MHK’ye Açık Mektup!
Daha ligin başında sayılırız. Hakemlerinizin faul, kart ve penaltı standartları konusunda yıllardır devam eden tutarsız kararlarının maalesef aynen bu sezon da devam etmekte olduğunu görüyoruz.
Kaygılarımızı şimdiden belirtiyor ve uyarımızı yapıyoruz!
Faul başına en çok sarı kart gören takımın açık ara Beşiktaş olması tesadüf müdür?
Oyuncularımızın yaptığı her 4 faule 1 sarı kart gösterilirken, ezeli rakiplerimizden birinin her 8 faulüne 1 sarı kart, diğerinin ise ancak her 53 faulüne 1 sarı kart gösterilmesini olağan mı karşılamalıyız? Dünyanın neresinde 53 faule 1 sarı kart gösterilebilir, bu istatistiği UEFA'da ve FIFA seminerlerinde izah edebileceğinizi düşünüyor musunuz?
Futbolcularımızın faullerine karşı keskin gözleriyle bakan hakemleriniz, bize yapılan zalimce faulleri nedense inandırıcı bulmamaktadır?
Şu bilinmeli ki geçen sezon yaşanılan hiçbir şeyi unutmuş değiliz!
Beşiktaş-Antalyaspor maçı dakika 9! Rakibin sert müdahalesi ile Rafa Silva yerde! Hakem sarı kart göstermek yerine faulle geçiştiriyor. Aynı oyuncumuz, bu sefer 58. dakikada yine sert bir faulle yere indiriliyor yine kartsız faulle geçiştiriliyor...
Hakemin bu acımasız tavrından cesaret almış olacaklar ki bu sefer aynı maçın 60. dakikasında Rafa Silva, çok ciddi sakatlanmaya yol açacak ve çok sert kasti tekme yiyor, hakemin cebinden sadece sarı kart çıkıyor!
Evet, sadece sarı kart çıkıyor...
VAR tam bir dakika sonra devreye giriyor, uzun uzun izleniyor ve gaddarca atılan tekmenin kırmızı kart olması gerektiğine ancak VAR müdahalesiyle karar veriliyor.
Trabzonspor-Beşiktaş maçı 9. dakikada Edin Vişça, Rafa Silva’ya, ortada topa müdahaleye dair de bir pozisyon yokken adeta hınçla ve sakatlamaya yönelik, arkadan aşil tendonu bölgesine doğru gaddarca tekmeyi basıyor. Maçın hakeminin pozisyonu açıkça gördüğü yayıncı kuruluşun yayınında net bir şekilde görülürken Ali Şansalan, Vişça’yı dostane bir şekilde sadece uyarıyor.
Yine VAR devreye giriyor ve ancak o zaman kırmızı kartı göstermek zorunda kalıyor. Bu kadar sert bir hareketi bariz bir şekilde görmesine rağmen gereken kırmızı kartı göstermeyen, rakibi sadece uyaran bu hakem, bizim oyuncularımızın en ufak uyarısında ise oyuncularımıza bağırabilmeyi kendisine hak görüyor! Bir kere durumu anlatmak için koşup gelen ve aşırı bir itirazda bile bulunmayan takım kaptanımıza, rakibe çıkartamadığı kartı çok kolaylıkla veriyor.
Aynı maçta 45+2. dakikada Ciro Immobile’nin ceza sahası içinde Savic tarafından ısrarla çekilip indirilmesini pozisyonu yakından izleyen maçın hakemi ve her şeyi gören VAR masası nedense görmüyor, ikna olmuyor.
Biz rakiplerimizin kırmızı kartla oyundan atılmasından memnuniyet duymuyoruz. Hakemlerin desteğine de asla ihtiyaç duymadık duymayacağız.
Çok basit bir şekilde adalet istiyoruz!
Adil davranın, korkmadan karar verin ve Türk Futbolu'nu koruyun!
Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz!
Beşiktaş JK
Tedirginlikle, belirsizlikle, huzursuzlukla, buruklukla geçen 𝐬𝐨𝐧 𝐊𝐀𝐒𝐈𝐌 olsun!
Öğretmenler Günü'nde bu iş bitsin!
Cumhuriyetimizin 100. yılına yakışır, mülakatsız 68 bin atama talebimizi dile getiriyoruz. @tcmeb@Yusuf__Tekin#TakvimiAçıklaÖğretmeniAta
İradeyle hırsızlık
Bir adam, çıktığı ağacın dallarını şiddetle sallıyor, dallardaki meyveleri döküyordu. İyi niyetli değildi çünkü hırsızlık yapmak için bu bahçeye girmişti. Tam meyveleri toplarken evin sahibi geldi. Bahçesinde bir hırsız görünce sinirlenerek bağırdı:
- Allah’tan utanmıyor musun? Ne yapıyorsun sen burada?
