın Şeyh Said!'
diye bağırdık.
Bizim yaptığımızı görenler ve zarara uğrayanlar,
'Şeyh Said bunun için mi savaşıyor?' diyerek soğudu, geri çekildi. Kızgınlıktan karşı cephede yer alanlar oldu."
Elazığ'da da benzer olaylar yaşanıyordu. Elazığ olaylarını yaşayanlardan biri anlatıyordu:
"Elazığlılar, Şeyh Said'in askerleri geliyor diye sokaklara döküldüler. Sevinç ve alkışlarla karşıladılar. Fakat görülen manzara ve
şehirde yaşananlar, coşkulu desteği bir anda tepkiye dönüştürdü.
Çünkü Şeyh Said'in askerleri diye karşılanan köylü kalabalığından
bazıları şehre dalmış, kırıp geçiriyor, çapulculuk yapıyordu. Bumanzarayı gören halk, evine kapanıp kapılarını kapattı. Şeyh Şerif
ve adamları bütün çabalarına rağmen çapulculukları engelleyemediler. Çapulcuların yaptıkları, Şeyh Said'in askerlerine mal edildi.
Halk desteğinden mahrum, orta yerde kalakaldılar.
Ahmet Kahraman
Kolombiya Devlet Başkanı, başkanlık uçağıyla mültecileri uçurmayı kabul ettikten sonra Trump’a meydan okudu
“%50 de ben gümrük vergisi koyuyorum.
Halkımız mısır eksin, bu bitki dünyayı doyursun. ABD’nin önünde eğilmem. Bizi asla boyunduruk altına alamazsınız” diyor
Çatışma büyüyor:
•Petrolünüzü sevmiyorum, Trump. İnsan türünü açgözlülükle yok edeceksiniz. Belki bir gün bir viski eşliğinde – ki gastritim olmasına rağmen kabul ediyorum – bu konuyu samimiyetle konuşabiliriz.
•Ama bu zor, çünkü beni aşağı bir ırk olarak görüyorsunuz. Oysa değilim, hiçbir Kolombiyalı da değil.
Eğer inatçı birini tanımak isterseniz, o benim. Ekonomik gücünüz ve kibirinizle Allende’ye yaptığınız gibi bir darbe yapmayı deneyebilirsiniz. Ama ben kendi ilkelerim doğrultusunda ölürüm. İşkenceye direndim ve size de direneceğim.
•Kolombiya’nın yanında kölelik taraftarlarını istemiyorum, çünkü yeterince köleci gördük ve özgürleştik. Kolombiya’nın yanında istediğim şey, özgürlüğün âşıklarıdır.
•Beni öldürebilirsiniz, ama halkımda – sizden önce var olan, Amerika kıtasında – yaşayacağım. Biz rüzgârların, dağların, Karayip Denizi’nin ve özgürlüğün halkıyız.
•Sizin özgürlüğümüzü sevmemeniz önemli değil. Beyaz kölecilerle el sıkışmam. Lincoln’ün mirasçıları olan özgürlükçü beyazlarla ve ABD’nin siyah ve beyaz köylü gençleriyle – ki onların mezarları önünde ağladım ve dua ettim – el sıkışırım.
•Onlar ABD’dir ve onların önünde eğilirim, başka kimsenin önünde değil.
•Beni devirin, Sayın Başkan, size Amerika kıtaları ve insanlık yanıt verecektir.
•Kolombiya artık kuzeye bakmıyor, dünyaya bakıyor. Kanımız, Endülüs Halifeliği’nin kanından geliyor; o zamanki medeniyetten.
•Kanımız, Roma İmparatorluğu’nun Akdeniz’deki Latinlerinden geliyor; o zamanki medeniyetten. Cumhuriyet’i ve demokrasiyi Atina’da kuranlardan. Kanımız, sizin köleleştirdiğiniz direnişçi siyahlardan geliyor. Kolombiya, Washington’dan önce Amerika’nın ilk özgür toprağıdır. Afrika şarkılarıyla dolu o topraklarda barınırım.
•Benim toprağım, Mısır firavunlarının zamanında var olan kuyumculuk sanatının ve Chiribiquete’deki dünyanın ilk sanatçılarının diyarıdır.
•Bizi asla boyunduruk altına alamazsınız. Özgürlük diye haykırarak topraklarımızda dolaşan ve Bolivar adını taşıyan savaşçı buna karşı durur.
•Halklarımız biraz ürkek, biraz utangaç, biraz saf ve nazik, âşık insanlar; ama Panama Kanalı’nı kazanmasını bilirler. Siz o kanalı şiddetle elimizden aldınız. Bugünkü Panama, bir zamanlar Kolombiya olan Bocas del Toro’da, sizlerin öldürdüğü Latin Amerika’dan gelen iki yüz kahraman yatıyor.
