@t24comtr Muğla Bodrum'da yaşarken evde defalarca bulduk. Denemeler yaptık, elma sirkesi dökünce etrafa kendini soktu. (Amaç öldürmek değildi ama kendini öldürdü) Domestostan hiç kaçmadı. Belki birinin işine yarar
Sipariş eksik geldi, su araçta kalmış birazdan getireyim dedi bir daha gelmedi. Telefonlarınızdan ulaşılmıyor. Canlı destek sadece soru seçenekleri sunuyor, bu sorun listede yok. @getir
KUDUZ VE KEDİ
DİYARBAKIR'DAKİ KUDUZ VAKASINI DOĞRU ANLAYALIM
Diyarbakır'da üç yaşındaki bir çocuğun kuduz testinin pozitif bulunduğu açıklandı. Valiliğin verdiği bilgiye göre çocuk yaklaşık dört ay önce bir kedi tarafından tırmalanmış.
Bu haber, doğal olarak kedisi olanları ve kedi tırmalamasına maruz kalan binlerce insanı korkutacaktır. Önce burayı sakin ve bilimsel biçimde açıklığa kavuşturalım.
Her kedi tırmalaması kuduz riski anlamına gelmez ve her kedi tırmalamasından sonra otomatik olarak kuduz aşısı yapılmaz.
Ben de hekimlik pratiğimde gördüğüm birçok kedi tırmalamasında, hayvanın durumu ve temasın niteliğini değerlendirerek kuduz aşısı önermedim. Çünkü karar “kedi tırmaladı” cümlesinden verilmez.
Kedi sahipli mi? Sağlıklı mı? İzlenebiliyor mu? Tırmalama deriyi gerçekten geçti mi? Salya teması olabilecek bir durum var mı? Hayvanın davranışında kuduzu düşündüren bir değişiklik var mı? Bölgede hayvan kuduzu bildirimi var mı?
Bunların hepsi birlikte değerlendirilir.
Kediden insana kuduz bulaşı mümkündür, ancak epidemiyolojik olarak köpek kaynaklı kuduzla karşılaştırıldığında çok daha seyrektir. Dünya Sağlık Örgütüne göre insan kuduzu ölümlerinin yaklaşık %99'unda kaynak köpektir.
Üstelik burada dört aylık bir zaman aralığından söz ediyoruz.
Kuduzda dört aylık inkübasyon biyolojik olarak mümkündür. Tek başına bu süre tanıyı dışlatmaz. Ancak bu kadar uzun bir zaman aralığında, “dört ay önce kedi tırmaladı, bugün kuduz oldu” şeklindeki iki bilgiyi yan yana koymak kamuoyunun zihninde doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi oluşturuyor.
İşte tam burada epidemiyolojik ayrıntıya ihtiyacımız var.
O kediye ne oldu?
Kedi olaydan sonraki günlerde yaşamaya devam etti mi? On günlük gözlem yapılabildi mi? Sahipli miydi? Hâlâ yaşıyor mu? Kayboldu mu? Öldü mü? Hayvanda kuduz araştırıldı mı?
Örneğin tırmalayan kedi olaydan sonra 10 günden uzun süre sağlıklı olarak gözlenmişse, dört ay sonraki insan kuduzunu o temasa bağlamak çok ciddi biçimde sorgulanması gereken bir durum haline gelir. WHO da köpek ve kediler için 10 günlük gözlemi epidemiyolojik değerlendirmenin önemli bir parçası olarak kullanıyor.
Bu yüzden kedinin akıbeti tali bir ayrıntı değil, vakanın epidemiyolojik bağını değerlendirebilmemiz için temel bilgi.
Bir de “kuduz testi pozitif” açıklaması var.
Hangi test?
Hangi örnekte?
Tükürükte viral RNA mı bulundu? BOS mu incelendi? Ense deri biyopsisi mi alındı? Antikor mu saptandı? Sonuç başka bir örnek veya yöntemle doğrulandı mı?
Bunları bilmek istiyoruz. Çünkü insan kuduzunun yaşam sırasında laboratuvar tanısı özellik taşır ve kullanılan materyale göre sonucun anlamı değişebilir.
Bitlis vakasını bu nedenle hatırlıyorum.
2022'de Bitlis-Adilcevaz'da köpek teması sonrasında kuduz gelişen Mustafa Erçetin Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesine sevk edilmişti.
O olayda sistem yalnızca hasta çocuğa bakmadı.
Filyasyon yapıldı. Başka çocuklar bulundu. Araştırma 18 köyde 19 okul ve 1.960 öğrenciye kadar genişletildi.
Hacettepe de çıkıp kamuoyuna ayrıntılı bilgi verdi.
Mustafa'nın ilk iki incelemesinin negatif olduğu, üçüncü tükürük örneğinde kuduz virüsünün gösterildiği açıklandı. Diğer çocuğun testlerinin negatif olduğu da söylendi.
O vakada bile hâlâ tartışılması gereken epidemiyolojik ayrıntılar bulunuyor. Aynı dönemde ısırıldığı düşünülen çocuklardan birinde kuduz saptanırken diğerinde saptanmamasının açıklaması temasın niteliği, hayvanların aynı olup olmadığı ve uygulanan profilaksi üzerinden yapılmalıdır. Nitekim Hacettepe, negatif çocuğu ısırdığı belirtilen küçük köpeğin daha sonra canlı görüldüğünü de açıklamıştı. Bu ayrıntı, aynı kuduz köpeğin bütün çocukları ısırdığı şeklindeki yaygın anlatının doğru olmayabileceğini gösteriyor.
Bir başka soru da yıllardır zihnimde duruyor.