Tanımıyorum artık önünde beklediğim kapıları,
Nankörüyüm kendi ömrümün, ruhuma ağır geliyor.
Durmuyor dünya, ölü şairler doğru söylüyor.
Gün gün hayat geçiyor…
Bir selamın arkasına saklanmıyor hataların, yerinde mi hala itip kenara koydukların, bu seste mevcut değil ihtiyaç duydukların, şüphesiz en hak edenisin unutulacak günahların
Koca bir mezarlık ziyareti gibi görmek bu şehri,
Kırılmış dallar, kurumuş yapraklar.
Ot basmış her bir yanı.
Sulanmaya değer tek bir çiçek kalmamış.
Vaktidir gömmenin içimizdeki ölüleri…
Toplum olarak her konuda yanlış kişileri ciddiye alıyoruz.
Örneğin doktoru tıp alanında, öğretmeni eğitim konusunda, ciddiye almak gerek, futbol camiasını hiçbir alanda!
Yapamazsın!
Genç oldukları için değil, anayasal haklarını kullandıkları için yapamazsın!
Bayram olduğu için değil, yasaya sen de uymak zorunda olduğun için yapamazsın!
Sen asker, polis, bekçi vs hüküm verme ve infaz mercii olmadığın için yapamazsın.
Yapma demiyorum
YA-PA-MAZ-SIN
Benzer operasyon AKPli bir figüre karşı yapılsaydı şu an camilerden darbeye karşı sokağa çıkma çağrıları duyardık. Ana muhalefet hala kendini Akplilere anlatma çabası içinde.
-Ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey-
Korktukları için değil yapabildikleri için yapıyorlar!
Kokusu tütüyor yalanın görünmez olsa bile, gece örtmüyor günahı, mesafeler sadece bizim anlam yüklediğimiz sayılardan ibaret, nitekim görüyor duyuyor gibi biliyoruz..
Bir çiçeğin yanlış bir mevsimde açmasının hüznü var içimde,
Isıtmayan güneşe mi yanayım?
Dönmeyen devrana mı?
Burnumda buhur kokusu ve
Gelmeyen eylül akşamlarının sızısı..