Memleketin Dört Bir Yanında İşçi Sömüren Yıldızlar SSS Holding'e Karşı Direniş Büyüyor!
Beypazarı Yunus Emre Termik Santrali’nde 3 aydır ücretlerini alamayan DİSK/Enerji-Sen (@enerjisen) üyesi işçiler dün Ankara’ya yürüyüş başlatmıştı. Bugün direnişin 2. gününde yürüyüşlerine devam eden işçilere polis saldırısı gerçekleşti. Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin ve Genel Sekreteri Emin Atsız gözaltına alındı.
Dün Giresun’da Nasko Madencilik ile Elazığ’da bulunan Eti Gümüş Madeni işçileri de maaşlarını alamadıkları için yürüyüş düzenlemişti.
Tamamı Yıldızlar SSS Holding bünyesinde bulunan bu işletmeler, işçilere aylardır maaşlarını ödemiyor, kıdem tazminatlarını vermiyor, insanca çalışma koşulları sunmuyor. Şimdiden üç ile yayılan eylemlerin süreceği aşikar çünkü Yıldızlar SSS Holding memleketin dört bir yanında işçilere maaşlarını vermemeye, haklarını gasp etmeye devam ediyor.
Daha önce Doruk Madencilik işçilerinin başlattığı direnişle gündem olan Yıldızlar SSS Holding, memleketin hemen her karış toprağında usulsüzce aldığı maden ruhsatlarıyla işçi sömürüsüne devam ediyor.
Hakları için mücadele eden işçilerin yanındayız. İşçilerin talepleri karşılansın, sendika yöneticileri derhal serbest bırakılsın!
Ahmet Telli'nin 18 Ocak 1978 tarihli Kurtuluş haftalık gazetede yayınlanan "Enver Gökçe ve Panzerler Üstümüze Kalkar" başlıklı yazısını tekrar paylaşıyoruz.
Kurtuluş, Sayı 3 | Ocak, 1978
📌Çağlayan Adliyesi
Eli kanlı savaş örgütü NATO rahatça zirve yapabilsin diye devrimcileri gözaltılar ve tutuklamalarla yıldırmaya çalışıyorlar.
Her gözdağına karşı 6. Filo’yu hatırlayacaksınız. Siz de denize döküleceksiniz!
AKP İktidarı'nın NATO'ya Hizmet Operasyonları Devam Ediyor!
Bu sabah İzmir'de, 5 yoldaşımız NATO'ya karşı faaliyet yürüttükleri gerekçesiyle ev baskınlarıyla gözaltına alındı.
Neredeyse bir aydır süren gözaltı ve tutuklama terörü işe yaramadığı gibi bu saldırı da boşa çıkacak. Halkların katili NATO'nun 7-8 Temmuz'da bu topraklarda toplanmasına sokaklarda karşı çıkmaya devam edeceğiz.
Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!
33 Yıl, 33 Can
Unutmadık, Hesabını Soracağız!
33 yıl önce bugün, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'a gelen 33 sanatçı ve aydın "kışkırtılmış kalabalıklar" bahanesinin arkasına saklanamayacak kadar organize bir saldırı sonucu yakılarak katledildi. Katliam, kolluk kuvvetlerinin göz yummasıyla, siyasi iktidarın desteğiyle ve medya organlarının doğrudan hedef göstermesiyle devlet kontrolünde gerçekleşmiştir. Aydınlar şehre ayak bastıkları andan itibaren yerel basında hedef gösterilmiş; "Müslümanlar" imzalı katliam çağrısı yapan bildiriler halka dağıtılmış, tekbirler ve bozkurt işaretleriyle Madımak Oteli'nin önünde toplanan dinci faşist güruha polis saatlerce müdahale etmemiş, itfaiye olay yerine dahi ulaşmamıştır. Bölgede bulunan askerlerin ise "olaylara müdahale etmeyin" talimatı aldıkları ortaya çıkmıştır.
Katliamın ardından yürütülen yargı sürecinde katiller korunmuş, dava zamanaşımı ile düşürülmüş, dönemin başbakanı Erdoğan "zaman aşımı hayırlı olsun" diyerek katliamı fiilen aklamıştır. Yani devlet yıllarca süren cezasızlık politikalarıyla da bu suça ortak olmuştur.
Tüm bunlar göstermektedir ki Madımak Katliamı'nda sadece alevi kimliği hedef alınmamış, tekrar hareketlenen toplumsal muhalefetin tamamına göz dağı vermek için dinci-faşist kitle aparat olarak kullanılmıştır.
Bugün karşımızda duran sermaye-tarikat-mafya düzeni bize Sivas'ın hesabının nasıl sorulacağını da göstermektedir. Yeni Madımak'lara geçit vermemek ancak örgütlü mücadeleyle mümkündür. İşçi sınıfı ve ezilen hakların eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltmek Sivas'ta yitirilen canlara olan borcumuzdur.
Deniz Göktaş’ın Öl�� Deniz adlı stand-up gösterisi hakkında, “dini değerleri alenen aşağılama” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Deniz Göktaş’a açılan soruşturma AKP’li vekillerin ve trollerin ihbarcılığıyla gerçekleşmiştir.
Bu soruşturma, AKP iktidarının yıllardır yaşamın her alanına yönelik müdahalelerinden bağımsız değildir. Eğitimin dincileştirilmesi, yeni yargı paketleriyle yaşam tarzına yönelik müdahaleler; iktidarın toplumu kendi çizgisine göre şekillendirme çabasının parçalarıdır.
Daha öncede iktidarı eleştiren veya iktidarın “makul yaşam tarzı”na uymayan şarkıcılar, senaristler, yönetmenler, komedyenler hakkında soruşturmalar, gözaltı ve tutuklamalar gerçekleşmişti. Deniz Göktaş hakkında başlatılan soruşturma da aynı anlayışın bir sonucudur.
