Hikayenin sonunu biliyordum. Nerede kırılacağımı, hangi adımda kaybolacağımı, hangi anın bana yük olacağını. Hepsini görüyordum, ama yine de seni yaşamak istedim. Bazen insan acının sıcaklığını hissedebilmek için bile yanmayı seçer. Ve ben, seni seçtim
Birçok kaçıngan bağlanan insan, huzurlu, sadık ve sevgi dolu bir ilişki ister.
Ama çoğu zaman o ilişkinin ihtiyaç duyduğu duygusal yakınlıktan uzak durur.
Yakınlık arttığında geri çekilir.
İletişimi erteler.
Kırgınlıkları konuşmak yerine sessizleşir.
Sonra da ilişki eskisi gibi hissettirmediğinde, sorunun ilişkide ya da karşısındaki insanda olduğunu düşünür.
Oysa bazen sorun meyvede değildir.
Uzun zamandır sulanmayan ağaçtadır.
içimi ne kadar acıtırsa acıtsın çok sevdiğim bir şeyi geride bırakmak bana hep çok korkunç bir şeymiş gibi geldi, sonra bir gün acının ayaklanıp beni olduğum yerden kazıyarak götürdüğünü hissettim.
Bazı vedalar mecburidir.
Bazı vedalar zaferdir.
Sana bu mektubu getirecek ayağı kırık bir at yok.Çünkü bazı haberler menziline ulaşmaz; yalnızca sahibinin içinde yankılanır.Benimkisi yola çıkmadı. Belki de senin yüreğine varacak hiçbir yol kalmamıştı. Yahut sen, çok evvel kendi hakikatinden kaçmayı seçtiğin gün, ardında bırakt
Ben seni kaybettiğim gün yıkılmadım.
Ben, kendimi senden beklediğim gün yıkıldım.
Şimdi ise, ilk defa, kendi küllerimin arasından kendi adımı duyuyorum.
Ve bu defa beni kurtaracak olan, senden gelecek bir ses değil;
Kendi içimde yeniden doğacak cesaret olacak
Arkadaşım ben senin narsisistik savunmanın altındaki değersizlik duygunu, sivri tavrının arkasındaki görülme ihtiyacını, bi sıcak bi mesafeli tavrındaki yakınlık problemini görüyorum, anlıyorum ve iyi bi terapiste denk gelmeni diliyorum.
Sylvia plath'in incir ağacı metaforu gibi "hepsini ayrı ayrı istiyordum incirlerin ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başlıyor birer birer toprağa ayaklarımın dibine düşüyorlardı" tam olarak bu
jung’un dediği gibi ‘bir ışık aradığında önce daha da derin bir karanlığa düşersin.’ insan çoğu zaman her şeyin dağıldığını sandığı anlarda aslında yolun en gerekli eşiğinden geçer. çünkü bazı düzenler kurulmadan önce mutlaka dağılır. gün doğmadan önce gece biraz daha koyulaşır.