11 Temmuz 2026 / Güncelleme
Murat Çiçek’in Japonya’da gözaltında şüpheli şekilde hayatını kaybetmesinin ardından Japonya’ya giden ailesi, 10 Temmuz’da Hachioji kentindeki Takao Karakolunda polis yetkilileriyle görüştü. Ailenin avukatı aracılığıyla planlanan görüşme, Murat Çiçek’in gözaltı ve ölüm sürecine ilişkin soruların yöneltildiği bir sorgu oturumu niteliğinde gerçekleşti.
Oturumda, karakol yönetimi ile Japon adli mercilerinin temsilcilerinden oluşan sekiz kişilik bir heyet, yeminli tercüman eşliğinde ailenin sorularını yanıtladı.
Toplantıya katılan adli yetkililer Murat Çiçek'in ölümünü "cinayet" niteliğinde inceleyeceklerini belirtse de polisin tutumu farklı oldu.
Polisin ise aileye verdiği ilk bilgilere göre Murat Çiçek, 25 Haziran’da iş aracıyla seyir hâlindeyken bariyerlere sürtmesi sonucu trafik polisi tarafından Takao karakoluna götürüldü.
İkamet izninde herhangi bir sorun bulunmadığı karakol polisi tarafından da teyit edilen Çiçek'in gözaltı gerekçesi olarak Japonya ehliyeti dışında herhangi bir kimlik belgesi taşımaması ve Çiçek'in ikamet izni bulunan şehrin hemen dışındaki bir otobanda olması gösterildi. Takao Karakolu polisi, yürürlükteki mevzuata göre ehliyetin tek başına yeterli olmadığını, Murat Çiçek’in Japonya kimlik kartı ya da uluslararası bir pasaport taşıması gerektiğini ileri sürüyor.
Karakol polisinin aileye verdiği yanıtlara göre Çiçek hakkındaki 10 günlük gözaltı süresi ilk elden bu gerekçeyle verildi. Çiçek’in pasaportunun evinde olduğunu söylemesi üzerine ise polis eşliğinde ikametine gidildi, pasaportu alındı ve yeniden karakola dönüldü.
Aynı gün, kendisini ziyaret etmek isteyen arkadaşlarından yalnızca Japon olan bir kişinin çok kısa bir süre Murat Çiçek’le görüşmesine izin verildi. Murat Çiçek bu görüşmede iyi olduğunu, evraklarında herhangi bir sorun bulunmadığını ve çok kısa süre içinde serbest bırakılmayı beklediğini söyledi. İlk gün kendisiyle görüşen arkadaşı, rutin bir gözaltı işlemi olduğu bilgisini diğer arkadaşlarına ve ailesine aktardı. Ardından kendisiyle görüşmeye giden arkadaşlarına ise izin verilmedi.
Karakol polisinin iddiasına göre gözaltı süreci, 1 Temmuz akşamına kadar olağan şekilde devam etti. Çiçek, akşam saatlerinde bir görevliye karnının sağ tarafında ağrı hissettiğini söyledi. Bunun üzerine polisler, sağlık durumunu takip etmek amacıyla belirli aralıklarla hücresine gitti. Polis, bu kontroller sırasında Çiçek’in kendisini daha iyi hissettiğini söylediğini ileri sürdü.
Gece yarısına doğru rahatsızlığının yeniden arttığını belirten Çiçek, hastaneye gitmek istediğini söyledi. Bunun üzerine karakola bir doktor çağrıldı. Polis ifadesine göre, Çiçek’i elle muayene eden doktor kendisine kabızlık giderici bir ilaç vererek ve tuvalete çıkmasını önerdi.
İlacı aldıktan sonra ağrıları daha da artan Çiçek, 2 Temmuz günü gece 01.00 sıralarında yeniden yardım istedi ve hastaneye götürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine polis eşliğinde Tokyo Tıp Üniversitesi Hachioji Tıp Merkezi’ne götürüldü. Çiçek’e bazı tetkikler yapıldığı belirtilse de kan tahlili dışında hangi incelemelerin gerçekleştirildiği polis tarafından aileyle paylaşılmadı. Muayenenin ardından, saat 03.00 sıralarında yeniden karakola getirilen Çiçek hücresine konuldu.
Devam eden gece devriyesi sırasında Çiçek’i hücresinde göremeyen görevliler, kendisine seslense de yanıt alamadı. Polis, lavabo ışığının açık olduğu gerekçesiyle bir süre hücrenin içine girme gereği duymadı. Karakol polislerinin anlatımına göre 20-25 dakikalık aralıklarla yapılan kontrollerin üçüncüsünde, saat sabah 05:30 civarında Çiçek hâlâ görünmeyince hücreye girildi. Polis, Çiçek’in lavaboda hareketsiz bulunduğunu belirtti. Ne kadar süredir bu durumda olduğu bilinmeyen Çiçek’e hücrede kalp masajı yapıldı ve ambulans çağrıldı. Nabzının bir süredir alınamadığı belirtilen Çiçek, yaklaşık 10 dakika içinde gelen ambulansla yeniden aynı hastaneye götürüldü.
