38 suç kaydı olanları böyle toplamadılar, toplamadıkları için de 39. suçu işleyip nice masum insanları öldürdüler. Ve köpek toplayarak sokakların güvenli olacağını iddia edenler en az 10 suç kaydı olanların insanlara verdiği zararı hiç konu edinmediler çünkü kendileri de birer potansiyel suçlu.
"Sahipsiz köpek" diye bi kavram uydurdular götlerinden. Evinden dışarı adım atınca dana da olur, arı da olur, salyangoz da olur, kurt da olur, köpek de olur, kelebek de olur. Siz hasta mısınız. Acil hastaneye yatırılmanız lazım sosyopat sikikler. Dünya sizin etrafınızda dönmüyor.
kedimi/köpeğimi ben doğurdum diyen kıza boş yere kıl olan ve sebebini açıklayamayan erkek= gerizekalı. noldu kanka senin görmediğin aile sevgisini bi hayvan görüyor diye mi üzülüyorsun
türk modernleşmesi, kadının eteğini kısaltıp dekoltesini büyütmekten öteye geçemiyor. bir hayat tasavvuru geliştiremiyor. "bağnazlar" neyi yaparsa tersi üzerinden kuruyor hayatı. onlara inat çıplaklık, onlara inat alkol. bu anlayış da tersinden bir bağnazlık doğuruyor sadece.
Müge Anlı, yayınına katılan kadına niye evinin duvarını kocan yapmayınca sende yapmadın diyor. Sıva tarifi veriyor, birisi Müge Anlı'nın sırtına bi çuval çimento verip stüdyoda bir tur attırabilir mi acaba? Yetti cahil, gariban kadınlar üzerinden her alanda şişindiği!
garibanın sırtındaki ağır vergi yükünü eleştiriyorum; en çok garibandan tepki alıyorum. 1849'da amerika'da 700'e yakın köle kurtaran harriet tubman'a "köle kurtarmak için en zor adım nedir?" diye sorarlar; "bir köleyi köle olmadığına ikna etmektir" der. durum aynen bu.
Nerede MEB’in müfettişleri. Böyle salak salak organizasyonlar yapan öğretmen müsveddelerinin acilen görevden alınması ve üniversiteden önceki tüm kurumlarda mezuniyetin yasaklanması gerekiyor
‘Üç erkek evlada sahip olmak nasıl mı hissettiriyor?’ başlığıyla paylaşım yapan kadın:
“Ben valide-i muazzama, ümmü'l mümninin sahibet'ül makam, valide-i kebir, valide-i maktule Kösem Sultanım.”
Fenomen öğretmenler sorununu yıllardır dile getiriyorum. Bu vahim sorunu en çok dile getiren kişi olarak üç bilimsel makale yazdım, yüzlerce kaynak taradım, röportajlar verdim, sayısız paylaşım yaptım.Bugün geldiğim noktada çok net bir cümle kurabiliyorum:
Dünyanın hiçbir yerinde öğretmenlik mesleğinin sosyal medya üzerinden bizdeki kadar narsistik, teşhirci ve patolojik bir zemine sürüklendiğini görmedim.
Daha da vahimi, 3-4 yıl önce bu konuda yazdığım paylaşımlarla bugün yazdıklarım arasında hiçbir fark yok. Çünkü yıllardır hiçbir şey değişmedi.
Sorun çözülmedi.
Önlem alınmadı.
Mesleki etik güçlendirilmedi.
Ama fenomenlerin sayısı katlanarak arttı. Hatta bakanlıktaki bazı kişiler, akademilere gelen haklı tepkileri bastırmak için bazı yerlerde öğretmenleri fenomenliğe bile özendirdi. Bu da büyük ama şaşırtıcı olmayan skandallardan biriydi. Öyle ya daha evvel Ankara’da ağırlanan çocuk istismarcıları bile olmuştu.
Artık mesele birkaç hesabın yaptığı paylaşımlar değil. Müdürler bu işin içinde. Öğretmenler odaları bu işin içinde. Eğitim yöneticileri ve zaman zaman bakanlık bile bu işin içinde. Sessiz kalanlar, görmezden gelenler ve alkışlayanlar da bu tablonun bir parçası.
Esasında fenomenlik çok daha derin ve vahim sorunların bir sonucudur.
Elbette fenomenliğin de sonuçları vahimdir. Çocukların fotoğrafları daha fazla paylaşılacak.
Sınıflar daha fazla içerik üretim merkezine dönüşecek. Dersler daha fazla sabote edilecek.
Öğretmenlik mesleğinin itibarı daha fazla aşınacak. Fenomenler çocuklar üzerinden daha çok para kazanacak. Mesleğin diplerde olan itibarı daha da dibe vuracak. Çocuk istismarı normalleşecek. Bu kadar kötülük yetmez. Artık daha da kötü bir süreç bizi bekliyor.
Ve yarın öğretmenlere yönelik her yeni güvensizliğin, her yeni saldırının, her yeni itibar kaybının nedenlerini ararken dönüp aynaya bakmak zorunda kalacağız. Çünkü eğitim, yavaş yavaş bir meslek olmaktan çıkıp bir gösteriye dönüşüyor.
En acısı da şu: Bu tehlike gözümüzün önünde büyüyor. Ve yetkililerin tepkileri saman alevi gibi.
Tekrar diyorum: Fenomenlik daha derin, vahim sorunların ve pedagojik çürümenin bir sonucudur.
Aşağıdaki görsel ise birkaç gündür tepki çeken bir videodan…
bir de fıtrat çıktı başımıza fıtraten kadın çalışmaya uygun değilmiş kadın tarlada taş taşırken bi köşede çocuğunu doğururken kimse fıtrat demiyodu masa başı iş yapınca mı fıtrata ters oldu anlayamadık
neyse bugünlük bu kadar feminist öfke ytrli bye