Zalim durmuyor!
Biz uzaktan fırlatılan füzelerle teselli olurken de vahşete devam etti.
Pervasızca, hiç kimseyi umursamadan öldürüyor!
Öldürürken tükendiğini; kendi kanını emerek yıkılan kutup ayısı gibi devrileceğini biliyoruz.
Ancak mahşerde, biz yetişemeden bombaların altında parçalanan masum yavruların yüzüne nasıl bakabileceğimizi bilmiyoruz !
“…Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla.Ayaklarımızı sabit tut!Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”(Al-i İmran,147)
#GazzedeZulümArşaDayandı
#GazzedeSoykırımDevamEdiyor
#Gazze
Sarhoş!
Lut (as)’ın evine genç ve yakışıklı erkekler suretinde gelmişti melekler.
Misafirlerin gerçek kimliğini bilmeyen ahlaksız ve azgın şehir halkı iğrenç zevklerini tatmin edecekleri düşüncesiyle ve sevinç içerisinde gelip Lut aleyhisselam’ın karşısına dikildiler.
Hicr Suresi 66. ayetten itibaren anlatıldığına göre Lut aleyhisselam bu azgınlara; “bunlar benim misafirimdir, ne olur beni utandırmayın” dedi. Fakat onların gözü dönmüştü.
“Biz seni başkalarının işine karışmaktan yasaklamamış mıydık” diye cevap verdiler. Yani,”sen işine bak başkasına karışma, yanlışlara karışma, haram işleyenlere , azgınlık yapanlara karışma dememiş miydik. Sanane herkesten, sen mi düzelteceksin dünyayı?
Lut aleyhisselam bu azgınların karşısında durmakta zorlanıyor ve onları başka tarafa yönlendirmeye çalışıyordu. Yine ayet-i kerimelerde anlatıldığına göre onlara kızları ile nikahlanmayı bile teklif etti.
Ancak şehvet körlüğü, azgınlığın kararttığı kalplerin sahipleri Lut aleyhisselamın sözlerini duyabilecek durumda değildi. Sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
Burayı anlatırken Rabbimiz çok dikkat çekici bir ifadeyle anlatıyor:
“Senin hayatına yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlardı.”
Sizin de dikkatinizi çekmiştir. Şehvet sarhoşlugu insanı ne yaptığını bilmez, nasıl davranacağını tayin edemez,belirleyemez hale getiriyor.
Sadece şehvet sarhoşluğu değil, servet sarhoşluğu da, makam sarhoşlugu da, dünyanın diğer lezzetlerinin sarhoşlugu da insanı bu hale getirebilir.
Yanıbaşında binlercesi üzerlerine yağan bombanın altında can veren masum yavrular; bombadan kurtulmuş olanların ise açlıktan öldüğü çocuklar…
Hiç mi vicdan harekete geçmez?
Hiç mi merhamet duyguları belirmez?
Hiç mi insanlık akla gelmez?
Milyon , milyar ve hatta trilyonlar vaat edilirken zalime ve zulmün destekçilerine hiç mi akla ölüm, hesap, mahşer gelmez?
İzahı yok bunun !
Sarhoşluk böyle bir şey herhalde!
İnsanı saçma sapan hareket eder hale getiriyor.
Korkmuyor !
Ürpermiyor!
Umursamıyor !
Merhamet etmiyor !
Ve akibetini düşünmüyor.
Çünkü güç sarhoşu,makam sarhoşu,dünya sarhoşu…
“Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı sakın habersiz sanma! Şüphesiz ki (Allah) onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
Kalpleri bomboş olarak bakışlarını kontrol edemez şekilde, (panik içinde), (akılları başından gitmiş) başları yukarı dikilmiş bir durumda seğirtip koşarlar.”
(İbrahim,42-43)
#GazaGenocide #GazzedeSoyKırımDevamEdiyor
#bebekatilleri
Diyanet İşleri Başkanlığı, araç envanteriyle ilgili gerçek dışı iddialara karşı açıklama yaparak, kamuoyunun yanıltılmasına yönelik girişimlere karşı hukuki sürecin başlatıldığını bildirdi.
https://t.co/BkHU2X0H4X
Utanç!
