@samiltayyar27 Vay Tayyar efendi bu payını okuyunca bir anda bir kürd olarak bu ülkede kendimi 1.sınıf vatandaşı sandım zaten size göre cehenneme çevirdiğiniz bu ülkede yine sizler mağdursunuz bu ülkede saydıkların olmuş ya ama bedelini sormuyorsun bu Antep'te kurulan feto borsasına benzemez
Ne umduk ,ne bulduk değil mi ? Komik bir özetle: "Top bizdeydi, şut bizdeydi, istatistik bizdeydi; puanlar Avustralya'daydı" ne yazık ki !!!
Şu dev aynası ve hilal bıyık kompleksinden kurtulsak mı?
T24’de değerli basın emekçilerinin konuğu olarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamaya, tutumumuzu ifade etmeye çalıştım. Karşı karşıya olduğumuz medya ambargosu koşullarında bu imkanı veren gazeteci dostlara teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, röportajda düşüncelerimi tam olarak aktaramamış olduğum bir kısmı da düzeltmek isterim.
Anadil konusundaki hassasiyeti kamuoyunca malum bir devrimci olarak şöyle başlayayım:
“Birîndar birîna xwe dizane.”
Belki sözümün maksadını yeterince anlatamamışımdır, bu nedenle varsa incinen Kürt emekçi kardeşlerime üzüntümü ifade etmek isterim. Ancak bu memlekette herkesin şahidi olduğu; birlikte yaşam, barış ve özgürlük mücadelesindeki ısrar ve kararlılığımızı uzun uzun anlatmayı da zul sayıyorum. O nedenle kastımı açmakla yetineceğim.
DEM Parti ile alakalı soruya verdiğim cevapta söylemek istediğim şudur: Kürt hareketi, önümüzdeki seçimlerde özel olarak kendi özgün siyasal perspektifini ve programını temsil eden bir aday çıkarma tercihinde bulunabilir. Bu az veya çok bir olasılıktır ve elbette meşrudur.
Bununla birlikte; pek çok başlıkta dayanışma içinde olduğumuz DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.
Sözlerimin kastı bundan ibarettir.
Ülkemizin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın inancının, etnik kökeninin veya anadilinin partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
Bu söyleşiyi vesile olarak görüp, Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini bozmaya çalışanlara ise söyleyecek tek sözüm var:
Denizler’in “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi” dediği yerdeyiz, bir milim sapmayız.
#SON DAKİKA Trabzon'da otobüsün önünü kesen şahıs, geri adım atarak Diyarbakır halkından özür diledi!
📌Trabzon’da üzerinde Amedspor yazısı olan yolcu otobüsünün önünü keserek tepki çeken şahıs, yayınladığı videoyla geri adım attı.
Provokasyona geldim, fevri davrandım"
#SON DAKİKA Trabzon'da otobüsün önünü kesen şahıs, geri adım atarak Diyarbakır halkından özür diledi!
📌Trabzon’da üzerinde Amedspor yazısı olan yolcu otobüsünün önünü keserek tepki çeken şahıs, yayınladığı videoyla geri adım attı.
Provokasyona geldim, fevri davrandım"
Aile kavramını cehalet olarak lanse edip içini bosaltmaya çalışan , her seferinde türk solu kuyruğuna takılan kendi halkını aşağılayan iyi parti miydi
"Siz hindistandan gelen bir çingene kavmisiniz"diyen Kemalistlere Kürtleri monte etmeye çalışan kimdi !?
Gerçeklerle yüzleşelim
Biz Kürtler kendimiz dışında herkesi suçlu göstermeye mahir bir halkız
Yıllardır kendini tekrarlanan olay ulgulara rağmen , kendimiz dışında maşallah herkesin eksiğini görüyoruz!
Ama Kürtlerden biri ağzını açtığı zaman, bu yanlıştır, dediğinde ya hain ya cahil oluyor,
kendi halkı tarafından görmediği hakaret kalmıyor.
Yahu bu zatı Kürtlere seçtiren CHP mıydı yoksa ak parti mıydı !
E.kürkçüyü onursal lider ilan eden MHP mıydı!
Kürtlerle alakası zerre kadar olmayan LGBTi meselesini bu halka dayatan, pankartlarını Kürt anlarına taşıtan kimdi !?
@Narcosiamaksos@sukranakt Bu ülkenin en büyük sorunu kürf sorunu ve ülkenin başına 100 yıldır çöreklenmiş Kemalizm sorunudur bunlar çözülmeden halk yoksulluk ve derin ekonomi kriz yaşar.
S Demirtaş, O Kavala, C Atalay ,T Kahraman ve F Yüksekdağ'ın bitmeyen tutukluluklarından KHK mağduriyetlerine; askeri öğrencilerden Cumartesi Anneleri’ne kadar adalet duygumuz paramparça. Üstelik bu çürüme sokaklarda En büyük tehlike ise toplumun bu adaletsizliği kanıksamasıdır.
Türkiye’de adalet, hukuk ve vicdanın birlikte işlediği bir mekanizma olmaktan çıkıp derin bir "belirsizlik fırtınasına" dönüştü. AYM ve AİHM kararlarının hiçe sayıldığı bu düzende, hukuksuzluk artık doğrudan toplumsal bir şiddet haline geldi.
@UfukUras Koruyucu milliyetçi veletleri burda yorum yapmışlar soytarılar kim dem derse vu soytarılar karşı atağa geçerler ufuk bey zaten önce dem vekildi akıl mendolar
ERKAN BAŞ, HEM DE NE BAŞ
Hep diyorum, biz Kürdler, fosilleşmiş Antik Türk Solcularının Sosyal Güvenlik Kurumu olduk. Bir köyde Muhtar seçemeyecek durumda olan müflis Türk solu, Kürdlerin oyları ile Milletvekilliğinden emekli olup rahata eriyorlar.