Bir aynanın yalnızca seni göstermediğini, ona her baktığında yüzünü de biraz değiştirdiğini düşün.
İlk anda rahatsız edici gelecek. Aynanın görevi beni olduğum gibi göstermek değil mi? Neden beni değiştirsin?
İyi ama gelişmenin mecburiyeti değişmek değil mi?
Bir kitap okuduktan sonra dünyaya tam olarak eskisi gibi bakıyorsan o kitap sana ne katmıştır?
Yeni bir şey öğrendiğin halde düşüncelerinin hiçbirinde en küçük bir değişiklik olmuyorsa gerçekten öğrenmiş sayılır mısın?
Bazen tek bir fikir, yıllardır hiç dokunmadan taşıdığın bir düşüncenin en rahatsız edici yerini bulup oraya tornavidayı sokar.
Bir kez gevşettikten sonra da mesele yalnızca o düşünce değildir. Ona yasladığın başka fikirler de yerinden oynamaya başlar.
Hayatımız boyunca zaten böyle değişiyoruz.
Okuduğumuz kitaplar, tanıştığımız insanlar, yaptığımız hatalar, kaybettiklerimiz, aşık olduğumuz biriyle sabaha kadar yaptığımız konuşmalar… Yıllar önce duyduğumuz ve nedenini bile hatırlamadığımız bir cümle…
Hepsi zihnimizde bir şeylere dokunur. Bazıları küçük bir iz bırakır, bazıları düşünme biçimimizi tamamen değiştirir.
Garip olan, bütün bunları hayatın doğal bir parçası kabul ederken değiştiğimizi fark ettiğimiz anda bundan ürkmemiz.
“Ben eskiden böyle değildim.”
Elbette değildin.
Aradan yıllar geçti. İnsanlar tanıdın, insanlar kaybettin, yanıldın, öğrendin, hayal kırıklığına uğradın, fikrini değiştirdin.
Bütün bunların içinden geçip diğer taraftan tamamen aynı insan olarak çıkman daha tuhaf olmaz mıydı?
Belki de değiştikçe kendimizden uzaklaşmıyoruz.
Belki insan bazen ancak değişerek kendisine yaklaşır.
Çünkü iyi bir ayna yalnızca nasıl göründüğünü göstermez. Daha önce yüzünde fark etmediğin başka bir şeyi de gösterir.
Bazen bir kitap o aynadır. Bazen bir insan. Bazen bir kayıp. Bazen de yıllardır doğru bildiğin bir şeyin yanlış olduğunu fark ettiğin o birkaç saniye…
Hepsine bakmadan önce başka biriydin.
Baktıktan sonra başka biri.
Belki mesele aynaya baktığında yüzünün değişmesi değildir.
Asıl korkutucu olan, yıllarca onlarca aynaya bakıp yüzünün hiç değişmemesidir…
İnsan gün gelir Allah'tan dualarla istediğini, yolun ayrılırken bile Allah'a emanet etmek istediklerini Allah'a havale eder, anılırı izleri siler, kalbini toplar, yoluna devam eder...
Ülkenin Cumhurbaşkanı ; “Muhalefetin bizi kötülemeyi bırakması lazım” paylaşımı yaparken , o sırada bir kuş yangını gagasıyla söndürmeye çalışıyordu..
#istanbulyanıyor#harmancıkyanıyor
https://t.co/f8lHbYzoRm
2023'te Arjantin ölüyordu!
- Merkez Bankası'nın 12 milyar dolar borcu vardı
- Yoksulluk oranı %50'ydi
- Enflasyon %242'di
Sonra Javier Milei Başkan oldu.
12 ay içinde, şimdiye kadarki en büyük ekonomik dönüşümü gerçekleştirdi.
Nasıl mı...?!
Bursa'ya verdiğim sipariş Tekirdağ'dan yola çıktı ordan İstanbul'a geçti şimdi de Antalya'daymis. Evden kaçmış gibi hunharca şehir şehir geziyo (kıskandim 🥲)Canın isterse Bursa'ya da bi uğra 😅 #trendyol
Sorunları iyi niyetle çözmeye çalışan insanlarla; sokakta veya trafikte bir sorunla karşılaştığında sakinliğini koruyanlar aynı insanlar.
Sorunu çözmekle ilgilenmeyip direk öldürmeyi seçenlerle; sokakta veya trafikte kavga eden, şiddete başvuranlar da aynı insanlar.
Sokak köpekleri sorunu, öldürme kararı almadan da çözülebilirdi. Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü derken yaratana sormadan yaratılanı öldürme fikri, samimiyetlere şüphe düşürür.
Bugün sen doğayı öldürürsen, yarın da doğa seni öldürür ve inanın bu, insanın kazanabileceği bir savaş değil.
İnsanlara yapmaları gereken bir şeyi yapmadıkları için tepki gösterdiğimde hatalarını anlamak yerine zaten yapılmayan şeyi yapmayacağım diye akıllarınca cezalandırmakla tehdit etmeleri kadar beni yoran bişey yok şu hayatta... Sktn gidin hepinizde