Sadece izliyoruz.Bir şehrin halkı çocuğuyla büyüğüyle,kadınıyla erkeğiyle açlıktan ölüyor!
Vatikan’da Sistina Şapeli’nin bacasından beyaz duman çıkmış ve yeni Papa seçilmiş.
Açlıktan ölürken çocuklar dünyada hangi duman beyaz tütebilir?
Soluduğumuz hava nasıl temiz olabilir?
Biz şapelin bacasına bakarken kaç masum yavru daha öldü kim bilir?
Vahşetin seyircileri olarak yaşamak ne acı Allahım!
Senden başka kimsemiz yok!
Çaresiz bırakma bizi!
Kestirme ümidimizi rahmetinden!
Ya Aziz, ya Celil, ya Ze’l intikam!
#GazaNeedsBread #GazzedeUnYok
#Papa #Vatikan
Her geçen dakika bizi daha fazla yaklaştırıyor Rabbimizin bizim için takdir ettiği sürenin sonuna.
Şöyle düşünün, şiddetli yağan yağmur neticesinde dağın zirvelerinden kopup gelen sel, yerinden söktüğü ağaçları, büyük kayaları sürükleyerek üzerimize doğru geliyor; yanardağ patlamış ,püsküren lavlar kızıl bir nehir gibi akarak üzerimize doğru geliyor ve biz piknik yapmaya, oyun oynamaya, gülüp eğlenmeye devam ediyoruz.
Sizde de oluyor mu bilmiyorum; bazen neden bu kadar rahatız? Rehavetimizin sebebi nedir?
Hem yaşadığımız dünya hayatımızda pek çok sıkıntı, zorluk ve problemle karşılaşma ihtimali; hem de hesap, mizan, sırat, cennet, cehennem safhalarıyla karşılaşma kesin bilgisi karşısında vurdumduymazlığımızın, kayıtsızlığımızın nedeni ya da nedenleri neler olabilir?
Bu ve benzeri sorular, zihnimi meşgul ederken Bakara Suresinde Talut ve ordusunun imtihanının anlatıldığı ayetler imdadıma yetişti:
Talut, ordusuyla giderken, askerlerine “ Allah, sizi bir nehirle sınayacak; kim ondan içerse benden değildir-eliyle bir avuç alan müstesna- ondan tatmayan da bendendir” demişti.
Askerler, az bir kısmı hariç nehrin suyundan içince “ Bugün Calut’a ve askerlerine karşı bizim gücümüz yok” demişlerdi. (Bakara Suresi;249-251)
Yazıya başlarken sorduğum sorular cevabını bulmuş oldu: Dünya nimetlerinden; makam-mevkisinden, mal-mülk servetinden olması gerekenden fazla istifade edince; yani bir avuçtan fazla içince takatimiz kesildi, direnme gücümüz azaldı.
Halbuki Rabbimiz “bütün iyi ve güzel şeylerimizi dünyada tüketmememiz” konusunda bizi uyarmıştı. (Ahkaf;20)
Hz.Peygamber(a.s): “ Ben sizin için fakirlikten değil, dünyanın nimetlerinin bollaşmasından ve sizden öncekileri helak eden dünyalık biriktirme yarışının sizi de helak etmesinden korkuyorum” buyurmuştu.
“Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.”
Direncimizi kıran, mücadele azmimizi tüketen ve bizi gaflete sürükleyen dünyevileşmedir.
Direnmemiz gereken nokta burasıdır.
(13.12.2009)
“Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!”
Merhum Akif gibi haykırmak istiyor insan!
Ne kadar gereksiz,önemsiz ve faydasız işlerle meşgul oluyoruz!
Oysa her geçen dakika yaklaştırıyor bizi, bizim için takdir edilen sürenin sonuna!
Tekrarı yok hayatın.
İman edip Rabbimizin razı olduğu bir hayat yaşamadıkça anlamı yok dünyanın.
