Tuna Hocamızın hukuksuz şekilde işten atılmasına karşı Bilgisayar Mühendisliği Fakültesi önünde hocalarımız nöbette.
Hocalarımız, üniversitelerde yaratılan karanlığa boyun eğmedikleri için cezalandırılmaya devam ediliyor.
Hocalarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.
ironic: the guy who has spewed endless hot air sophistry here for over a decade to "impress" everyone with his staggering insights, wiped out a family member's entire investment in his "fund", some $1.3 million, and lost a $2.1 million lawsuit. The trade? Selling TSLA calls
@EmrahGurelli Yeni röportajını da seyret.. eski patronuyla (commodity trader) ilgili anekdotu yine anlatıyor.. büyük para kaybedip soğukkanlılığını kaybetmemesini.. zamanında müşterim oldular.. o değil ama onla çalışan bir fon yöneticisi.. her traderın her zaman bir şeyler öğreneceği tecrübe
Sizde hiç utanma, hiç arlanma yok mu?
Açık açık yazmışlar bi de “ortalama” 3 aylık maaşlarını ödemedik diye.
Maaşıyla kıt kanaat geçinen madencinin “ortalama” 3 aylık ücretini ödemediğini açık açık yazmış!
Bir de utanmadan devlete elektrik satamıyoruz ondan yazmış.
Asıl utanması gereken bu kan emiciler değil ama. Bunları başımıza bela edenler!
Asıl utanması gerekenler elektrik üretimi ve dağıtımı gibi zorunlu bir kamusal hizmeti bile özel sektöre parsel parsel peşkeş çekenler!
Asıl utanması gerekenler “şirket gibi” yönettikleri devlette açız diye başkentin ortasında haykıran madencilerin üstüne polis salanlar!
#HakkımıVerDorukMadencilik
Bu darbeye sonuna kadar direneceğiz!
19 Mart Darbecilerinin son hedefi Ataşehir Belediye Başkanımız Onursal Adıgüzel ve yol arkadaşlarımız oldu.
Yüzde 56 oyla seçilmiş bir belediye başkanı, hiçbir somut delil olmadan, iki iftiracının temelsiz beyanlarıyla tutuklandı.
Tek bir kanıt bulamadıkları için, belediye şemasından örgüt şeması çıkardılar. Belediye çalışanlarına örgüt üyesi, seçilmiş belediye başkanına, örgüt başkanı iftirası attılar.
Bu kadar hukuksuzluk, bu kadar haksızlık artık yeter.
Bunu yapanlar, bu devleti de milleti de düşünmüyorlar. Her gün yeni bir operasyonla 86 milyonun refahından ve huzurundan çalıyorlar.
Barış da hukuk da ekonomi de demokrasi de umurlarında bile değil.
Onların tek derdi yapıştıkları koltuklarıdır!
Kurulan bu düzen Ak Parti’nin kara düzenidir.
Ne yaparlarsa yapsınlar bu düzeni değiştirene kadar durmayacağız!
A101 “Z kuşağı neden bizi tercih etmiyor” diye büyük bir araştırma yaptırmış. CarrefourSA’nın alımı da işte bu araştırmanın ürünüymüş. Satışın ve devrin kesinleşmesi aylar sürermiş. Carrefour’un yeni sahibi olan “muhafazakârlar” alkollü içkileri hemen raflardan indirmeyecekmiş. Yavaş yavaş kaybolacakmış o şaraplar; asıl belirleyici ise gelecek yıl olması beklenen seçimlermiş. Peki, neden? O seçimlerin sonucunda, Türkiye’de alkollü içkileri tüketmek için Dubai modeli mi getirilecek? Yani, özel ruhsatlı alanlarda daha çok turistlere hitap eden bir yaşam biçimi mi arzulanıyor? Madem hedef Z kuşağı, yasaklarla mı onları tavlayacaklar, muamma. Hadi bir tez daha öne süreyim: Carrefour’dan sonra alkollü içki satan o tek zincir market de bir gün başka bir üç harfli muhafazakâr şirkete satılır mı? Olmaz, demeyin.
Okuduğunuz çeyrek yüzyılın özeti aslında. AKP’nin yasak tarihi, küçük tavizlerle başlayıp büyük kayıplara dönüşen bir sürecin hikâyesi... İçki kadehinin ekranlarda flulaşmasından konser yasaklarına, heykel yıkımından sanatçıların kara listeye alınmasına kadar uzanan bir çizginin devamı olarak, artık günlük yaşam da dönüşecek. Farkında mısın?
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/N1yedHYZzC
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Milletin parası demişken...
Bu kadın zamanında İBB'de işe girdi. 2 ay sonra İBB hızlıca kendisine ABD'de okumak için 3.8 milyon liralık burs verdi.
Hatta çalışmadığı süre boyunca maaş aldığına dair bir tartışma da vardı. Yetmedi, kardeşi de 18 yaşında İBB'de işe girdi. Bir sürü akrabası ise önemli düzeyde bürokrat. Özlem Zengin geldi aklıma, "Utanmıyoruz" demişti.
Gazeteci Asuman Aranca, 4 yıl boyunca başkent Ankara’nın başsavcılığını yapan Yüksel Kocaman’ın, Ayhan Bora Kaplan örgütünden “araç parası ödemesi” aldığının belgesini yayınladı.
Ört ki ölem 👇🏼
https://t.co/bfA8T11CgA
Sayın Erdoğan’a soruyorum:
Bu tapuları ilk kez benden mi duydun?
Çık ve söyle:
“Kimse bana Akın Gürlek’in mal edinmelerinden bahsetmedi” de.
Başınızı kuma gömerek bu sorumluluktan kaçamazsınız.
Ak Parti içindeki vicdan sahibi herkesi; bu yanlışa itiraz etmeye, bu yükün parçası olmamaya çağırıyorum.
SON DAKİKA | Özgür Özel:
"Akın Gürlek'in gizlemediği Mahal'ler var, Ankara'da 1 tane, İzmir'de 2 tane.
Mahal Projelerini yapan firma Türkerler İnşaat, başka bir firma ile ihtilaf yaşamış. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açmış. 2021'de dosya takipsizliğe uğramış.
Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olunca birden dosya yeniden açılmış ve Türkerler lehine karar verilmiş."
Bir belediye başkanını, ifadeye çağırmak yerine evinden jandarma baskınıyla gözaltına aldırmak tarafsız hukuku değil, düşman ceza hukukunu işletmektir.
Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan, tek işi şehrindeki öğrencilere burs sağlamak olan bir vakfa yapılan bağışlarla ilgili soruları yanıtlıyor.
Bu hukuksuz uygulamaların, milletin vicdanında yeri yoktur.
Başkanımızın yanındayız!
“İki çocuğum vardır. Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim.”
Alican Uludağ
Tutuklanan gazeteci Alican Uludağ’ın ifadesinden: “İki çocuğum vardır. Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim.”