Kuşaklar arasındaki farkların giderek derinleşmesinin nedenlerinden biri, genç kuşağın kullandığı teknolojiye üst kuşağın yabancı kalmasıdır. Çocuklar ve gençler dijitalleşmenin pek çok aracını kullanırken, bazı aileler, dijital evrenin bırakın yerlisi olmayı, göçmeni bile değil; kimi zaman yabancısı hatta karşıtı olabiliyor.
Teknoloji kullanımındaki bu mesafe, zamanla dilde, üslupta, tarzda ve anlam dünyasında yabancılaşmaya yol açıyor. Aynı evin içinde yaşayan insanlar, farklı çağların insanları gibi konuşmaya başlıyor.
Çözüm, üst kuşakların teknolojiye bağımlı olacak kadar değil ama çocuklarının dünyasını anlayacak kadar yakın durmalarındadır. Dijital araçlara makul bir ilgi göstermek, gençlerin dünyasına açılan bir kapı aralamaktır.
(Facebook’ta karşılaştığım ve yapay zekâ ile hazırlanmış bu videoyu, konuyu güçlü bir biçimde ifade ettiği için paylaşıyorum.)
#Dijitalleşme
"Ve iman, kuş gibidir, aklın ihmal ettiği, 'izi sürülmez' yolu görür. O akıl ki, büyük bir Müslüman süfi şairin kelimeleriyle söylersek, 'insanın gönlüne pusu kurup, insanın derunundaki hayatın görünmez zenginliğini talan eder." İkbal
Günaydın.
Bu itiraz, aslında çok kritik bir düğüme dokunuyor. Çünkü burada iki şey birbirine karıştırılıyor:
“idrakin mahiyeti” ve “imanın mertebeleri.”
Önce şunu netleştirelim:
İbnü’l-Arabî hiçbir yerde “idrak ile iman asla bir arada olamaz” şeklinde kaba bir önerme kurmaz. Onun yaptığı ayrım çok daha ince ve ontolojiktir.
~İtirazınızın haklı olduğu nokta:
“İdraksız iman kör inançtır.”
Bu, tasavvufun da kabul ettiği bir şeydir.
Kur’an’da sürekli:
-“akletmez misiniz?”
-“tefekkür etmez misiniz?”
vurgusu vardır.
Yani:
-akıl → tahkike götürür,
-tahkik → imanı derinleştirir.
Bu açıdan:
taklidî iman ≠ tahkikî iman
Bu noktada itiraz doğru.
Ama İbnü’l-Arabî’nin söylediği başka bir şey.
İbnü’l-Arabî’nin meselesi epistemolojik değil, ontolojiktir.
Onun kastettiği şey şu:
“İdrak (aklın kavraması) ile iman (gayba teslimiyet) aynı düzlemde çalışmaz.”
Çünkü:
İdrak ne yapar?
-Sınırlar,
-Kavramlaştırır,
-Tanımlar.
İman ne yapar?
-Aşar,
-Teslim olur,
-Bilinemeyene yönelir.
~Kritik ayrım: “Bilinen” vs “Gayb”:
İbnü’l-Arabî’ye göre:
-İdrak → şehadet âlemi (görünen),
-İman → gayb âlemi (görünmeyen).
Eğer bir şeyi tam idrak ettiysen, artık ona iman etmezsin — onu bilirsin.
Örnek:
-Güneşin doğduğunu görüyorsan → iman etmezsin, bilirsin.
-Ama ahireti görmüyorsan → iman edersin.
Yani:
İman, idrakin bittiği yerde başlar.
~Sizin itirazınız nerede eksik kalıyor?
Şu cümlede:
“Gerçek iman idraktan doğar”
Bu yarı doğru.
Daha doğrusu şöyle olmalı:
İdrak imana hazırlar ama imanın kendisi değildir.
Çünkü:
-İdrak → zihinsel kesinlik üretir,
-İman → varoluşsal teslimiyet üretir.
Bu ikisi aynı şey değildir.
~İbnü’l-Arabî’nin daha derin pozisyonu:
Aslında o üç mertebe kurar:
1. İlim (bilmek):
Akılla elde edilir→ kavramsal
2. İman:
Gayba yönelir→ teslimiyet
3. Marifet (keşf):
Doğrudan idrak değil, “şuhud”
→ görür gibi bilme.
İşte burada ilginç bir şey olur:
Marifette:
-hem iman vardır,
-hem idrak aşılmıştır.
Ama bu artık aklın idraki değildir.
~Asıl çelişkiyi çözersek:
Siz diyorsunuz ki:
“İdraksız iman kördür”.
İbnü’l-Arabî der ki:
“Sadece idrakle kalan iman da sınırlıdır”.
İkisini birleştirirsek:
Doğru ifade şu olur:
İman, aklî idrakle başlar ama onu aşmadan kemale ermez.
~Özetle:
-Taklitle iman → zayıf,
-İdrakle desteklenen iman → güçlü,
-Ama sadece idrakte kalan iman → sınırlı,
-İdraki aşan iman (marifet) → hakiki.