AKP iktidarı kendinden olmayan her kesime yönelik baskı ve yargı sopasını toplumun üzerinde tutarak gözdağı vermeye çalışıyor. Mizaha dahi tahammül edemeyen AKP-MHP iktidarı; medyadan eğitime, sanattan gündelik yaşama kadar her alanda denetim kurmaya ve ifade özgürlüğünü baskı altına almaya çalışmaktadır.
Deniz Göktaş’a yönelik bu soruşturma, yalnızca bir komedyene değil AKP iktidarına yakın olmayan, muhalif sanatçılara,
sanatın özgürce icra edilmesine ve esasen toplumun büyük çoğunluğuna karşı bir saldırıdır! Bu saldırıları tanıyoruz ve kabul etmiyoruz.
Deniz Göktaş yalnız değildir!
Gözaltından çıktık.
NATO rahat rahat toplantı yapsın, işgal ve katliam planlarını sessiz sakin yürütsün diye gözaltına alındık. Bizden önce de devrimciler gözaltına alınıp tutuklandı. Gözaltı ve tutuklamalar sökmedi sökmeyecek.
Halkların katili NATO’ya karşı mücadelemiz sürecek!
Eylem yapabilir gerekçesiyle gözaltına almak devletin tarafını da korkusunu da ayan beyan göstermektedir. Yoksullukla, hukuksuzlukla;işgale, soykırıma, yolsuzluğa ve sömürüye karşı mücadele etmenin, karşısında olmanın biricik yolu devrimcilerden taraf olmaktan geçer.
Günlerdir Ankara'ya attığınız cilanız İstanbul'da döküldü.
Filistin'in katilisiniz. Polisinizin yüzüne söylenen gibi.
Bu ülkede mirası Mahir olan devrimciler var.
Kahrolsun emperyalizm kahrolsun işbirlikçiler.
Dolmabahçe'de yapılacak NATO Parlamenter Zirvesi öncesi Sosyalist Mücadele İnisiyatifi ve Gençlik Devirecek üyeleri "NATO'ya karşı eylem yapacakları" gerekçesiyle gözaltına alındı:
"Ben devrimciyim işim bu. Biz NATO'ya karşı eylem yaparız."
NATO'ya karşı yapacağımız eylem öncesinde arkadaşlarımız gözaltına alındı.
Yoldaşlarımız gözaltına gelen polislerin yüzüne devrimcilerin kararını okudu: Siz NATO'nun bekçisisiniz.
Biz 6.filoya karşı direnen Mahirlerin, Denizlerin yoldaşıyız.
Bu topraklarda NATO'cular ellerini kollarını sallayarak gezemeyecekler.
NATO'yu da onları ağırlayan işbirlikçi AKP'yi de göndereceğiz.
6. Filo'dan NATO zirvesine emperyalizm yenilecek!
7-8 Temmuz'da gerçekleşecek olan NATO zirvesine karşı 6. Filo'nun denize döküldüğü Dolmabahçe'ye yürüyoruz.
📍29 Haziran - 15:00
Dolmabahçe
Özgür basın susturulamaz.
Toplumsal Muhalefet X hesabımıza BTK kararıyla Türkiye'den erişim engeli getirildi. Bu keyfi ve hukuksuz karara karşı bir adım dahi geri atmayacağız.
Yeni hesabımız @toplummuhalif23 takip edebilirsiniz.
Birleşe birleşe kazanacağız!
Öğretmenlerin açlık grevinin 7. günündeki mücadelesine İzmir'den ses verdik.
Öğretmenlerin mücadelesi yalnızca onların değil, insanca yaşam ve çalışma koşulları için direnen herkesin mücadelesidir.
Hak mücadelesi veren öğretmenlerin yanındayız.
Katil NATO ve İşbirlikçilerinin Saldırıları Sökmeyecek!
AKP iktidarının NATO'ya hizmet operasyonlarına bir yenisi eklendi. Bu sabah Ankara'da çok sayıda devrimci demokratik kuruma yönelik operasyon gerçekleştirildi ve 209 kişi gözaltına alındı.
NATO zirvesi hazırlıkları kapsamında, emperyalist liderlerin rahatı için milyarlarca liralık otel ve havalimanı inşaatları yapan siyasi iktidar, Ankara’da günler öncesinden ilan edilen OHAL'in kapsamını her geçen gün daha da genişletiyor. Devrimcilere yönelik operasyonlarla, NATO zirvesi öncesinde Ankara'yı adeta dikensiz bir gül bahçesi haline getirmeyi hedefliyor.
Benzer operasyonlarla geçtiğimiz haftalarda kırka yakın kişiyi tutuklayan iktidar, bir yandan da Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası öncülüğünde hakkını arayan ve günlerdir açlık grevinde olan öğretmenleri işkenceyle gözaltına alıyor. Zirve öncesinde hiçbir hak mücadelesine ve eylemselliğe izin vermeyeceğini göstermeye çalışan iktidar, valilik kararlarıyla "açlık grevi" yasağı dahi getirmeye cüret ediyor.
NATO zirvesine katılacak emperyalist güçlerin huzurunun kaçmaması adına devrimci iradeyi engelleme ve toplumsal muhalefete gözdağı verme amacı taşıyan bu baskı ve saldırılara, devrimci dayanışmayı yükselterek karşılık vermekten başka çaremiz yok.
Gözaltılar, tutuklamalar, baskılat bizi yıldıramaz. Halkların katili NATO'nun 7-8 Temmuz'da bu topraklarda toplanmasına; yeni savaş, işgal ve tahkim planları yapmasına sokaklarda karşı çıkmaya devam edeceğiz.