Yaşım ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli bir ev ve enerjimi tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorum.
Sanatında nasıl, insancıl, barışçıl, güzelliklerden ve iyiden yana ise, siyasi hayatına da aynısını yansıttı, dost oldu , iyi oldu, iyiliği savundu. Çok özgün bir kişilik idi. Bir nesil duruş sahibi olmayı ondan öğrendi.
Sırrı Süreyya Önder…
Yeri dolmaz. Büyük kayıp.
Hepimiz ona çok şey borçluyuz.
Nur içinde uyusun…
Dünden beri paylaşılıyor. Paylaşılmalı da… Selçuk abi bu konuşmayı Soma Katliamı’ndan sonra katledilenlerin ailelerinin avukatlığını yapmaya devam ederken, Yüksel Direnişi’nde Nuriye ve Semih haksız yere atıldıkları işlerine dönebilmek başlattıkları açlık grevindeyken yapmıştı. Artık beraber bir mücadelenin fitilini ateşlemesi umuduyla yaptığından eminim. Selçuk Kozağaçlı 7 yıldır tutsak, Soma’nın ve ihmal sonucu gerçekleşen bir çok katliam gibi cinayetin mağdurlarının diğer avukatı Can Atalay da öyle. Katliamlara sebep olanların ise hepsi serbest. Bu haykırışın üstüne ne felaketler yaşadık, ne canlar yitirdik. Bir kişi bile hesap vermedi! Ne kadar basit bir soru aslında değil mi?
“Ne için yaşıyoruz?”
Bizi yönetenler(!) karşımıza geçip ağız dolusu yalanlar söyleyebiliyorsa, ölenler, öldürülenler, kaybettiklerimiz; sorumlu bir tek kişinin bile umrunda değilse, bize yapılanların hesabını soramıyorsak, ölen öldüğüyle kalıyor ve kurumlar, yöneticiler sorularımıza cevap verme gereği dahi hissetmiyorsa hakikaten biz ne için yaşıyoruz?
Bir baba 95 gündür “Niye benim kızımın akıbetini sormuyorsunuz? Ciğerim yanıyor. Benim kızım intihar etmedi, adalet istiyorum” diyerek feryat ediyor.
Ses verin!
#RojineSesOl#RojinİçinAdalet