Türkiye, her 10 yılda bir kriz yaşamak zorunda değil.
Ama bunu değiştirmek için:
Daha çok ihracat değil !!!
daha düşük faiz değil !!!
daha iyi Merkez Bankası değil !!!
Yeni bir para anlayışı gerekiyor. Para, halka ait olmalı. Banka, üretimin dostu olmalı.
Bu mümkün mü?
Evet.
Ama önce düşünülmeli.
> Para, halka ait olmalı. > Zenginlik, üreterek kazanılmalı. > Sistem, anlaşılmaz olmamalı. > Adalet, matematiksel olmalı.
Bugün ofisimizde çok kıymetli hemşerilerimiz ve değerli dostlarımız Yasin Yıldırım ve Alper Kara’yı ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk.
Nazik ziyaretleriyle bizleri onurlandıran kıymetli dostlarıma teşekkür ediyor; işlerinde, çalışmalarında ve tüm faaliyetlerinde başarılar diliyorum.
Dostluklarımızın ve gönül bağlarımızın daim olması dileğiyle…
Bugün ofisimizde birbirinden kıymetli iki değerli misafirimizi ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk.
🌍 Uluslararası ticaret alanında faaliyet gösteren ve farklı sektörlerde önemli çalışmalar yürüten değerli kardeşim Sami İslamoğlu,
🤝 Perakende sektöründe marka danışmanlığı faaliyetleri yürüten Metin Bedir Bey bizleri ziyaret ederek değerli görüşlerini ve tecrübelerini paylaştılar.
Nazik ziyaretleri, samimi sohbetleri ve geleceğe yönelik değerlendirmeleri için kendilerine teşekkür ediyor; çalışmalarında başarılar diliyorum.
İş dünyasında güçlü ilişkilerin, karşılıklı güvenin ve iş birliklerinin yeni başarıların temelini oluşturduğuna inanıyorum.
Daha nice güzel buluşmalara ve başarılı iş birliklerine… 🇹🇷🌍
#İşDünyası #UluslararasıTicaret #İşbirliği #Girişimcilik #Perakende #Networking #Business #InternationalTrade
Akdemir Grup, Türkiye’de AVM’lerdeki çocuk eğlence sektörünün en önemli ve öncü aktörlerinden biri olmasının yanı sıra, geliştirdiği yenilikçi ve son teknoloji çözümlerle bugün dünyanın birçok ülkesinde de önemli bir marka haline geliyor.
Dün kendilerini ziyaret ederek Sayın Enes Akdemir ve Sayın Kemal Akdemir ile bir araya gelme fırsatı buldum.
Son teknoloji ürünleri, güçlü operasyonel yapısı ve sektöre kazandırdığı yeniliklerle adeta sektörün gözbebeği olan Akdemir Grup, son dönemde gerçekleştirdiği uluslararası açılımlarla da dikkat çekiyor.
Yakın zamanda Belçika’da açılacak yeni şubeleri ve dünyanın farklı noktalarında devam eden yatırımlarıyla, kısa vadede global ölçekte büyümesini daha da hızlandıracaklarına inanıyorum.
Türkiye’den doğan ve dünyaya açılan başarılı girişimlerin her zaman destekçisi olmaya devam edeceğiz.
Başta Enes Akdemir ve Kemal Akdemir olmak üzere tüm Akdemir Grup ekibine nazik ev sahiplikleri ve samimi misafirperverlikleri için teşekkür ediyor, başarılarının ve uluslararası yatırımlarının artarak devam etmesini diliyorum.
Sosyal medyada herkesin iyilik meleği, herkesin kusursuz olduğu bu çağda; gerçek şeytanların işsizlikten canı sıkılıyor olmalı.
Şunu unutmayın: Kusursuzluk şovu ne kadar gürültülüyse, kamufle edilen çürüme o kadar derindir.
İyilik, bağış ve yardım maskesinin ardına sığınıp, hesaplarını denetime açmaktan kaçan her sivil yapı, eninde sonunda şahsi bir sömürü çarkına dönüşür.
Gerçek sivil toplum; şeffaflığıyla devlete, hesap verebilirliğiyle millete güven verendir.
Tükettiği gıdanın, toprağın ve tohumun tedarik zincirini yabancıların insafına ve küresel tekellere bırakan bir milletin, tam bağımsızlıktan söz etmesi sadece romantik bir rüyadır.
