"Siz genç yazarların ihtiyacı olan, hayatın kendisinden, yeryüzünün güzelliği ve düşkünlüğünden başka bir şey değildir...Sahip olmanız gereken, sağlık sigortaları ve burslar, ödüller ve teşvik ikramiyeleri değildir; ruhunuzun ve bedeninizin vatansızlığıdır, her gün yaşayacağınız umutsuzluktur, terk edilmişliktir, soğuktan titremenizdir, her gün geri dönmenizdir..." [Thomas Bernhard]
Mahsum Ece, tuhaf insanların yaşadığı, tarifi zor olayların yaşandığı bir köyün hikâyesini anlatıyor. Ama anlattığı bu insanlar, yaşananların kaderleri olduğunu, bir çıkış yolları bulunmadığını o kadar kabullenmişler ki, tarihin dışına itilmiş birer hayalet gibi dolaşıyorlar puslu ve karanlık yurtlarında.
Dutlar Karaydı, bu pusun ve karanlığın arasında bir soru soruyor: Unutmaya çalışmak mı daha zor, yoksa ölmek mi?
https://t.co/taO8KiOSbY
@mahsumece
Bunun dışında çekmeyi istediğim kısa film üçlemesi ve yıllardır hayalini kurduğum uzun metrajım için çalışacağım bir yandan. İnsanı anlamaya çalışmak, insan ruhunu keşfe çıkmak. Çalışmak, çok çalışmak, Balzac’ın bir öyküsünde geçtiği gibi “ekmekten çok gaz yağı tüketmek” gerek.
“Yazmak değil, yazmanın mimarisi insanı yoran.” (Virginia Woolf)
“Gerçekten acı çekeceksen, bu, yazdıklarından değil yazma biçiminden olsun.” (Julio Cortázar)
“İnsanın yorgunluğu üslupta, biçimde, simgede kendini gösterir. Eserin içerdiği duygulara gelince, insan sırf yaşadığı için bol bol sahiptir bunlara.” (Cesare Pavese)
Mario Vargas LLosa 26 Kasım 2016'da Guadalajara Uluslararası Kitap Fuarı’nın edebi programı açış konuşmasında Boom'dan bahseder: “Boom artık yok. Ben hayatta kalan son mensubuyum. Işığı söndürüp kapıyı kapatma hazin ayrıcalığı bana düştü”.