Nilhan Osmanoğlu’na göre, bugün bazı kadınlar güçlü görünmek adına erkekleşmek zorunda kalıyor; bazı erkekler ise kendi duruşunu kaybediyor. Bu dengenin bozulması aile yapısını da etkiliyor.
Röportaj yayında
YouTube kanalımda.
Annem, eğer doğan erkek çocuksa,
"Asker olsun büyüsün,
Düşmanları kürüsün"
Diye severdi.
Ona sormuştum:
-Anne kız çocuğu doğarsa ne olacak?
Demişti ki:
-Aslanın dişisi de aslandır.
30 yıl boyunca katletmediği sünni kalmadı. Bu vampir yüzünden kaç kadının ırzına geçildi, kaç masum çocuk şehit edildi, kaç aile hicrete mecbur kaldı, kaç mazlumun ahı arşı titretti!!!
Şimdi Hamaneye şehit diyorlar. Ateşi bol olsun, kendisinden önce nalları diken Kasım Süleymani ile hesap versinler şimdi! İbretlik ders yıllarca tasmalı köpekliklerini yaptıkları İsrail ve Amerika tarafından vazifeleri bitince leşi dünyaya sunuldu! Bunlar için denecek tek şey yaşasın cehennem!
İran büyük ihtimalle Kasım Süleymanide yaptığı gibi Trump’ı arar ve füze atacaklarını haber verir. Malum Truptan izin almadan intikam alamıyorlar ya da bir edit hazırlarlar.
Allahım ülkemize güç versin ve korusun…
Selamünaleyküm
Bügün 22/12/ Recep 2
İşgalin “açlık sona erdi” söylemlerine rağmen, Gazze’de yaşananlar acı bir gerçeği haykırıyor. Sahada gördüklerimiz; açlığın hâlâ bedenleri zayıflattığını, yoksulluğun ise hayatları kuşattığını gösteriyor.
Bugün çadırlarda yaşayan mazlumlara sıcak pirinç ve tavuk yemeği dağıttık. İnsanların bir lokma için yaşadığı çaresizlik, bu sessiz felaketin hâlâ sürdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
https://t.co/YKpTzgA02G
Gazze iyi değil.
Gazze hâlâ aç.
Gazze hâlâ kuşatma altında.
#GazzeİyiDeğil #GazzeHâlâAç #GazzeKuşatmaAltında
Ceddimizden, özümüzden, kendimizden utanmaya memur edildiğimiz son asrı özetleyen bir kare; galip taraf ile mağlup tarafın fotoğrafı.
Soldakiler Vatikan’ın devlet adamları, sağdakiler Türkiye’nin din adamları.
Solda köklerini koruyan batılılar, asırlardır sürdürdükleri geleneğe uygun tarzda Hristiyan kisveleriyle oturuyor. Sağda mukaddesatından, medeniyetinden, kültüründen, dinlediği müzikten, okuduğu ezandan, kılık kıyafetinden, örfünden adetinden cebren uzaklaştırılmış bir milletin din adamları; takım elbiseli, kıravatlı, “biz daha batılıyız” kisveleriyle oturuyor.
Bu çok trajikomik bir fotoğraf, bize sıradan gelmesi sizi yanıltmasın.“Son iki asır yenildik ve bunu kabullendik” fotoğrafı.
Diyanetimizin güzide mensuplarına şahsi bir eleştirimiz yok, her biri muhakkak kıymetlidir, onların kabahatini değil, 1-2 asırlık sapmanın sonucunda acıklı farkı gösteren “fotofiniş” bu. Ama bu neticeyi beğenmemek mecburiyetindeyiz. Keşke böyle olmasaydı, inşaallah bir gün böyle olmaz.
Yalnız öyle böyle darlamamışım milleti. Önünü alamamışlar, öyle darlamışım yani. Bir yerden sonra darlamaz diye beklemişler. Daha da darlamışım. Artık darlamasın demişler. İyice darlamışım. Bekarlarımızın nefreti pek de haksız sayılmaz yani…
Cübbeli Hoca’nın Sağlık Durumunu Merak Edenlere!
Kendisi sabah 09.00’a doğru kalp anjiyosuna alındı, bihamdillâh kalpte bir sorun çıkmadı. Böylece odaya taburcu edildikten sonra cuma namazına çıkmayı düşünürken anjiyo olduğu ayağında çok büyük ağrı, kramplar ve hissizlik oluşunca dört saat kadar narkozun etkisinden olduğunu düşünerek sabrettiyse de daha sonra acıya dayanamayınca, durumu doktorlara bildirdiğinde onlar kendisine: ”Hocam niye bu kadar ağrı çektin, bize bildirmedin!” diyerek saat 14.30 gibi bu sefer ayaktaki tıkanıklık için anjiyoya alındı ve elhamdülillâh ayağa balon yapılarak tıkanıklık açıldı.
