Meclisi mutat mesaisi dışında zoraki çalıştırarak, malum yasayı Sevr’in yıldönümü olan 10 Ağustos’a yetiştirme ısrarınızın kaynağı nedir?
Kime mesaj veriyorsunuz?
Siz bu milleti ölüm uykusuna yattı mı zannediyorsunuz?
Yasemin Minguzzi, Türk kadınının mücadeleci ruhunu herkese gösterdi.
“Tüm çocuklar için savaşıyorum” dedi, kendi evladının yasını erteledi ve başardı.
Kendisiyle gurur duyuyoruz.
Referandum olmayacak. Türk milletinin süreci desteklemediğini gayet iyi biliyorlar. Gayet iyi bildiklerini de 10. Madde’yle ilan etmiş durumdalar. Neticede ömrü boyunca bu ülkeye aidiyet ve fedakârlıkla yaşamış şerefli Türk vatandaşlarının duygu ve düşüncelerini, eli kanlı bir örgütün siyasi uzantıları lehine ayaklar altına almak, sözde muhalefetin de payandası olduğu iktidar ve düzenlerinin bekâsı karşısında nazarı itibar konusu bile değil.
Samsun’da 13 yaşındaki Aras Talha, kendisine hayali bir ülke kurdu:
— Ülkenin kendisine has bir alfabe yaptı.
— Ülkeye özel bayrak tasarladı.
— 18 adet anayasa yazdı.
— Ülkeye özel para birimi üretti.
— Gerçek olursa Sufi ülkesi, Bolivya tarafında faaliyetine başlayacak.
— Ülkenin cumhurbaşkanı 13 yaşındaki Aras Talha Çağlayan olacak.
Orta Asya’dan Anadolu’ya değerlerimizi yaşatan, milli bilinç ile köklerimize tutunan ve ömrünü istiklale adayan atalarımızın ruhu şâd, 3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun.
Newyork Belediye başkanı 3 tane Ermeni oyu alabilmek için “yavşak yavşak” Ermeni sözde soykırımı diye konuşuyor. Sen tarih bilirsin ne coğrafya. Ermeni oyu alacağım diye Türklerden bak ne alacaksın seçimlerde @zaferpartisi
Milliyetçi Kimdir?
Milliyetçi her şeyden evvel milleti için iyisini ister. Devlet mi? En iyisi bizimki olsun. Rejim mi? En iyisi. Kadrolar? En iyisi tabii ki. Araba? Onun da en iyisi olacak. Ev? İçinde etli sofralar kurulanından, bol çocuklu, içinden gülüşlerin yalnız yaz aylarında, ailecek güzel bir sahile tatile gidildiğinde eksildiği...
Sonra, diktir. Milletiyle ilgili bir mesele mi var? Hesap kitap yapmaz, kafa üstü atlar. Bu ister milleti için balıklama daldığı bir gam denizi olsun ister bir Türk düşmanının iki kaşının arası. Kafa üstü atlamak milliyetçilik alametidir - el ovuşturup köşede bekleyen, hürriyete seymen giden yiğitlerin iki gidip bir gelmesine "bana yer açılır" diyerek sevinen milliyetçi olmaz. Milletiyle ilgili nerede kavga varsa orada iki yumruğu, kalemi, beyni, klavyesi, şahsına zimmetli ordu envanteriyle yerini alır. Uluslararası bir toplantıda da aynıdır, sokak eyleminde de.
Kafa üstü atlamaya meraklı dediysek, kalın kafalı değildir ha. Anlar, bilir. Kafası çalışır. Kurulmuş bir oyuncak gibi değil, tam olarak anladığı ve bildiği için otomatik tepkileri vardır. Düşündü mü bir insanın zihniyle düşünmez çünkü. Yaşayıp ölmüş bütün Türklerin hafızasını saklar. Bütün insanlığın tecrübesini didikler, dersler çıkarır. Ayak kokan mahfillere sığmayışı bundandır - aya bakıp uluyan bir kurttur o, gökyüzünün sırlarına meraklıdır çünkü.
Türk deyince büyük şeyler anlar bu arada, göz deyince büyük şeyler anlayan Attila İlhan gibi. Edirne'den Kars'a da sığmaz - ufkun ötesi, tan yerinin ardı, ayın ve yıldızın göründüğü bütün coğrafyaları kucaklayan bir bakışı vardır. Pusulası günlük heveslerini değil, o devasa atlasın ortak çıkarını gösterir. Ne çeliğin tesiri bozar o pusulanın ibresini ne efsunlu sözlerin cazibesi.
Derdi özgür yaşamaktır - ahkamlı köşkemli hanları unutsa da bir zavallı körün oğlunu kolektif hafızasına denizler dağlar göller aşırı kazıyan milletinin arifane ikazının farkındadır. İtaati, biati, boş lafı, kıskançlığı, hasetliği sevmez. Milleti için dünyaları ister, kendisi için kimsenin ona ağalık taslayamayacağı bir evlek yer.
