Uğur Poyraz: İlk günden beri söylüyorum, burada tabiri caizse bir cenaze zamanı kılınıyor.
Herkesi de buna iştirak etmeye zorluyor heyet. Aslında heyetin de bence buna gücü yetmez.
Bunu Ankara'da Adalet Bakanlığı üzerinden, Akın Gürlek ve ekibi üzerinden yürüttüklerine eminim.
#ÇorluTrenKatliamı’nda yitirdiğimiz 25 yurttaşımızı rahmetle anıyorum.
Acıları ilk günkü kadar taze olan ailelerin tek talebi adalettir.
Adalet; ihmali, sorumluluğu ve kusuru bulunan herkesin hesap vermesiyle sağlanır.
Vicdanları rahatlatacak gerçek bir adalet sağlanana kadar ailelerin haklı mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz.
Serbest bırakılan gazeteci Hazar Dost:
"Gece boyu tuvalete çıkarılmadım. Kullanmam gereken ilaçlar verilmedi.
Polisler tarafından fiziksel şiddete maruz kaldım ve yapılması gereken sağlık kontrolü yapılmadı."
Rahip Brunson'ı bir telefonla özel uçağa bindirip gönderen talimat ile bugün İmamoğlu'nu tutuklayan ve CHP’ye butlan getiren talimat aynı yerden geliyor.
Yargının talimatla iş yaptığını tüm dünyaya ilan eden Trump’a kimseden tek kelime itiraz gelmiyor.
Yabancı bir devlet başkanı yargıya müdahale ettiğini söyleyince gururu okşananlar, biz gerçeği söyleyince anında 'bağımsız yargı' masalları anlatmaya başlıyor.
Trump söyleyince sus pus olup vatandaşa karşı efelenmenin mantığı yok.
Burası Eskişehir.
Hamamyolu Caddesi'ne çıktık.
Bir adımı biz atıyoruz, diğer adımı millet tamamlıyor.
Milletle yürüyenlerin yolu yarım kalmaz.
Bu yolun sonu iktidar!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
#SONDAKİKA
Trump, Rahip Brunson olayını hatırlattı:
"Bir rahip Brunson olayı vardı, çok büyük bir vakaydı ve çok da travmatik bir olaydı. Uzun dönemli bir hapis cezasına çarptırılmıştı, ben masum olduğunu inanıyordum. Bazı temaslar kurulmuş, bir noktaya ulaşılamamıştı. Ama ben aradığımda Cumhurbaşkanı onu hemen serbest bıraktı"
https://t.co/ZyP4HV65tL
Avukatları, muhabirimiz Kayhan Ayhan'a gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 'Terör Suçları Soruşturma Bürosu' tarafından soruşturma açılmasına tepki gösterdi:
📌Basın Bürosunun bakması gerekirken soruşturmanın Terör Bürosunca başlatılması açıkça yetki gaspıdır
📌Çalışanı olduğu gazeteye destek çağrısının bile suç isnadı yapılması hukuki bir komedi
https://t.co/i9E2Flv3aq
Bu ne yaaa! Dört polis, manavdan gazeteciyi gözaltına almak nedir!!!
Kayhan ne yapmış olabilir, aylardır her gün İBB davasında aleni yargılamaları takip ederek geçiyor. Duruşmaya giren herkesin gördüğünü, duyduğunu yazıp anlatıyor. Kanser tedavisi gören annesi var, onun her şeyine Kayhan koşuyor. Ömrü hastane sırası Silivri duruşma salonları arası geçiyor. Yapmayın, etmeyin insanları bu kadar mağdur etmeyin.
Kayhan da, Hazar da iyi birer gazetecidir.
#GazetecilikSuçDeğildir
#GazetecileriSerbestBırakın
Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayıyım.
Bunu zihinlerine kazıyacaklar.
NATO toplanıyor yarın Ankara’da.
Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? “Bak, rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı” diyecek?