@686Luca Şu maçın yedek kulübesi çabuk unutuldu, neredeyse CL'den elenmemize sebep olacaktı, belli seviye üstü U23 kontenjanı sonuna kadar kullanılmalı aksi halde tüm sezonun emeği böyle kritik noktalarda kaybedilebilir. Bu maçta Lesley kadroda olsa oyuna atsak durum ne olurdu acaba...
Kıymetli futbolseverler, Galatasaray Camiasında Fatih TERİM bir anket konusu olamaz! Mümkünse ülkede bütün futbol organizasyonun başına geçmeli ve Uluslararası standartlara uygun çağın gerekleriyle futbolumuza her anlamda itibar kazandırmalıdır.
Galatasaray Sportif AŞ için bir sürü isim konuşuluyor ama Fatih Terim’in adı hiç geçmiyor. Bence Fatih Terim’in aklından ve tecrübesinden kesin faydalanılmalı. Sizce de Terim Sportif AŞ’de olmalı mı?
@FatihDemireli Sevgili Fatih DEMİRELİ, verdiğin emekler için sonsuz teşekkürler. Bununla birlikte özellikle Almanya'dan başta Can kardeşimiz olmak üzere yerli oyuncuların camiamıza kazandırılmasını ve elde edeceğimiz uluslararası başarıların temel taşları olmalarını bekliyoruz, saygılar💛❤️🇹🇷
@TransferSimo Sara oynadığı maçların en az %50'sinde ilk sırada, diğer maçlarda da ilk üç sırada mesafe kat eden oyuncu konumunda, olası ayrılıkta bu eksikliğin doğru kurgulanması gerekiyor. Unutmadan bütün büyük takımların iyi bir duran top atıcısına ihtiyacı vardır bu eksik de gözetilmeli...
Kardeşinin kimliğiyle oynayanlar, yaşı küçültülenler, nüfusa geç yazdırılanlar, 14 yaşında bir anda filiz lisansı çıkanlar, yıllardır altyapılarda fiziki dominasyonuyla parlayıp sonrasında sönüp gidenler!
Öyle garip ki başarısızlıkla sonuçlansa da bu sayede Avrupa’ya futbolcu ihraç etmeye kadar gidebilen bir süreç!
Futbol camiasında herkesin bildiği ama kimsenin hakkında konuşmaya cesaret edemediği bir durum bu.
Peki arka plana atılanlar, kaybolanlar.. ??
...
Neyse biz biraz konuşalım!
Ülke futbolumuzda/sporumuzda yıllardan bu yana dillendirdiğimiz fakat hiçbir zaman dikkate alınmayıp, çözüm üretilmeyen en büyük problem fiziksek olarak erken gelişmiş sporcuların gerek ilk seçim (Scouting) aşamasında, gerekse de rekabet ortamına geçişte yani müsabaka aşamasında tercih edilirken kayrılması.
Futbolun temeli diyeceğimiz çocuk futbolu aşamasındaki seçimlerden, en üst yaş gruplarına kadar ülkemizde bunu en net şekilde gözlemleyebiliyoruz. Bunun temelinde idarecilerin, teknik sorumluların, seçicilerin başarılı olma/görünme çabası en temelde yatan faktör diyebiliriz.
Yine ailelerin maalesef buradaki etkisi de yadsınamayacak seviyede. Yaşı küçültülen, geç yazdırılan, hatta farklı kimlikle bile lisans çıkartılan birçok sporcunun varlığı ülkemizde biliniyor.
En yakın örnek olarak 2025/2026 U14 Gelişim Ligi finallerinde yarı final ve final maçlarına baktığımızda kulüplerimizin ilk 11 de yer verdiği 2012 doğumlu oyuncuların %70’lik bir kısmının yılın ilk 4 ayında doğmuş isimler olduğunu, kontenjan oyuncuları dışında ise son 4 ay doğumlu hiçbir oyuncu olmadığını görüyoruz.
Yine U13 Liginde kulüplerimizin 23-25 kişilik geniş kadrolarına baktığımız da %65 ilk 4 ay, yaklaşık olarak %5 de son 4 ay doğumlu oyunculardan kurulu kadroların yer aldığını görüyoruz.
Bu veriler bize gösteriyor ki en alt yaş gruplarından itibaren fiziksel olarak erken gelişim gösteren oyuncular, geç gelişim gösteren oyunculara göre açık şekilde kayrılıyor.
Dünya futbolunda ise son dönemde üstüne en çok kafa yorulan konulardan biri Bio-banding (Biyo-gruplama). Kısacası sporcuların kronolojik yaşları (doğum tarihleri) yerine biyolojik olgunlaşma seviyelerine (büyüme ve gelişim durumlarına) göre sınıflandırması diyebiliriz.