Kah hudut namustu der eylem yapar... Kah salonlarda nutuk atar. Kah kitaplar çıkarır kah gazete yayımlar. Düşene burs verir, yükselene kurs. Soydaşının elinden tutar, yaşını siler, yanında yürür. İftira atmaz, kumpas kurmaz, kendisine saldırmayana saldırmaz. Ama saldırdı mı, vaktiyle bir İngiliz elçisinin dediği gibi, en munis Türk'ün Attila, Cengiz, Timur'la akrabalığı olduğunu hatırlatan bir öfkesi vardır.
Gevşek ağızlı, vicdansız, ahlaksız, izansız tiplerle işi olmaz. Üsküdar'ın Dost Işıklarına bakıp oradakileri karşılıksız ve görmeden sever. Ta ki bir ahlaksızlık emaresi görsün. İçinden bir nefret göllenir, hem yumruğundan hem gırtlağından taşar. Durduğu yer hep "herhangi Türk"ün safıdır. Hep onun için dertlenir - bilir ki kendisi de herhangi bir Türk'tür.
Şairin dediği gibi "bendim ve arkadaşlar." Milliyetçi benim, biziz, sensin, sizlersiniz. Ciğeri beş para etmez, ipten kazıktan artık adamlardan milliyetçilik mi öğreneceksiniz? Siz iyi bir şey yaptığınızda "iyi yaptın" diyorlar mı ki, size kötü dediklerinde yılacaksınız?
Ben artık sövmüyorum, siz de sövmeyin ama Türklerin bakışlarıyla adam susturduğu çok kereler vakidir. "Bu zavallı sürü için ne merhamet ne hukuk / Yalnız bir sert bakışlı göz, yalnız ağır bir yumruk!"
Okuduğum okulu, yürüdüğüm kaldırımı, çocuğumu gezdirdiğim parkı, yazın gittiğim plajı, kışın çıktığım dağı... Bunların hepsini bana birileri bıraktı - Türk Milleti'nin benden önceki fertleri. Onlara borçluyum.
Bütün bunları teröristlere bırakmamız için bizzat devlet makamlarında yer işgal eden birilerinin uğraştığını düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum. İstiyorlar ki bizim olanı sessiz sedasız, küfür bile etmeden bir avuç işgalciye verelim. Büyüttüğümüz fidanların meyvesini onlar yesin. Koruduğumuz ormanların gölgesinde onlar serinlesin. Kızıla boyadığımız denizlerde onlar yüzsün.
Bugün bize kalan ne varsa, tek bir şerhle kaldı: Evladımıza bırakmak. Dağlara Türkler çıkacak, denizde Türkler yüzecek, sokakta Türkler gezecek - o kadar! Bizim olanı kimseyle paylaşmayacağız, bizim olanı temsil eden bayrağı selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağız, o kadar!
"Kilab-ı zulme kaldı gezdiğin nazende sahralar
Uyan ey yareli şir-i jeyan bu hab-ı gafletden!"
İzmirin bok kokusuna laf ederdik başımıza geldi İstanbulun iğrenç kalabalığına ve trafiğine laf ederdik başımıza geldi güzelim Ankaramın içinden geçildi
Allah biliyor eğer o genel kurul salonunda olsaydım Atatürk’e, İstiklal Harbimize, Türkiye Cumhuriyetine hakaret edeni döverdim.
Daha fazlasını Türk Ceza Kanununu ihlal etmemek için söylemiyorum. @zaferpartisi#ParolamızZafer
Fenerbahçe Kongre Üyesi Göksun Çam’dan Ali Koç’a sert eleştiriler:
“Stadın adı ‘Atatürk’ olacak dediniz, Yunan yoğurdu satan Chobani yaptınız .
Fenerbahçe başkanı kimseden emir almamalıdır.
Bizim emir alacağımız bir kişi vardır
O da , Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'tür.”
Dünyada en fazla verginin alındığı ülkelerden biri olan Türkiye’de, kalitesiz bir hayatı pahalıya yaşıyorsunuz.
• Marketten aldığınız ürünler,
• Pazardan aldığınız sebzeler,
• Kullandığınız internet,
• Soluğunuz hava dahi…
Uluslararası markaların çoğu, Avrupa’ya sattığı ürünleri aynı kalitede Türkiye’ye satmıyor.
Yediğiniz McDonald’s bile Türkiye’de sattığı burgerlerin et oranını düşük tutuyor.
Telekonimikasyon şirketleri dünyanın en pahalı fiyatlarını isteyip, en vasat interneti veriyor.
Yeterli protein almadan ve sağlıksız ürünlerle büyüyen nesiller yetişiyor. Kısacası bizi herkes enayi yerine koyuyor. Bu konularda yapacağım çalışmaların devamı için paylaşmanız ve takip etmeniz çok önemli.
Metronun 24 saat çalışmaması da aşırı saçma gerçekten. Seferleri azalt, saatte 1 olsun, ama olsun bir zahmet. Gece 1'den sabah 6'ya kadar 5 tane de olsa sefer koy yani. 6 milyonluk şehir lan burası. Başkent amk. Gece metro yok ne demek? Şehrin ışıklarını da söndürün oldu olacak.