İbnü’l-Arabî’nin perspektifini şöyle özetleyebiliriz:
“Aklın ulaştığı yere kadar idrak vardır. Aklın durduğu yerde iman başlar. İmanın olgunlaştığı yerde ise marifet doğar.”
Mardin gibi kadim bir şehirde yaşayan bir öğrencinin, bir öğretmenin ya da bir akademisyenin eğitimine odaklanabilmesi için en azından temel şehir hizmetlerinin düzgün işlemesi gerekir. Ancak bugün Mardin’de bozulmuş yollar, çözümsüz gibi görünen trafik sorunu ve sürekli yaşanan su kesintileri sebebiyle insanlar kendilerini büyük bir şehirde değil, adeta büyük bir köyde yaşıyor gibi hissediyor. Bu mesele artık kimin hangi makamda olduğu, hangi partiden olduğu meselesi değildir. Mardin halkı artık tartışma değil hizmet görmek istiyor. İnsanlar suya, elektriğe, ulaşıma ve temel altyapı hizmetlerine kesintisiz şekilde ulaşmak istiyor. Bunlar bir ayrıcalık değil, en temel vatandaşlık hakkıdır.
Elektrik konusunda yıllardır “kaçak kullanım” gerekçe gösteriliyor. Peki aynı açıklamayı Mardin’in yıllardır düzelmeyen yolları için de yapabilecek miyiz? Bu şehrin insanı artık mazeret değil, çözüm görmek istiyor.
@TC_icisleri@MardinBuyukshr@artuklubeltr@mustafaciftcitr
🔻Türkçe Altyazılı🔻
🎦 Sudanlı askeri komutana “İran mı İsrail mi?” sorusu: Verdiği cevap dikkat çekti
Mantıklı bir söz: Sudanlı bir askeri komutana, savaşta İran’ın yanında mı yoksa İsrail’in yanında mı duracaksınız? diye sordular.
Cevabın ne kadar hikmetli ve bilgili olduğunu izleyin.
Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi (ISTAC) kurucusu çağımızın büyük düşünürü Prof. Dr. Syed Muhammad Naqib el-Attas emanetini teslim etmiş. Allah rahmet eylesin, makamı âli olsun
The great scholar and saintly man has returned to the mercy of his Lord. Allah have mercy on him. What a life. What a legacy. A man of God. Allah forgive him and elevate his rank.
@mikepompeo Look at the foreign ministr of a country that behaves like a rogue state! Everyone can see that you are spreadng terror throughout the world by violating all international law with your Zionist ally Israel. May you drown in the sea of hatred you have created with your own hands,
Üniversitemiz Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Altunhan’ın geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Kıymetli hocamızın kaybı, üniversitemiz için büyük bir acı olmuş, tüm camiamızı yasa boğmuştur.
Merhum hocamıza Allah’tan rahmet; başta ailesi olmak üzere, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm üniversitemiz mensuplarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
İSAM Kütüphanesi tarafından hazırlanan metin erişimli veri tabanları İlahiyat Makaleleri; Türk Tarih, Edebiyat, Kültür ve Sanat Tarihi Makaleleri ve Osmanlıca Makaleler yeni bir uygulama üzerinden kullanıma açılmıştır.
Veri tabanına erişmek için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
https://t.co/F2ZuzPnpzs
Teze yaptığınız önemli katkılardan dolayı teşekkür ediyorum hocam. Suat'ı da bu zorlu yolculukta gösterdiği gayret ve başarısından dolayı tebrik ediyorum...
Anabilim dalımız öğrencilerinden Suat Çelik, “İhvan-ı Safa’da Dini Çeşitlilik” başlıklı yüksek lisans tezini Doç.Dr. Mahmut Meçin ve Doç.Dr. Nusret Taş ortak danışmanlığında, benim ve Prof. Dr. Rıfat Atay’ın jüri olduğu sınavda başarıyla savundu. Tebrik ediyor başarılar diliyorum
Evlenmek için geç kaldığını düşünen yığınla insan var. Erken evlendiği ya da yanlış kişiyle evlendiği için yıllarının heba olduğunu düşünen yığınla insan olduğu gibi. Çocuk hasretiyle yananlar, çocuklu hayattan bunalıp özgür yılları düşleyenler.. Kariyer yapamadan geçen yılların yasını tutanlar, çalışma hayatından bitap düşüp evde dinlemeyi hayal eden kadınlar… Herkes sahip olmadığının hasretinde, herkes birbirinin elindekine talip. Başkasında olan cazip bir nimet gibi görünürken elindeki eziyet gibi gelir insana. Mutluluk ise elindekilerle yetinmekle ilgilidir, varolana şükretmektir.
Tüm akademisyenleri “ilmin izzetini alimin onurunu” korumak için “İlk Dersim Filistin” duyarlılığına davet ediyoruz.
@Aybir2010
https://t.co/NQZbHe7afM