"Yorulduk..." üstadım!
Öylece oturarak yorulduk!
Bir tutam şefkat aramaktan,
Vefa yoksulluğundan, insanları seyretmekten
Ve insanlığı gözlemekten yorulduk!
Çok severek haddimizi aşıyoruz üstadım.
Ya yanlış zamanın insanlarıyız,
Ya da insanlık için yanlış bir zamandayız.
Hep aşkı aradım. Ta ki yabancılara gülümsediğimi, bebeklere el salladığımı, yaşlılara kapıyı açık tuttuğumu, ambulans geçerken dua ettiğimi fark ettim.
Aşk zaten benmişim.
İnsanlara gereksiz yere sabır ve nezaket göstermeyin. Eşek kadar olmuş insanlar size yanlış yapmayı göze alıyorsa, sonuçlarıyla karşılaştıklarında kusura bakmayacaklar. Değer verdiğiniz insanlar size sıradan bir insan muamelesi yapamaz ve yapmamalıdır.
“Dünya bensiz de dünya. Yerim de dolar; vazgeçilebilir, unutulabilirim de. Ben yokum diye hayat bir yerde bitmez. Evet, dünya bensiz de dünya. Sevilmeyebilir, aldatılabilir, yenilebilirim. Hayat hep devam eder. Öğrendim, öğrettiler.”
Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak.
Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz.
Sokağa fırlayacaksınız, sokaklar da dar gelecek.
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi.
Her insanın hayatında bir masa vardır.
Seni fazlalık gibi gören yerlerde yer kapmak için savaşma.
Varlığının rahatsız ettiği yerde ısrar etme.
Varlığının değer kattığı yere git.
Çünkü doğru insanlar.
sen oturmayı hak ediyor musun diye sormaz.
Sana zaten bir sandalye çekmişlerdir.
İnsan bazen karşısındakinin kötülüğüne değil, kendi iyi niyetinin yanlış insanlara denk gelmesine üzülüyor. Herkese aynı değeri vermemeyi, bazı insanları da hayatın sessizce öğrettiği bir ders olarak görmeyi öğreniyor.