Adam, hiç oralı olmadan, pişkin pişkin cevap verdi:
- Ne diyorsun be adam! Allah’ın bahçesinden, Allah’ın bir kulu, Allah’ın bağışladığı meyveleri yer diye sen onu nasıl ayıplarsın? Ne diye böyle söylüyorsun? Çok zengin olan Allah’ın kullarına hediye ettiği nimeti sen kimden sakınıyorsun, kimden kıskanıyorsun? Farkında mısın bilmiyorum ama şu anda Allah’ın nimetiyle cimrilik yapıyorsun.
Adamın söylediklerini dinleyen bahçe sahibi daha çok sinirlendi ve hizmetçisine seslendi:
- Aybey! Şuradan kalın bir ip getir de şu adama hak ettiği cevabı vereyim!
İpi getiren hizmetçisi ile birlikte adamı ağaca bağlayan bahçe sahibi, eline kocaman bir sopa geçirerek başladı hırsızı dövmeye.
Dayak yedikçe canı yanan hırsız feryat ediyordu:
- Sen Allah’tan utanmaz mısın ben adam! Suçsuz yere birini dövüyorsun, böyle giderse öldüreceksin adamı...
Elinde sopasıyla adamı döven bahçe sahibi:
- Haklısın, diye bağırdı. Elimdeki Allah’ın sopası, dövdüğüm de Allah’ın bir kulu. Ben de Allah’ın kuluyum... Allah’ın bir kulu, Allah’ın bir yarattığına, Allah’ın lütfettiği bir sopayla vurursa, burada döveni kim ayıplayabilir? Ne dediğinin farkında mısın sen?
Başından beri suçsuz olduğunu iddia eden hırsız artık pes etmiş, inlemeye başlamıştı:
- Tamam... Ne olur vurma artık. Sen çok akıllı bir adamsın. Pişman oldum. Tövbe ettim, ne olur bırak artık. İtiraf ediyorum, hırsızlık yapıyordum; hem de kendi irademle. Hırsızlığı da kendi irademle işledim...
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Sayın Milli Eğitim Bakanımıza bir öneride bulunmak istiyorum: Lütfen ortaokul ve liselere jeoloji ve coğrafya derslerini temel dersler olarak yeniden koyunuz. Bunun halkımızın deprem konusunda bilgilenmesine, bilinçlenmesine ve deprem kültürü edinmesine katkısı büyük olacaktır.
Sayın Milli Eğitim Bakanımıza bir öneride bulunmak istiyorum: Lütfen ortaokul ve liselere jeoloji ve coğrafya derslerini temel dersler olarak yeniden koyunuz. Bunun halkımızın deprem konusunda bilgilenmesine, bilinçlenmesine ve deprem kültürü edinmesine katkısı büyük olacaktır.
Türk Co��rafya Kurumu Gençlik Birimi Olarak Çağrımızdır
*Coğrafya dersinin tüm eğitim ve öğretim kademelerinde zorunlu hale getirilmesi ve ilgili sınavlarda soru sayılarının arttırılması,
#zorunlucografyadersi
Hollanda televizyonları da yardım kampanyası için ortak yayın düzenledi.
Yayında, depremde kaybettiği kuzeninin kendisine ulaşamayınca "Neredesin sen?" diye sesli mesaj bıraktığını anlatan Karsu Dönmez, Neşet Ertaş'ın türküsü ile herkesi gözyaşına boğdu...
Kürtlerde başına kül dökmek, evi barkı yıkılmış, kimi kimsesi kalmamış demekmiş.
Yani koca bir çaresizlik.
Kelimenin tam manasıyla umudun, sözün bittiği yer.
Acının bin türlüsünü gördüm şu ahir ömrümde ama...
Bu kadar yürek yakanı...
Bu kadar canı dağlayanı...
Olmasaydı keşke...
Ahbap kurucusu Haluk Levent, deprem bölgesi için planlanan bütçe dağılımını açıkladı.
Konteyner: 400 milyon TL
Konteyner Yaşam Merkezleri: 100 milyon TL
Hasarlı Okulların Onarımı: 100 milyon TL
Yaşlı Bakım Merkezleri: 100 milyon TL
Öğrenci Yurtları: 150 milyon TL