Nasıl bir korku, nasıl bir paniğin içine düşmüşse artık…
Sözde “Adalet” bakanı, devam eden İBB davasıyla ilgili hüküm veriyor.
Muhittin Böcek’e iftiracı ol diye teklif, baskı, şantaj yaptığını kendi itiraf ediyor.
Belgelere cevap verirken e-devletten aktif-pasif taşınmazları göstermek yerine, hızla sattıklarını gizlemeye kalkıyor.
Bana atmaya kalktığı iftiraya, "Bir cevap verecek misiniz?" diye soranlar için:
Ben o cevabı, beş ay önce verdim.
🚨 KIYAS HABER ÖZEL
İstanbul FSM Hastanesi’nde görevli bir genel cerrahi asistanı, toplam 33 saat çalıştırıldıktan sonra aracıyla eve giderken direksiyon başında uyuyakaldı ve kaza geçirdi.
🔴 Asistan hekim, 24 saatlik zorunlu nöbetin ardından mesaiye devam ettirildi. Nöbet ertesi çalışmanın, 2021 yılında Dr. Rümeysa Şen’in benzer bir kazada hayatını kaybetmesinin ardından yasaklandığı biliniyor.
@mckinley_1776 Aşısı olup olmadığı bilinmeyen sokak kedisiyse en son kuduz proflaksisinden sonra 6 ay koruyuculuğu oluyo 6 ayı geçtiği için tekrar kuduz aşılama programına girmesi gerekir
Ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine adeta tüm tarım bölgelerinde meydana gelen zirai don felaketi, başta meyve ve sebze olmak üzere, çok geniş ölçekteki ekili ve dikili alanlarda büyük zararlara neden oldu.
Tüm üretim masraflarını yapmış olan çiftçimizin ürün gelirinden yoksun kalması, üretici ve üretimin devamlılığı açısından büyük bir sorun teşkil etmektedir.
Bunun yanında, dünyada tarımın başladığı bereketli topraklara sahip ülkemizin, yıllardır uygulanan yanlış politikalar nedeniyle zaten gıda enflasyonunda dünyada ilk üçte bulunduğu bir süreçte, yaşanan felaket üretimin radikal biçimde düşmesine ve fiyatların daha da artmasına yol açacaktır.
Bu zararların en aza indirilmesi ve üretimin devamlılığının sağlanabilmesi için, etkili önlemlerin acilen devreye sokulması zorunludur.
Bu çerçevede, sigorta kapsamındaki ürünlerde hasar tespiti ve ödemeler gecikmeksizin gerçekleştirilmeli, kapsamda olmayan ürün ve üreticiler için başta Tarım Bakanlığı ve ilgili tüm bakanlıklar olmak üzere Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tüm imkanlarını seferber etmelidir.
Aklım da, gönlüm de kırda ve kentte dar gelirleriyle yaşama tutunmaya çalışan kardeşlerimizdedir.
Geçmiş olsun Türkiye’m..
AK Parti ve MHP’ye oy veren vicdanlı kardeşlerime sesleniyorum. Her fırsatta dinden ve vicdandan bahsedenler, mübarek Ramazan’ın bir İftar vaktinde 31 yıllık diplomamı iptal edip, aynı günün gecesinde bir sahur vaktinde gözaltına aldılar.
Göreve geldikten sonra İBB’ye 1200 müfettiş geldi, her işlemimiz didik didik edildi. Attığımız her adım, aldığımız her nefes yakından takip edildi. Yıllardır gelmeyen bütün müfettişler İBB’de kamp kurdu, İBB Meclisi bizi devamlı denetledi, bir grup medya her gün açık aradı. İhaleler dahil bütün iş ve işlemler anında basına yansıtıldı ve tüm detaylarıyla paylaşıldı.
Allah’a hamd olsun ki hepsinden tertemiz çıktık, hiçbir usulsüzlük bulunmadı.
Millet her şeyi gördü, bildi ve 3. kez 1 milyon oy farkıyla bizi seçti.
Her şey ondan sonra başladı.
Belediyeden iş alamamış bir grup ve onlarca suç kaydı olan bazı insanların şikayeti ile harekete geçildi. Bunlara gizli tanık iftiraları eklendi ve buradan aklın almayacağı bir suçlama oluşturuldu. Bir torba uydurdular içine akıllarına gelen her şeyi attılar.