•Bir bayrak kaldırıyorum ve Gaitán’ın dediği gibi, tek başıma kalsam da, Latin Amerika’nın onuru olan, Amerika’nın onuru olan bu bayrak dalgalanmaya devam edecek. Bu, sizin büyükbabanızın tanımadığı, ama benimkilerin tanıdığı bir onurdur, Sayın Başkan; ABD’ye göç etmiş birinin torunu.
•Engellemeleriniz beni korkutmuyor; çünkü Kolombiya, güzelliğin ülkesi olmasının yanı sıra dünyanın kalbidir. Güzelliği sevdiğinizi biliyorum, benim gibi. Ona saygı gösterirseniz, size tatlılığını sunacaktır.
•KOLUMBİYA BUGÜNDEN İTİBAREN DÜNYAYA KAPILARINI AÇIYOR. KUCAKLARIMIZ AÇIK; ÖZGÜRLÜK, HAYAT VE İNSANLIK İNŞA EDİYORUZ.
•Bana, insan emeğinin ürünü olan ürünlerimize ABD’ye girişte %50 gümrük vergisi koyduğunuzu söylüyorlar. Ben de aynısını yapıyorum.
•Halkımız mısır eksin; Kolombiya’da keşfedilen bu bitki dünyayı doyursun.
Luvi yayınlarından çıkan bu değerli kitap, Abdülmelik Fırat’ın sadece köşe yazılarını değil, onun fikirsel mücadelesini de içeriyor. Babamın yaşamı, halkının hakları için verdiği mücadeleyle, adalet ve özgürlük arayışıyla, yazılarıyla bir direnişin hikâyesidir.
Abdülmelik Fırat'ın Özgür Ülke, Yeni Politika ve Demokrasi gazetelerinde, 94-95-96 yıllarında yayınlanmış köşe yazıları 'Bir Kürt Bilgesi' adıyla Luvi Yayınları'ndan çıktı!
Sipariş için:⤵️
https://t.co/5aVB90TbXo
🔴TARIK ZİYA EKİNCİ’NİN YAYINLANMAMIŞ RÖPORTAJI: “Binlerce masumu altın için katlettiler”
📍“BEYLİK SİSTEMİ VARDI”
📍“5 AKRABAMI 30 ALTIN VEREREK KURTARDIK”
📍“ÇOK PARTİLİ DÖNEMLE BEYLİK SİSTEMİ SONA ERDİ”
🔴Dr. Tarık Ziya Ekinci, Şeyh Sait döneminde Lice’de sadece 5 kişi hakkında idam kararı verildiğini ifade ederek, “Altın vermeyen binlerce kişiyi katlettiler. 5 kuzenimi 30 altın vererek kurtardık” dedi.
🔗https://t.co/f9U6a39OWM
Merkepler Adam Olur, Sen Adam Olmazsın.
Güç, Fetö terör örgütündeyken her organizasyonlarına koşup yalakalık yapan Kepaze.
Doğan Grubunda çalışırken Ciner'e küfür eden, Ciner daha çok para verince oraya geçen, patronların Satılık elemanı.
İnsan Hakları Derneği Başkanı bir Hanım için;
"Gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim"
diyen NAMERT Kadın Düşmanı.
Saray talimatıyla oynanmış anketler yayınlayan İş birlikçi.
"Eline sağlık" paylaşımından ötürü sadece ama sadece savcılığa çağrıldığın için,
"Ben anket yaptım" diyerek özür dileyen Korkak.
Muhalifmiş.
"Gocuklu celep kaldırınca sopasını, sürüye katılmaya koşan" besili bir koyundan farkın
yok.
Kalemin satılık.
Ruhun satılık.
Hatta küfür yuvası ağzın bile satılık.
Belinde tabancayla gazetecilerin grev çadırını basan,
Çalıştığın kurumda gazeteci kıyımı yapılırken "Ne yapabilirdim" diyen,
Yanında çalışan kadın gazeteciye beyzbol sopası gösteren,
Onurlu gazeteci düşmanı, paranın kölesi bir Çukursun.
Gezideki tutumunu da unutmadım!
Ve daha niceleri.
Şimdi gelelim, senin "Akp için çalışıyor - Dış devletlerin Ajanı" iftiralarına ve vicdansızca
söylediğin
"Ayağı asfalttan başka yere değmez" sözüne,
Be Gafil!
Ben, Bu partiyi senin gibi "elinde viski kadehleriyle partime yön veren" alçakların elinden aldım ve
Halkın Partisi yaptım.