Mahşer var; gerçek mahşer. Sadece yaptıklarımızın karşılığını göreceğimiz mahşer! Anne babanın çocuklarına, çocukların anne babalarına faydasının olmadığı mahşer. Herkesin kendi derdine düştüğü mahşer. Nereden kazanıp nereye harcadığımızın hesabını veremedikçe bir adım bile atamayacağımız mahşer. “Keşke bir fırsatım daha olsaydı” yakarışlarımızın duyulacağı mahşer. Mahşer var! Hesap var! Cennet var! Cehennem var! Sonsuz bir hayat var! Ya cennette, ya cehennemde… “Sûr’a üflendiğinde, bir de bakarsın ki (hemen) mezarlar(ın)dan (kalkarak) Rablerine koşacaklar. (Müşrikler) “Ah, eyvah, yazık bize! Bizi kabrimizden kim kaldırıp (uyandırdı)? Bu, Rahmân’ın vadettiği (gün)dür; (demek ki) elçiler gerçeği söylemiş!” diyecekler. (Bekledikleri), korkunç bir sesten başka bir şey değildir. Bir de bakarsın ki hepsi (huzurumuzda) hazır kılınmışlardır. (Artık) bugün, kimse haksızlığa uğratılmayacak ve size de yaptıklarınızdan başka karşılık verilmeyecektir.” (Yasin, 51-54) Mahcup ve mahzun gönüllerle Rabbimize halimizi arzediyoruz: Sana malum Rabbimiz! Yaralı kalbimizle bayram ettik. Sen sar yaramızı; biz saramadık. Sen sahip çık mazlumlara, biz çıkamadık. Bizi Sensiz;bizi kimsesiz bırakma! Dualarımızı Gazze’de bedenleri parçalanan çocukların, annelerin âhına kat ve kabul eyle! Kabul eyle.
#NoFlourİnGaza
#GazaGenocide
#GazzedeUnYok
VEDA EDERKEN…
Ne güzel arkadaştın!
Hep iyilik önerdin. Korumaya çalıştın bizi; yalandan,gıybetten.
Haram yemekten, harama bakmaktan.
Tut kendini, sabret dedin.
Nefsine uyma!
Süre sınırlı,zaman az. Biraz beklersen ödül var dedin.
Ödüllendirdin!
Her günün sonunda hem de!
İşte böyledir hayat, onun da sonunda ödül var dedin.
Sabredenlere!
Gayret edenlere!
Ne güzel dosttun!
Belki bir daha buluşuruz önümüzdeki sene.
Ümidimiz var, duamız bu yönde.
Görüşemezsek eğer, şahitlik isteriz senden.
Ben razıydım dostluğundan, yoldaşlığından demeni isteriz.
Yine gel, arınalım arkadaşlığınla.
Gel ki sarılalım sende inen kitaba.
Ne güzel günler geçirdik birlikte.
Kalbimiz söz sahibi oldu bedenimizde!
Boş kalınca midemiz, doldu ve doydu gönlümüz.
Ne güzel arkadaştın!
Elveda.
“Diyanet’in Başkanı Kelime-i Şehadeti Kestirmeden Okudu” diye manşet atmışlar.
Erzurumlu merhum bir hocamıza “cehl-i mürekkep” ne demek diye sormuşlar.
Merhum Erzurum şivesiyle; “ Bülmir, bülmir ki bülmir” cevabını vermiş.
Ne yapalım! Bu dönemde yaşayan Müslümanların imtihanlarından biri de bu herhalde.
Bilmeyen, bilmediğini de bilmeyen cahillere muhatap olmak!
Her gün minarelerden yankılanan ezanı duyup da bu kadar cahil kalmak için özel gayret,özel yetenek ve özel nefret lazım!
@Burakorhan0
Gazze Soykırımını dünyaya anlatan İngilizce şarkı "Shame" (Utanç) için
klip hazırlandı.
Emeği geçen herkesten Allah razı olsun!
Dünyada "Gazze'nin sesi" olmak için paylaşın lütfen!