Ağrısı kesilen ve hislerine kavuşan hocaefendi “Duâ Kabûl Saati”ni hastaneden yapmak istediyse de iki kere narkoz almasının verdiği yorgunluk ve sonra sol gözünün tansiyonunun 55’e çıkmasının verdiği ağrılar nedeniyle sizinle buluşmaktan mahrum oldu. Daha sonra yine serumlar yapılarak hâlâ göz tansiyonu düşürülmeye çalışılıyor.
Kendisi size duâlar ediyor ve duâlarınızı bekliyor. İnşâallâh Pazartesi akşam Şifâ-i Şerîf dersinde şifâyâb olarak Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem Efendimiz’in mucîzelerini anlatmayı, sizlere de dinlemeyi Allâh-u Teâlâ nasîb eylesin. Âmîn!
Azerbaycan’dan ülkemize dönüş yolunda Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşen C130 askerî kargo uçağında şehit düşen mübârek şehidlerimize Mevlâ Teâlâ'dan rahmet-i vâsi'a ve âlî dereceler niyâz ederim.
Allâh-u Teâlâ peygamberlerden sonra şehidler dışında hiçbir kimse için kabir hayatında maddî mânâda rızıklar ve fizîkî anlamda hayat vaad etmemiştir ki bu da onların cümle evliyâdan üstün olduklarına delâlet eder.
Nitekim Allâh-u Teâlâ: "(Habîbim!) Sakın ha sen Allâh’ın yolunda öldürülmüş olan kimseleri ölüler sanmayasın. Bilakis (onlar gerçek mânâda) dirilerdir, (hem de) Rableri nezdinde rızıklandırılmaktadırlar.", "Allâh’ın (yolunda şehîd olan kimseler), fazl(-u kereminden ve ihsân)ından kendilerine vermiş olduğu (şehitlik şerefi, ebedî hayat ve cennet nîmetleri gibi) şeylerle ferahlanıcı kimseler olarak (sonsuz nîmetlere mazhar kılınmıştırlar)! ...", "(Amellerine karşılık olarak) Allâh’tan (alacakları) büyük bir (sevap) nîmet(i) ve (cemâlini görme gibi) üstün bir fazîletle müjdelenmektedirler, bir de şununla ki; gerçekten Allâh müminlerin ecrini boşa çıkarmayacaktır." (Âl-i 'İmrân Sûresi 169-171'den) buyuruyor.
Yüce Rabbimiz şehidlerimizin kederli âilelerine sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl ve sâlih amellerle, hayırlı uzun ömürlerle yaşayıp cennette cem olmak müyesser eylesin, bizleri de şefâatlerine nâil eylesin. Âmîn!
Gazze, iki senede, 20 binden fazlası çocuk olmak üzere 67 bin 160 masumun öldürüldüğü bir mezarlığa, insanlığın vicdanının diri diri gömüldüğü topraklara döndü.
Gazze’de aşılmadık tek bir ahlaki, hukuki, insanî ve etik kırmızı çizgi kalmadı.
Ahlaki pusulasını kaybetmiş bir devlet, dünyanın gözü önünde Filistin halkını yok etmeye çalışıyor.
Lakin zalimin zulmü arttıkça, soykırıma karşı birleşen yüreklerin sesi de daha güçlü yükseliyor.
Her coğrafyadan; denizden, karadan, havadan Gazze için harekete geçen gönüllüler, karanlığa ışık tutuyor.
Vicdan sahibi herkesi, kalıcı ve adil bir barış sağlanana kadar bu mücadeleye katılmaya, Filistin için tek yürek olmaya davet ediyorum.
İsrail saldırılarında şehit edilen Filistinli kardeşlerimizi rahmetle anıyor, Yüce Rabbim’den sabırla dimdik duran Filistin halkına ferahlık ve zafer niyaz ediyorum. #BitmeyenSoykırımGazze
Muhammed Emin Yıldırım, Mustafa İslamoğlu’nun adamıdır. Sahabe menkıbeleri anlatıp Sünniler’in arasına sızma görevi verilmiştir. İkisi de İran’a çalışırlar. İslamoğlu’nu Suriye’den ilk geli��imde 2011’de deşifre/ifşa etmiştim, M.E. Yıldırım’ı şimdi ediyorum. Paylaşın, bilinsin.
“İsraillileri çıldırttık, bizden nefret ediyorlar, Cumhurbaşkanımızdan nefret ediyorlar
Bize işkence yaptılar, artık sularını içirmeye kalktılar ama içmedik, hiçbir şekilde taviz vermedik
‘Yüzlerinizi asla unutmayacağız, bir gün yine karşılaşacağız’ dedim”
-Ersin Çelik