Bina görevlileri ile oturdum.
Kağıt toplayıcıların arkadaşı oldum.
Evlere temizliğe giden kadınlara yoldaş oldum.
Çok fakir sofrasına oturdum.
Emekliyle, işçiyle, garibanla hemhal oldum.
Sarayın değil, yoksulun sofrasına oturdum.
Be Müptezel!
"Akp işbirlikçisi-Dış Devlet Ajanı" diyorsun.
Terör örgütü kurşunladı beni, kucağımda Asker Şehit verdim.
İki polis kardeşim yaralandı, ölümden döndük.
Acıları hala ağır geliyor yüreğime.
Be Paranın Emrindeki tetikçi!
Defalarca linçlere uğradım, ölümlerden döndüm.
"Yakın o evi" dediler, santim geri adım atmadım.
Adalet için 70 yaşımda 500 km yol yürüdüm.
Senin gibi kaç tane namerdin hakaretlerine uğradım.
Hayatım tehditlerle ve saldırılarla geçti.
Ne zaman korktum?
Ajan veya işbirlikçi bir adamın parası olur, mal varlığı olur.
Oğlunun Amerikalarda çiftliği, Gemicikleri, Vakıfları olur.
Cevap ver!
Namusum ve Mücadelemden başka
NEYİM VAR?
Ajan ve İşbirlikçi olduğumu ispatlamaz isen,
Namussuz ve Alçaksın!
Beni daha fazla konuşturma!
Bak Fatih!
Bu güneşin altından,
Parayla işi olmayan çok adam geçmedi.
Sen bu Ruhu ve Mücadeleyi anlayacak kapasitede değilsin.
Parayla işim olsa, seni satın alır,
Saraya karşı bağlardım.
Ama benim Parayla-Pulla işim yok.
Müesses Nizamın adamları ve
Sermayenin tetikçileri,
Çarkınız kırılacak-Düzeniniz bozulacak.
Hodri Meydan!
Bu Memleketi ve Partimi Sizlerden kurtarıncaya kadar BURDAYIM.
Siz bir, ben bir.
Rahmetli Levent Kırca'yı saygıyla ve özlemle anıyorum.
En başta Sevgili Gençlerimiz olmak üzere yukarıdaki yazımı okuyan bütün Kardeşlerimden
o lafları benden duydukları için özür diliyorum.
İnanın bunlarla baş etmenin başka bir yolunu bulamadım.
Affınıza sığınıyorum.
Dostlar,
Bu yapılanmalar bir günde oluşmadı.
Koca koca sermayeler ve
Milletimizi felakete sürüklemek,
Vatanımızı bölmek için kurulan koca bir düzen var ortada.
Müesses Nizam!
Bunlar da bu yapının parçacıkları.
Lütfen dikkat edin!
Bu yapılar ne yapıyor?
Sözde muhaliflermiş gibi hem Partimizi hem de muhalefet bloğunu bölmeye uğraşıyorlar.
İşimiz gerçekten kolay değil.
Sadece daha net anlaşılabilmek için bir örnek vereyim.
Yukarıda bahsettiğim zat şimdilerde çıkmış meydana,
"Şu ilçe Belediye Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olsun."
"Bu belediye başkanı, şu başkandan daha iyi" gibi cümleler kuruyor.
Partimizde ve muhalif seçmende kafa karışıklığı oluşturmak,
Saraya olan öfkeyi başka
alanlara dağıtmak için operasyon yapıyorlar.
Bunlar Psikolojik Harp Uzmanları.
Bunlar Suret-i Haktan görünen İblisler.
Hep birlikte Başaracağız.
Başarmak Zorundayız.
Tekrar herkesten özür diliyor,
Saygılarımı sunuyorum.
Îro jiwir 99 sal bere Şêx Seîd Efendî û hevalbendê wî şehîd bûn. Em wana bi rez û bi rûmetî bîrtînin. Li ber tekoşinawan serê xwe ditewînin. "Mîrasê wan ji bo me rêya azadî û serfirazîyeye.
Mucedeleya Şeyh Said Efendî, raperîna le hemberê zulmê zoreye. Parastina maf û neteweye.
Bugün dedem Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının şehadetinin 99. yıl dönümü. Onları rahmetle ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. "Onların bıraktığı mirası, özgürlük ve onur yolunda yaşatacağız."
Şeyh Said'in mücadelesi zülme karşı, dayatmalara karşı bir çıkıştır.
Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarının şehadetlerinin 99. yıl dönümü münasebetiyle Van'da düzenlenen anma toplantısı. Kendi yangınından çıkmış bir fikir uğruna mücadele edenlere selam olsun.