ATIK İLAÇLARI AYRI TOPLUYORUZ, DOĞAYI KORUYORUZ
İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğümüzce, son kullanma tarihi geçmiş ve kullanılmayan ilaçların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi amacıyla Aile Sağlığı Merkezlerine Atık İlaç Getirme Kutuları yerleştiriyoruz.
Cahit Arf bundan 65 yıl önce Erzurum'da Yapay Zeka üzerine konferans vermiş...
65 yıl önce!
Konferansın yayıncısının ismine bakınız: "Üniversite Çalışmalarını Muhite Yayma ve Halk Eğitimi Yayınları"
Eski fıkıh kitaplarında sık sık tekrarlanan bir ifade.
Yeme içme ilmini öğrenmek ibadet bilgilerini öğrenmekten önce gelir. Zira yediği içtiği haram olan kişinin hiçbir ameli kabul olmaz.
"Ve dahi ilmü'l-ekl mukaddemdir ilm-i ibâdetin üzerine."
Deniz Göktaş'ın gösterisinin Kuran ile ilgili (saçmalama ve tahrik) kısmı bilinçli bir arka plan taşıyor gibi. Düğme kimin elinde derseniz, bu zamana kadar olanlarda kimin elindeyse aynı elde.
Peki gülenler ne olacak?
Gülenleri de kınıyorum!
Ne söylese gülmeye ne yapsa onamaya hazır bir kompleks desem, yok adam onu da nerden çıkardın derseniz. Ben de derim ki: yılların alışkanlığıdır.
Rahmi koçu kınıyorum!
Yapılan çok boyutlu bir aşağılama: Genelde kadını lokalde ise kürt kadınını aşağılama var. Bilinçaltını psikologlar irdelesin, kim bilir daha nerelere varır işin sonu.
Soruşturma açılmış! +
Kurban, modern insanın sandığı gibi ilkel bir kalıntı değil; onu steril konforundan çıkarıp varoluşun yalın gerçeğiyle yüzleştiren kadim bir sarsıntıdır. Çünkü çağımız, acıyı görünmezleştirip fedayı anlamsızlaştırırken, insanı da yalnızca tüketen bir organizmaya indirgedi. Oysa kurban, sahip olmanın değil vazgeçebilmenin ahlâkıdır. İnsan bazen koruduklarıyla değil, feda edebildikleriyle insan kalır. Belki de bu bayram, kronolojik kibrimizi bırakıp modernliğin bize unutturdu��u o ağır hakikati yeniden hatırlama vaktidir: Her medeniyet biraz konforla kurulur; fakat vicdan, daima bir kaybın içinden geçerek olgunlaşır.
Ne kadar enteresan, değil mi?!!!
Kurbanlıklar bizim için indirildi,
biz de Allah’a yakınlaşmak/ulaşmak için onları vesile kılıyoruz.
Kur’an’da bazı kavramlar vardır ki
ilk bakışta sıradan gibi görünür. Fakat üzerinde dikkatle düşünüldüğünde insanın önüne bambaşka ufuklar açar.
Örneğin,
“İndirmek” anlamına gelen “enzele” fiili de bunlardan biridir.
Çünkü Kur’an
yalnızca kitabın değil,
insan hayatı için vazgeçilmez bazı nimetlerin de Allah tarafından “indirildiğini” söyler.
Zümer Suresi 39:6. ayetinde Allah şöyle buyurur:
وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍۜ
Sizin için enamdan/nimetlerden/hayvanlardan sekiz çift indirdi.
Burada kullanılan ifade son derece dikkat çekicidir.
Çünkü ayette geçen fiil, doğrudan “indirmek” anlamına gelen “enzele” fiilidir.
(Bu sekiz çiftin ne olduğu da En‘am Suresi 6:143. ayetinde açıklanır.)
Bunlar insanlığın tarih boyunca kurban olarak kestiği, sütünden, etinden, yününden, derisinden, gerisinden, gücünden ve taşıma imkanından faydalandığı hayvanlardır.
Buradaki “indirme” ifadesi üzerinde düşünmek gerekir.
Çünkü Kur’an’da bu kavram yalnızca vahiy için kullanılmaz.
Örneğin Hadid Suresi 57:25. ayetinde
وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ
“demiri indirdik” buyurulması da oldukça dikkat çekicidir.
Modern jeoloji ve kozmoloji çalışmaları,
demir gibi ağır elementlerin yıldız süreçlerinde oluştuğunu ve dünyanın oluşum sürecinde dış kaynaklı kozmik süreçlerle gezegene taşındığını ortaya koymaktadır.
Bu nedenle birçok insan, Kur’an’daki “demirin indirilmesi” ifadesi üzerinde ayrıca tefekkür etmektedir.
Benzer şekilde en‘âm olarak ifade edilen bu (kurbanlık) hayvanların da insanlık için sıradan canlılar değildir.
Bunların, medeniyet kurucu nimetler olduğunu söyleyebiliriz.
Çünkü insanlık tarihi boyunca:
tarımı bunların gücüyle yapmış,
ticareti bunların sırtında taşımış,
insanları bunların sütüyle beslemiş,
soğuktan bunların yünüyle korunmuş,
evlerini (çadırları) bunların yünüyle yapmış,
savaşta ve yolculukta bunların imkanlarından faydalanmıştır.
Yani bu hayvanlar yalnızca tüketilen canlılar değildir.
Bunlar medeniyetin taşıyıcı unsurlarındandır.
Bu yüzden Kur’an onları “en‘âm”, yani nimet hayvanları olarak isimlendirir.
Bu hayvanların “indirilmiş” olması;
onların insan hayatı için ilahî bir rahmet, özel bir tahsis ve büyük bir nimet oluşunu ifade eder.
İnsan modern dünyada çoğu zaman nimetleri sıradanlaştırıyor.
Market raflarında gördüğü eti, sütü veya deriyi yalnızca ekonomik bir ürün gibi değerlendiriyor.
Halbuki Kur’an’ın dili bize başka bir şey söylüyor.
Bu canlılar insan medeniyetinin kurulması için Allah tarafından özel olarak hazırlanmış nimetlerdendir.
Kıymetleri yalnızca ekonomik değildir. Aynı zamanda hayatidir, medeniyet kurucudur ve rahmet boyutu taşır.
Bu nedenle kurban meselesi de yalnızca et edinme meselesi değildir.
Kurban,
insanın kendisine hizmet eden bu büyük nimetin sahibini hatırlamasıdır. Ona, şükrünü ifade etmesidir.
Çünkü Kur’an’ın gösterdiği perspektifte en‘âm,
insanın hükmettiği
değil
kendisine emanet edilmiş medeniyet taşıyıcısı nimetlerdir.
Rabbimize şükürler olsun.
Bayramımız mübarek olsun.