Bu çalışmaların en temel amacı sporcuların adil rekabet ortamında yarışmasını sağlamak tabi ki. Fiziksel dominasyonu ön plana koymak yerine teknik/taktik becerinin gelişimini desteklemek, sadece güçsüz olduğu için sporcuların erken yaşta ikinci plana atılıp elenmesini önlemek ve teknik gelişimlerine odaklanmalarını sağlamak bu gruplandırma çalışmalarının temel amacı olduğunu görüyoruz.
İspanya’nın en iyi akademilerinden birinde yapılan bir araştırmada, fiziksel olarak geç gelişim gösteren çocukların üst düzey futbolcu olma oranının diğerlerine kıyasla net bir şekilde fazla olduğunu kanıtlayan çalışmanın bazı verileri şu şekilde;
Kulüp ismi ve oyuncularının isminin paylaşılmadığı bu çalışmada aynı akademideki 24 kişilik U16 ve 23 kişilik U14 takımlarının 2010-2011 sezonundaki kemik yaşları ölçülmüş ve 14 yıl sonraki kariyerleri karşılaştırılmış.
Spor alanında kemik gelişimini değerlendirmek ve genç sporcuların biyolojik yaşını belirlemek için kullanılan metotlardan biri olan The Tanner–Whitehouse II (TW2-RUS) tekniğiyle yapılan bu çalışmada, kemik yaşı +0,51 yıl ve üzerinde olanlar erken gelişmiş, ±0,50 aralığında olanlar normal gelişmiş, -0,51 yaş altında olanlar geç gelişenler olarak sınıflandırılmıştır.
18 tanesi erken gelişmiş, 16 tanesi normal gelişmiş ve 13 tanesi geç gelişmiş toplam 47 sporcudan TOP5 liglerde elit kariyere sahip olan 4 oyuncunun tamamı geç gelişim gösteren oyuncular arasından çıkarken, erken gelişim gösteren isimlerden 1, normal gelişmiş isimlerden ise 2 tanesi La Liga 2’de kariyer sahibi olabilmiş.
Araştırma sahipleri şunu da not düşüyorlar, araştırmanın yapıldığı akademinin alt yaş gruplarındaki eşit süre verme politikası sayesinde geç gelişmiş çocuklar da en az diğerleri kadar süre alabildiler.
Yani ülkemizdeki gibi her maçı domine etmek ve başarı odaklı yaklaşımlardan ziyade eşit gelişim şartları göz önüne alınmış.
İspanya gibi eğitim şartları iyi olan bir ülkede bile bu veriler ortadayken, ülkemizdeki oranları gelin siz düşünün.
Bu durumun yıllardır ülkemizde yetenekli çocukların göz ardı edilip, kaybolmasında en büyük neden olduğu işin ehli ve doğru değerlendirme yapan kişilerce söylenmesine rağmen bir şeyleri değiştirme vizyonu olmayan, daha da acısı bunu kendine dert etmeyen sözde yöneticiler yüzünden aynı kayboluş hikayelerini tekrar tekrar okuyoruz.
Dortmund akademi direktörü Paul Schaffran da SkySports’a yakın süreçte verdiği röportajda aynı konudan bahsederek şunları söylemiş.
‘‘6 yıl önce akademide çalışmaya başladığımda erken gelişim göstermiş çocuklar %35, normal gelişmiş %60 ve geç gelişmişler %5 idi. Bu dağılımın yetenekle bir alakası olmadığı, kalıplaşmış önyargılı seçimler dolayısıyla bu durumda olduğumuz açıktı ve bu kabul edilemezdi. U14 Liginde 16 yaşındaki bir çocuğun fiziğiyle maçı domine eden birkaç oyuncu birkaç sene sonra fizikler denkleştiğinde artık oyunu eskiden olduğu gibi çözemeyeceği için yeteneği arka plana koyan fiziksel durumu öne çıkaran bir seçim kriteri kabul edilemezdi. Bu yüzden kemik yaşı dağılımını daha demokratik bir hale getirerek %15,%70,%15 dağılımı sağladık.’’
Ve ekliyor..
'' Vizyonumuzu, oyuncu geliştirme tarzımızı değiştirdik. Geçmişte, büyük ölçüde kazanmaya odaklanıyorduk. Ancak 17 yaş altı seviyesindeki maçları domine etmek, Bundesliga seviyesinde bir futbolcu yetiştirmiyorsa benim için hiçbir şey ifade etmiyor.
Bu yüzden futbolcu gelişiminin ana unsuru olan üst düzey rekabet ortamını her yaş grubunda sağlamamız gerekiyor.