Şimdi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali hakkımızda yalan haber bombardımanıyla üste çıkmaya çalışıyorlar. Ciddi herhangi bir suç bulunamayınca insanları arayarak “gizli tanık”, “yalancı şahit” olmaya zorluyorlar. Yazık çok yazık.
Bizim Allah’a şükür veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Kumpas aklıyla hareket edenler eninde sonunda kaybeder ama bu arada olan güzel ülkemize oluyor.
Diplomam bir günde iptal ediliyor, kaç kuşaktır alın teriyle emekle biriktirdiğimiz tüm mal varlığımıza apar topar el konuluyor, haysiyet çiğneniyor.
Bir gün herkesin kapısını çalabilecek bu hukuksuzluğa evlatlarımız ve geleceğimiz için dur demeliyiz. Kendine ait olmayan koltuğu korumak adına her yolu mübah gören anlayışa dur demeliyiz. Ahlakı, hak ve hukuku korumanın partisi olmaz.
Ben bu ülkenin her görüşten insanının sağduyusuna güveniyorum. Herkesin milli iradeden yana olduğuna hiç şüphem yok. Haktan ve hukuktan nasibini almamış bir avuç insanın bu ülkeye yaşattığı zulmü artık durdurmamız gerekiyor. Seçimler gelir geçer, o parti gelir, bu parti gider ama kalıcı olan hakka ve hukuka olan güvenimizdir.
Herkes için, her zaman adalet.
Değerli Yurttaşlarım,
Size Silivri’den yeni adı ile Marmara Ceza İnfaz Kurumunda kaldığım B-43 no’lu hücremden sesleniyorum. Bu hücrede 67 günden bu yana Öcalan için rehin tutuluyorum. Cumhur İttifakı ile Öcalan arasında bir görüşme süreci yürüyor.
Erdoğan ve Bahçeli bu süreç devam ederken benim Zafer Partisi’nin başında mitingler düzenlememi istemediler. Ve ben Erdoğan’a hakaret suçlaması ile gözaltına alındım. Ama 2 ay önce gerçekleşen Kayseri olaylarını kışkırtmak suçlaması ile İstanbul Başsavcılığı tarafından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildim ve tutuklandım. Ve şimdi düşman ceza hukuku uygulaması ile en üst cezayı alsam bile yatarı olmayan bir suç iddiasından dolayı bu 6 adımda sonuna gelinen hücrede hapisim.
Ancak siz benim suçsuz olduğumu, siyasi bir kararla tutuklandığımı biliyorsunuz. Ve sizin sevgi ve desteğiniz emin olun Silivri’nin kalın duvarlarını delerek hücreme kadar ulaşıyor.
Bu hücrede en güzel anları genç kardeşlerimin mektuplarını okurken yaşıyorum. Onların mektuplara dökülen gözyaşları, satırlara dökülen sevgileri kalbimi ısıtıyor, bana güç veriyor. Sevgili genç kardeşlerim dualarınız benim için güç kaynağı.
Silivri cezaevinin hemen dışında Zafer Partili kardeşlerimin kurduğu ve karda, fırtınada, yağmurda boş bırakmadığı Zafer Otağ’ı da benim için ayrı bir güç kaynağı.
Zafer Otağı’nda baskılara, tacizlere direnenler oradan adeta “Kar, fırtına, bora sükûn bulacak, sana bölücüler, sana emperyalistler selam duracak” mısralarını haykırıyorlar.
Size ne kadar bir süre buradan seslenmek zorunda kalacağımı bilmiyorum ama bu ilk seslenişimi “Zafer Büyük Türk Milletinin olacaktır” haykırışı ile bitirmek istiyorum.
@tibbiyelisozluk Orda yeşilde çalışan doktor düzgün çalışamıyo malesef metro sırası gibi yoğunluk var hasta hayıflanmaları hızlı hasta bakısı yapmaya çalışırken bir taraftanda sözde triaj adı altında sıra verilen hastalar birbirlerini geçmeye çalışıyor sistem error veriyo
@tibbiyelisozluk Genel sistem hatasının dışında hasta orda yere düştüğü an muhtemel VF arrest oldu eğitimli personel ve ekip olsaydı yerdeyken hemen eline pulse takılıp nabız bakılıp hızlıca alana götürülüp monitorize edilip oksijen desteği kan şekeri kontrolü güvenlik çemberine alınabilirdi.
