Şam Emevi Camii'nde bir imamın duası:
"Allah’ım, Şam’da fethedenler olarak namaz kılmayı Senden diledik, Sen kabul ettin. Şimdi de Filistin’de namaz kılmayı Senden diliyoruz; duamızı kabul eyle."
İlgili taraflara son bir çağrı.
Doktor Hossam'ın avukatı şu uyarıda bulunuyor: Kalbi tükenmiş, vücudu sürekli işkenceden dolayı harap olmuş durumda ve hücresindeki dondurucu soğuklar acısını daha da artırıyor. Soğuk duvarlar arasında, yüzlerce çocuğu ve yaralıyı kurtaran doktor, yeterli yiyecek ve ısıtma olmadan yatıyor ve sağlığı gün geçtikçe kötüleşiyor. Sessizliğin her anı, onun acısına ortak olmaktır. Onu kurtarmada yaşanan her gecikme, hayatını kaybettiği an olabilir. Ondan bahsedin, adını duyurun, hayat kurtaran doktorun sesinin susturulmasına izin vermeyin.
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
🔴 Rakka’da ele geçirilen SDG/PKK hapishanesindeki tek kişilik hücrenin duvarında yer alan yazılar:
“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.”
“Ya Rabb, bize bir çıkış yolu nasip et.”
“Bana zulmettiler ey Allah’ım.”
Ebu Ubeyde gizliydi ama Huzeyfe el-Kahlut halkın içindeydi. Öğretmendi, evi bir ilim yuvasıydı, İslamın izzetini çocuklarına yüklemişti. Halktan gizli değildi ama Ebu Ubeyde gizliydi.
Ebu Ubeyde ve tüm şehit komutanlar için 1 Ocak sabahı Galata Köprüsü’nde buluşuyoruz!
#JusticeForGaza
Biz Allah’ın iradesiyle ve O’nun gözetimi altında yol alıyoruz. Bir lider düşer, ardında yeni liderler bırakır; bir mücahit gider, yerine on mücahit doğar; bir şehit verilir, bin direnişçi yetişir. Çünkü bu toprak, zeytini nasıl yeşertiyorsa direnişçileri de öyle yeşertir.
Ebu Ubeyde’nin şehadeti ilan edildi! O sadece Müslümanların değil tüm dünyanın kahramanı oldu! Onun cenaze evi her birinizin evidir, yasını tutacağız ve kaldığı yerden mücadeleye devam edeceğiz. Ebu Ubeyde’yi çocuklarımıza unutturmayacağız, yalancı Kahramanlar yerine onları anlatacağız.
Ebu Ubeydeler ölmez 😢
🟢 İHH, bir can daha kurtardı!
Hatay Reyhanlı’da 2 gündür kayıp olarak aranan 10 yaşındaki Amir Alcedduh, kayaların altında yaralı halde bulundu.
Küçük çocuğun, kendisini kurtaran İHH ekibine “Dayım beni kaçırıp dövdü ve buraya gömdü” demesi üzerine dayı M. E. gözaltına alındı.
🔴 Türkiye’den Afganistan’a giden bir aile, 16 yıl önce şehit düşen oğullarının kabrini ziyaret etti.
Mezar taşında şu ifadeler yer alıyor:
— “Allah yolunda hicret eden, dinine sevdalı genç şehid Esedullah Zaza… Abdülhekim’in oğlu idi. Türkiye’den gelerek Afganistan’ın Meydan Vardak vilayetine ulaştı ve Batılı işgalcilere karşı savaş meydanlarına çıktı.
Amerika ve müttefiklerine karşı malıyla ve canıyla Allah’ın dinini ve Resûlullah’ın yolunu yüceltmek için çaba gösterdi.
Milâdî 2009 yılında, bir gece baskınında şehadete ulaştı.
Ruhu şâd, hatırası bâki olsun.”
"...ARTIK BU PROPAGANDAYA DAYANAMIYORUM.
Evet, İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasına sevindim. Filistinli tutukluların serbest bırakılmasına da sevindim. Ancak birkaç şeyi açıklığa kavuşturmak gerekiyor:
BİRİNCİ: İsraillilerin “rehine” olarak adlandırılması, Filistinlilerin ise “tutuklu” olarak adlandırılması saçma. Bu propaganda. Her iki tarafta da özgürlüğü elinden alınmış insanlar var, hepsi aynı şey.
İKİNCİ: Serbest bırakılan İsrailli rehineler iyi beslenmiş, gülümseyen, tek bir kilo bile kaybetmemiş görünüyorlar. Bu koşullar altında açıkça iyi muamele görmüşler. Buna karşılık, Filistinli tutuklular ölüm kampından yeni çıkmış gibi görünüyorlar: zayıflamış, yaralı, yıllarca süren kötü muameleyle yaşlanmış. İşkence görmüşler. Ve kimse bundan bahsetmiyor.
ÜÇÜNCÜ: Her yerde şunu okuyorum: “Hamas tüm kadınları öldürdü, sadece erkekler serbest bırakıldı.” Bu tamamen yalan. Kötü niyetli bir yalan. Hayatta kalan kadınlar daha önceki takas anlaşmalarında serbest bırakılmıştı. Ama 7000 dolar karşılığında bir sonraki nefret dolu anlatıyı yaymak söz konusu olduğunda gerçekler önemli değil.
DÖRDÜNCÜ: Herkes bir avuç İsrailli rehine hakkında konuşuyor, ama kimse İsrail tarafından kaçırılan on binlerce Filistinli rehineden bahsetmiyor. Bunların çoğu çocuk. Suçlama ve yargılama olmaksızın hapsedilmişler.
BEŞİNCİ: Ve kimse İsrail'in soykırımında öldürülen on binlerce sivilden bahsetmiyor.
ALTINCI: “Ateşkes” (İsrail'in bunu tekrar bozması sadece an meselesi) kutlanırken, radikal İsrailli yerleşimciler hala Batı Şeria'da şiddetle toprak çalıyor; tam bir cezasızlıkla. Her gün uluslararası hukuku ihlal ediyorlar ve kimse umursamıyor gibi görünüyor.
YEDİNCİ: Dünyanın dört bir yanındaki politikacılar utanmadan İsrail'e yalakalık yapıyor, Gazze'de işlenen suçlardan, Batı Şeria'da devam eden apartheid'dan veya komşu ülkelere yönelik bitmek bilmeyen saldırganlıktan bahsetmeyi bile reddederek körü körüne destek sunuyorlar.
SEKİZİNCİ: İnsan haklarını, uluslararası hukuku ve “bir daha asla”yı savunduğunu iddia eden aynı hükümetler ve medya, şimdi ya sessiz kalıyor ya da tamamen suç ortağı oluyor: apartheid rejimini gerçek zamanlı olarak finanse ediyor, silahlandırıyor ve mazur gösteriyor. Filistinlilerin hayatları insanlıktan çıkarılınca, silinip toz haline getirilince, birdenbire tüm bu değerler yok oluyor.
Bu yüzden hayır, bu propagandaya katılmayacağım. İsrail'in suçlarını örtbas etmeyeceğim.
Ve evet, hala sözlerimin arkasındayım: İSRAİL GİBİ BİR DEVLET VAR OLMAMALI."