Eğer onları yeterince zorlamazsak kendilerini geliştiremezler, etraflarındaki zorluklara uyum sağlama yeteneklerini kaybederler.
Erken gelişim gösterdiği için kendi yaş gruplarında maçlara damga vuran oyunculardan etkilenen antrenörler ve gözlemcilerin artık bunu iki kez düşünmeleri gerekiyor. 13 yaşında yeteneği olan ama fiziksel olarak geç gelişim gösterdiği için yeteneğini o an gösteremeyen oyuncuların uzun vadede profesyonel futbolda çok daha başarılı olduklarını görüyoruz.
Oyunculara gençlik seviyesinde mümkün olan en zorlu mücadeleleri vermek istiyoruz ki, sürecin sonunda başarılı olmaları daha kolay olsun.
Bu çok önemli. Yeni zorluklara, yeni koşullara ne kadar hızlı uyum sağlayabiliyorsunuz! Oyun kesinlikle daha hızlı olacak. Öyleyse, bununla başa çıkın. Uyum sağlayın. Oyun daha fiziksel olacak. Öyleyse, çözümünüzü bulun. Oyun belki daha karmaşık olacak, ama uyum sağlamanız gerekiyor."
...
Bir tarafta oyunculara olabildiğince zorluğu yaşatıp gelişimi amaçlayan bu görüş, diğer tarafta ülkemizdeki fiziksel avantajlar üzerinden kurulan yapı.
Ya birçok kez yaşadığımız gibi U16-U17 seviyesine geldiğinde fiziksel avantajları bittiğinden oyuncuları kaybetmeye devam edeceğiz, ya da doğru rekabet ortamında, içgüdüsel olarak da zorlukları aşmayı başarabilen sporcular çıkaracağız.
Kulüplerimize ve akademi yöneticilerimize bir kez daha seslenelim. Fizik ve galibiyet odaklı planlarınızı artık arkanızda bırakın.
Üstün yetenekli çocuklarımızı, erken gelişim göstermiş fiziklere kurban etmeyelim !!
...
Bu çalışmayı birlikte yaptığımız @halukbahadirhol ile amacımız gören tek bir kişi,aile, tek bir yönetici, tek bir kulüp dahi olsa doğru alanda farkındalık yaratmaktı.
Anlayana sivrisinek saz .....
Canınız sağolsun, şu ahir ömrümüzde yüzümüzü yıllar içinde çokça güldürüp, Türk Milletinin gururu oldunuz. Ali Sami YEN'in koyduğu hedef doğrultusunda dersimize daha çok çalışıp mücadeleyle gelecek yıllarda daha ileriye gitmek ümidiyle tüm emek verenlere teşekkürler 🇹🇷💛❤️
3 - Liverpool'un Şampiyonlar Ligi tarihinde en fazla deplasman mağlubiyeti aldığı üç takımdan biri Galatasaray.
3 | Galatasaray
3 | Real Madrid
3 | Napoli
Cehennem.
Dünya geneli ve bulunduğumuz coğrafya açısından çok zor zamanlardan geçiyoruz, savaşlar tüm coğrafyalarda masumların hayatlarını kaybetmesine neden oluyor... İşte bir kez daha Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün o güzel güzel sözünü hatırlamalıyız🇹🇷
Konunun Fenerbahçe ile alakası yok... Galatasaray ezeli rakiplerinden biri olan Juventus ile şampiyonlar ligi maçına çıktı. Gazeteci görünümlü sinsi ve holigan bakış açınızı kendinize saklayıp sporseverleri rahat bırakın...
Galatasaray'ın dün akşam aldığı skor çok değerli ve önemli ama daha önemlisi Liverpool maçının tamamı, Atletico maçının ikinci yarısında olduğu gibi rakibini oyun olarak da domine etmesi.
Bence Galatasaray bir sonraki turu da geçecek potansiyeli olduğunu da gösterdi dün akşam.
Bir Fenerbahçeli olarak düşüncem net, iki takım da avrupada gidebildiği kadar gitsin, hem bu bütçeleri karşılamak için gelir kalemleri artar hem de rekabet avrupaya taşınır.
Son olarak da son yıllarda Fenerbahçe avrupada daha fazla maç yaptı, "Galatasaray da Mart'ı görsün maç trafiği yoğun olsun" derim taraftar gözüyle.
🚨 Fenerbahçe, Deniz Gül için menajerini aradı. Deniz Gül'ün menajeri, 'Deniz feci şekilde Galatasaraylı, Galatasaray dışında hiçbir yerde oynamaz' dedi. Fenerbahçe, bunun üzerine transferde geri adım attı.
(@343_digital)