@tibbiyelisozluk Bu hızlı müdahale ile nöbet,Mi,malign artimi,hipoglisemi,svo gibi ciddi tanılar hem hızlı dışlanmış olur hem de hasta güvenlik çemberine alındığı için etkin müdahale edilmiş olur.
@tibbiyelisozluk Bu hızlı bakı yapıldığında monitörde muhtemel VF arrest olduğu teyit edilip cpr protokolü başlanırdı. Bu acil servis yönetim ekip işi olan bi durum burda sistemi en baştan dizayn etmek lazım
🚨 Ayşe: "Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kol uyuşması, göğüs ağrısı ve kalp krizi şüphesi ile eşimle yürüyerek gittik.
🗣️ Aciliyetimizi defalarca söylediğimiz hâlde EKG dahi çekilmedeği gibi hekimlerden azar işittik.
🫀 Kimse ilgilenmeyince 'Tek çaremiz beklemek' diyerek, beklemeye başladık.
🚨 Eşim bu esnada yere yığıldı ve yüzüstü bir şekilde güvenlikler sedyeye koydu.
🗣️ Eşim sedyeye yüzüstü konduğu hâlde hiçbir hekim dakikalarca eşime temas dahi etmedi.
💉 Daha sonrasında eşime 'Diyazem' denen kalp durdurucu etkisi olan bir iğne vurularak durmuş olan kalbi tamamen dönülmez bir yola konduğunu öğrendim
📸 Kamera görüntülerini ve epikriz raporlarını aldığımızda daha da şoke olduk.
💢 Biz hastaneye yürüyerek ve kalp krizi olduğundan şüphelenerek gittik.
🗣️ 37 yaşında 2 küçük çocuğu olan eşim Gaziantep Şehir Hastanesi'nde öldü. Çocuklarım her gün ağlıyor. Lütfen sesimiz olun sorumlular bulunsun."
‘Abi instagram yasağı için yok mu cümlen?’ diyorlar. Olmaz mı be gülüm? İnstagramın dünya rekorunu bir buçuk senedir elimde tutuyorum, nasıl olmasın? Canım instagramım… Şahsi hesabımı takip etme teveccühünü gösteren 6.7 milyon insana ulaşıyordum. Ayrıca BabalaTV ve Babalayka hesaplarıyla erişebildiğimiz 2 milyonun üzerinde insan vardı instagramda. Yaptığımız projeleri tanıtıyor, sayısız yardım yapıyor ve elbette büyüyen ekibimize kaynak sağlayan iş birlikleri ile ayakta durmaya çalışıyorduk. İşimizden kazandıklarımızı bir sonraki işimize harcadığımızı, işlerimiz daha büyük, daha iyi olsun diye çabaladığımızı da herkes bilir. Youtube gelirlerimizi bağışlayıp, instagram gelirleriyle ayakta dururuz diyordum… Sistemimizin göbeğine bomba yemişiz, nasıl yazmayayım? Her şey bir yana, keşfet bölümünde gezinip tatile çıkanları kıskanıyor, birbirinin arkasından konuşan insanların sarılırken foto paylaştığını görüp gıybet yapıyordum. Elin gavurunun teknolojilerine hayret ediyor, DM özelliğiyle heyecansız özel hayatımı diri tutuyordum. Gezelim görelim denen şeyin, görelim kısmıyla yetinip dağa ormana layk atıyor, tipsiz sıfatımı cilt efektiyle boyayıp, sokakta atamayacağım havayı sosyal eşrafa atıyordum. Küçümsemeyin. Kısıtlı sosyal yaşamda bunlar hayat kurtarır. Ben biraz işkolikimdir, bana çok iyi geliyordu. Çok üzgünüm elbette ama o kadar. Ötesine geçip şikayet etmeyeceğim. Neden edeyim? Her yasağı sinesine çekebilen sinesi geniş kalabalıkla mı uğraşayım? ‘Oooo kıçını başını gösteren bir sürü influencer işsiz kaldı hahahaha’ yazana mı dert anlatayım? Sırf ilgi görmüyor diye ilgi görene saldıranlarla mı kapışayım? 