Hastanenin düzenlediği ölüm belgesinde ise Murat Çiçek’in 2 Temmuz sabahı saat 07.45’te hastanede hayatını kaybettiği belirtiliyor. Büyük ölçüde gözle muayene bulgularına dayanan ön otopsi raporunda ise ölüm nedeni bağırsak ülserine bağlı karın zarı delinmesi olarak kaydedildi.
Ön raporda Çiçek’in gözaltında bulunduğuna, polis işlemlerine, hastaneye sevk sürecine ya da hastaneye nereden ve hangi koşullarda getirildiğine ilişkin herhangi bir bilgi yer almıyor. Karakol polislerinin aktardığına göre hastane, önümüzdeki günlerde daha kapsamlı bir rapor hazırlayacak.
Ancak bütün bunlar, şu aşamada yalnızca polislerin sözlü anlatımlarına dayanıyor ve henüz herhangi bir görüntü ya da belgeyle desteklenmiş değil. Çiçek’in ailesi de karakolda yaşandığı ileri sürülen tüm süreci doğrulayacak kamera kayıtlarının kendilerine teslim edilmesini talep ediyor.
Aile, karakol polislerinin anlatımlarının hem çok sayıda ihmali ortaya koyduğunu hem de birçok çelişki barındırdığını belirtiyor. Murat Çiçek’in ailesi ve yakınları, Japon yetkililerden gözaltı ve ölüm sürecine ilişkin aşağıdaki soruların yanıtlanmasını bekliyor:
-İkamet izninde bir problem olmayan Murat Çiçek sadece aracın bariyerlere sürttüğü, maddi manevi herhangi bir kaybın yaşanmadığı bir olay için neden ısrarla gözaltına alındı?
- Gözaltına alındıktan sonra evine gidilerek pasaportu alınan ve evraklarında herhangi bir eksik bulunmadığı anlaşılan Murat Çiçek’in gözaltı süreci neden sonlandırılmadı?
-Japonca bilgisi son derece sınırlı olan Murat Çiçek, ağrı çektiğini ilk söylediği anda neden hastaneye götürülmedi ve bunun yerine karakola doktor çağrıldı?
-Karakola gelen doktor nasıl bir muayene yaptı, hangi ilacı kullanmasını önerdi ve tüm bu süreç boyunca neden tercüman desteği sağlanmadı?
- Polis ifadelerine göre kapsamlı tetkikler yapılmadan Murat Çiçek'e verilen ilaç sağlık durumunu daha da kötüleştirdi mi?
-İlk kez hastaneye götürüldüğünde hangi tetkikler yapıldı, hangi bulgulara ulaşıldı? Neden tedaviye hastanede başlanmadı?
-Durumu ağırlaştıktan sonra hastaneye götürülen Çiçek neden yeniden hücresine konuldu?
- Ağrılar içinde yeniden hücreye konulduktan saatler sonra hareketsiz hâlde bulunan Murat Çiçek’in ölüm yeri ve saati neden karakol hücresi olarak değil, hastane olarak kayda geçirildi?
Aile şüphelerinin giderilmesinin aksine, polis ifadelerinin yeni şüphe ve ihmalleri doğurduğunu belirtiyor.
Öte yandan Japonya’da gözaltında ya da tutuklu bulunduğu sırada yaşamını yitiren başka vakaların da bulunduğu biliniyor. Murat Çiçek’in dosyasıyla ilgilenen avukat Hajime Kambara, Japonya’da sembol davalardan birine dönüşen ve göçmen gözaltı merkezinde hayatını kaybeden Sri Lankalı Wishma Sandamali’nin ailesinin de avukatlığını yürütüyor.
Bu soruların yanıtlanmasını ve sürece ilişkin kanıtların açıklanmasını bekleyen ailesi hastane ve diğer kurumlarla da görüşecek.
Öte yandan Murat Çiçek için artık ailesi olan Kawaguchi’de Kürt toplumu ve dostlarının öncülüğünde bir taziye kuruldu.
Üç gün sürecek taziyenin ardından Murat Çiçek’in naaşının Türkiye’ye getirilmesi bekleniyor. Naaşın Türkiye’ye nakil işlem ve masraflarının tamamlanması amacıyla, Çiçek’in Japonya’daki dostlarının öncülüğünde bir kampanya da devam ediyor.
(Typolar için şimdiden herkesten özür.)