"İyicil milliyetçilik" ile "kötücül milliyetçilik" arasında fark var. İyicil milliyetçilik işte bu, kendi tarihine ve kültürüne sahip çıkma, bir yandan eğlenirken diğer yandan onu dünyaya gösterme. Kompleksiz ve özgüvenli. (Tarkan'ın "Bir Oluruz Yolunda"sında da benzer bir hava vardı).
Kötücül milliyetçilik ise neşeli değil, kompleksli ve agresif. Hep düşmanlarla çevrili olduğuna inanma, güç gösterisi yapma, birilerine gününü gösterme, kendi kültürünü nedensiz üstün görmeye dayalı bir zihniyetin dışavurumu.
Bizdekinin hangisine yakın olduğunu söylemeyeyim ama tahmin etmesi zor değil.
Binlerce km öteden gelip ülkemizi işgal eden sömürgecilerinin torunları bize neden bu kadar öfkeli acaba? Biz, Anzac askerleri içinde zorla savaşa gönderilen az sayıdaki gariban yerliye acıdığımız için size düşmanlık bile etmiyoruz. Dahası her sene ülkemize gelip işgalci dedelerinizi anıyorsunuz, ona da ses çıkarmıyoruz, hatta anıtınız bile var. Durum buyken aklınıza "bizim Çanakkale’de ne işimiz vardı?" demek gelmiyor da okyanusları aşıp ülkenizi işgal eden bizmişiz gibi davranıyorsunuz. Siz deli misiniz? Bununla övünülür mü hiç?
Neyse, önemli değil; bu da sana teselli olsun madem: Çanakkale’de yenilmiş olabilirsiniz ama bu futbol maçını kazanarak çok daha büyük bir zafer elde ettiniz. Tarih bu zaferinizi yazacaktır mutlaka. :) Ayrıca, on yaşındaki bir çocuğun üzülmesine sevinecek kadar zavallı biri olduğun için de kendinle gurur duymalısın. Bundan daha büyük bir zafer elde edemezsiniz zaten. 🙃