10 yıldır anlatıyorum, kapışıyorum. Milyar izlenmeye ulaşmışım. Neye yaramış? Bin tane dava, bin tane iftira, milyonlarca hakaret yemişim. Canım sağ olsun, küstüğümden falan yazmıyorum bunları en azından denedim. Sadece soruyorum, neye yaramış? ‘Abi instagramı kapatamazlar!’ Öyle mi ciğerim? Dur sana bir soru daha sorayım. Sence ne isterler de yapamazlar? Mesela halk onlara hangi konuda geri adım attırabilir? Eğitim sistemini değiştirseler, adalet sistemini değiştirseler, ekonomik sistemle oynasalar, orduyu baştan dizayn etseler, milli bayramlara ayar çekseler, andımızı kaldırsalar, Türkçe bilmeyenler geleceğimize oy atsalar, tarihi yeniden yazsalar mı? Bunları geç, çok geç. Varsa bilmediğim başka bir kırmızı çizginiz yazın da bileyim. Her neyse… Bu ve bunun gibi sebeplerle artık şikayet etmeyeceğim siyasetçileri, üzgünüm deyip geçeceğim. Çünkü benim şikayetçi olduğum şey biziz. Suç onun bunun, şu partinin bu partinin değil, bizim. Halen ‘Abi ses çıkart! Abiii!’ mi diyorsun azizim? HÖÖÖYYYT! Al sana ses.
Tüik'e göre uzman doktor ücreti 34 TL, kira 6 bin TL, yurt 457 TL
"Doktora nasıl 34 TL yazarsınız?
Efendim, devlet hastanesi doktorları ortalamayı düşürüyor"
Bu kadar da olmaz dediğimiz noktadayız
Pes
@Alaattin_Aktas üstad yine harika bir nokta yakalamış
https://t.co/rQHSOF7SjU
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşanan soykırım karşısında ‘Uçak Benzini ve Jet Yakıtı’ başta olmak üzere, Türkiye’den İsrail’e sevk edilen 50 maddeye kısıtlama getirilmesi bugüne kadar çocuk katili Siyonist rejim ile yapılan ticaretin boyutunu, olayın vehametini açıkça gözler önüne sermiştir.
Aziz milletimizin bu konudaki hassasiyetinde ne kadar haklı olduğu görülmüştür.
Özellikle de Gazze katliamlarında kullanılmış olması kuvvetle muhtemel olan ‘Uçak Benzini ve Jet Yakıtı’nın Türkiye’den gönderilmiş olması tam bir felakettir.
Diğer taraftan bu karar 35 bin masum insan katledildikten sonra alınmış, son derece geç kalınmış bir karardır.
Hükümet’in sadece bu ilan edilen 54 madde ile yetinmeyip, diğer tüm ticari alanlarda da İsrail’e yönelik kısıtlama getirmesi, İsrail’i füze saldırılarına karşı korumak için kurulmuş olan Malatya Kürecik Radar Üssü’nün kapatılması ve İncirlik Üssü üzerinden İsrail’e yönelik muhtemel silah ve mühimmat sevkiyatının da durdurulması konusunda önleyici tedbirleri acilen alması gereklidir.
Ayrıca İsrail’e Türkiye üzerinden sevkiyat yapması muhtemel diğer ülkelere karşı gerekli önlemleri alarak tüm hava sahamız, karayollarımız ve denizlerimiz üzerinden İsrail’le ticarete izin verilmemesi gerekmektedir.
Türkiye öncülüğünde D-8 ülkeleriyle acil olağanüstü toplantı yapılarak İsrail’e yönelik kapsamlı önleyici tedbirlerin alınması da sağlanmalıdır.
Bütün bunlarla birlikte, 2004 yılının Haziran ayında ABD’nin Georgia eyaletinde yapılan G-8 zirvesinde ABD'nin, 'Genişletilmiş Büyük Ortadoğu' projesi kapsamında ortaya koyduğu: "Demokrasi Yardım Diyaloğu"nun eş başkanlığı ve “Ilımlı İslam” kavramının sözcülüğü görevlerini üstlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın bu görevlerini bir an evvel iade etmesi de milletimizin arzusudur.