Tarladaki istiklal, masadaki gücün teminatıdır.
Yapay zekanın ve devasa algoritmaların dünyayı yeniden şekillendirdiği bir devirde;
sadece teknolojiyi tüketenler veya veriyi işleyenler değil, o devasa veriye 'milli bir ahlak' ve 'karakter' kodlayabilenler geleceğin efendisi olacaktır.
Yardım ve merhamet maskesi altına saklanıp 'denetimden' kaçan her sivil yapı, eninde sonunda şahsi ihtirasların kasasına dönüşür.
İyiliğin en büyük güvencesi, hesap verebilirliğin o soğuk ve tavizsiz şeffaflığıdır.
Asırlık krizler, günübirlik genelgelerle veya geçici yamalarla değil; devlet aklını ve kurumsal hafızayı baştan kodlayan sarsılmaz bir 'milli reform atlası' ile çözülür.
Sistem yorulmuşsa ona yama yapılmaz, ona yepyeni bir ufuk çizilir.
Bilginin bu kadar ucuz, hakikatin ise bu kadar pahalı olduğu başka bir çağ yaşanmadı.
Herkesin konuştuğu ama kimsenin dinlemediği bu küresel tımarhanede; sükûnetle analiz yapan ve sessizce iş üretenler, aklın son kalesidir.
Kendi coğrafyasının ticaret rotasını başkalarının çizmesine izin verenler, o yollardan ancak vergi ödeyerek veya boyun eğerek geçerler.
Küresel masada oyun; haritayı okuyanların değil, masaya yumruğunu vurup haritayı baştan çizenlerin elindedir.
Her şeyin fiyatını bilip, hiçbir şeyin gerçek kıymetini idrak edemeyen bu çağ, eninde sonunda kendi sahteliğinde boğulmaya mahkumdur.
Rakamlar büyüdükçe, ahlakın enflasyonu da artar.
Bugün, TATİC Ticaret ve Yatırım Konseyi Pakistan Temsilcisi Sayın Tahir Usman İstanbul'da bizleri ziyaret etti.
Ülkelerimiz arasındaki ticaret ve yatırım faaliyetlerinin artırılması başta olmak üzere, birçok önemli konuyu değerlendirdiğimiz oldukça verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Nazik ziyareti için kendisine teşekkür ediyoruz. 🇹🇷🇵🇰
#TATİC #Ticaret #Yatırım #İşBirliği #Türkiye #Pakistan #UluslararasıTicaret #Ekonomi #Trade #Investment #Cooperation #InternationalTrade #Business #Economy #Istanbul
Sahne ışıkları, karakterin karanlığını sadece bir süreliğine gizleyen kusursuz bir illüzyondur. Kitleler, sesin pürüzsüzlüğüne veya rolün inandırıcılığına bakıp o kişiyi bir 'ahlak abidesi' sanma yanılgısına binlerce yıldır düşüyor.
Oysa Platon asırlar öncesinden o acı gerçeği yüzümüze vurmuştu: Sanatçı; erdemiyle, iyiliğiyle veya bilgeliğiyle değil, hislerinizle oynamayı ve kalabalıkları eğlendirmeyi çok iyi bildiği için o sahnededir. Gözyaşı ve duygu satarak kurulan o sahte ahlak kalelerinin en ufak bir sarsıntıda çökmesi, şarkılarla ruhunuzu okşayanların perde kapandığında her türlü zaafla, hırsla ve kurnazlıkla sarmaş dolaş olması tarihin en eski ironisidir.
Yetenek, ruhun kirliliğini yıkayan bir sabun değildir. Kıssadan hisse: Zanaatına ve yeteneğine hayran olduğunuz insanların karakterine körü körüne kefil olmayın. Unutmayın ki alkış, hiçbir zaman ahlakın kefili olmamıştır.
"Son nefesini verirken bütün o sırlar dökülecek; ne yeryüzünde fethettiğin kaleler, ne de kazandığın unvanlar seninle geldi.
Seninle gelen tek şey, o ilahi yalnızlığa nasıl bir ahlakla, nasıl bir aşkla ve nasıl bir hiçlikle teslim olduğundur."
"Kilitli sandığın kapıları kan ter içinde yumruklamaktan vazgeç.
Kendi içindeki o amansız duvarları yıktığında, dışarıda aslında hiçbir kapının olmadığını o ürpertici sükûtta göreceksin."