Paylaşmış veya beğenmiş olmam; tamamen okuduğum, kabullendiğim, onayladığım anlamına gelmez. Paylaşım ve beğenilerim kendime arşiv oluşturma amaçlıdır.
🔴 Tibet'teki Sakya tapınağının devasa duvarının (60 metre uzunluğunda, 10 metre yüksekliğinde) arkasından, 84.000 cilt saklı kitap keşfedildi.
Literatürün içeriği yaratılış , din, astronomi, takvim hesaplamaları ve tıp gibi alanları kapsıyor ve 10.000 yıldan fazla insanlık tarihini içerdiği söyleniyor.
➖Avrupa Parlamentosu’nun;
➖Geçen ay kabul ettiği raporda Türkiye aleyhine çok ağır eleştiriler yer alırken,
➖8 Temmuz 2026’da Strazburg’da yapılan genel kurul oylamasında yeni bir karar daha kabul edildi.
🖊Kararda özetle;
➖1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı "Türk işgali" olarak nitelendiriliyor.
➖Türk askerinin adadaki varlığı "devam eden bir işgal" olarak değerlendiriliyor.
➖Ada sakinlerinin zorla yerlerinden göç ettirildikleri, bu nedenle psikolojik travma yaşadıkları ve uzun vadeli sosyoekonomik zararlar gördükleri vurgulanıyor.
➖Ve tüm bunlar için tazminat talep ediliyor.
➖Son derece ağır bir ön yargı ile hazırlanmış ve kurgulanmış bu raporu şiddetle reddediyoruz.
➖Türkiye’nin, Avrupa Parlamentosu’nun aldığı bu kararı kınamakla kalmayıp, güçlü ve kararlı "karşı bir hamle yapması" gerektiğine inanıyoruz.
☀️Konuyu bir soru önergesi ile TBMM gündemine taşıdık.
📌Gagavuzya'da neler oluyor?
⚠️Moldova Anayasa Mahkemesi, Gagauzya Halk Meclisinin yerel seçim organını oluşturma ve güvenlik ile adalet kurumlarının bölgesel yöneticilerini atama yetkisinin olmadığına hükmetti.
Bu ne demek?
‼️Gagauzya artık ÖZERK DEĞİL demek.
📌Oysa ki 1994 antlaşmasına göre;
⏩Gagavuzya kendi Anayasası, parlamentosu (Halk Meclisi), bayrağı, marşı, arması ve bölge başkanı bulunan özerk bir cumhuriyettir.
⏩Siyasi olarak Moldova'ya bağlıdır, lakin içişlerinde özerktir.
📌Gagauz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilk olarak 1989'da, ardından Ağustos 1990'da ilan edildi ve Gagauzya'nın özerk statüsü anayasal güvence altına alındı. 1991 sonunda SSCB'nin resmen dağılmasıyla birlikte Gagavuzya, Bağımsızlığını ilan etti, Moldova ile silahlı çatışmalar başladı.
Bunun üzerine yukarıda bahsettiğim 1994 antlaşması yapıldı ve Gagauzya Moldova'ya bağlı özerk bir cumhuriyet haline geldi.
📌Şimdi Moldova, Gagavuzya'nın içişlerine müdahil olarak Gagavuz Türklerinin Özerklik hakkını tanımadığını Dünyaya ilan ediyor.
Moldova'nın müdahalesi hukuksuzdur.
📌Aynı Moldova, geçen sene Gagavuzya Özerk Yeri Başkanı Evghenia Gutul'a (Yevgenia Gutsul) 7 yıl hapis cezası vermişti, Yevgenia Gutul neredeyse 1.5 yıldır Moldova Hapishanelerinde tutuklu durumda.
⚠️Ne yazık ki Dışişleri Bakanlığımızın bu konuda hiçbir açıklaması olmadı şimdiye dek.
Filistin'de, Kudüs'te, Gazze'de, Suriye'nin herhangi bir yerinde yaprak kımıldasa hemen açıklama yapan Bakanlık, Gagauz Özerk Yeri konusunda sessiz?
Siz hayırdır? Sizin ilgi alanınız sadece Ortadoğu mu? Ya da bu devlet Sünni İslam Devleti mi?
‼️Türk Devleti'nin Dünyada yaşayan Türk Soylu insanlarla ilgilenmesi yasal zorunluluk ve görevdir. Dışişleri Bakanlığının bu tepkisizliği Türk Devlet teamüllerine bir başkaldırıdır, saygısızlıktır.
Avrupa'da bulunan bir Türk Devleti yok edilmek, yutulmak isteniyor. Türkiye ise sessiz...
📌1989-1994 yılları arasında yaşanan olaylarda Türkiye sahadaydı Gagavuzların yanındaydı, mücadelesine gayriresmi de olsa destek oluyordu.
Peki ya bugün neden sessiziz?
#Gagauzya #Moldova #cumartesi #tarih #coğrafya #Gagavuzya
Sudan, sanılanın aksine Mısır’dan daha fazla piramide sahip.
Antik Nubya medeniyetleri, Sudan topraklarında 200’den fazla piramit inşa etti. Mısır’daki bilinen piramit sayısı ise yaklaşık 118.
Tarihin en büyük yanılgılarından biri: Piramitler yalnızca Mısır’a ait değildir.
KURTULUŞ SAVAŞI ve MİLLÎ MÜCADELE
Herkes tutturmuş Millî mücadele mi kurtuluş savaşı mı denmeli?!
Topraklarınız düşman tarafından işgal edilmişse ve esarete düşüp kurtarıldıysan, buna kurtuluş mücadelesi denir. Dolayısıyla verilen bu mücadeleye kurtuluş savaşı denir. Kurtuluş için ölümü göze alarak bir araya gelenlerin millî ruh ve şuurla yürüttükleri, düşmandan ülkeyi temizleme idealine ise milli mücadele ruhu denir.
Söz gelimi Adana ve Antep gibi şehirlerimizin ve Anadolu’nun düşmandan kurtarılması bir kurtuluş savaşıdır. Ve haklı olarak kurtuluş bayramları kutlanır. Haliyle buna bağlı olarak, kurtuluşu sağlamak uğruna, hayatlarını hiçe sayarak, düşmandan yurdu temizlemek gibi yüksek idealde birleşenlerin eylemlerine de millî mücadele denir.
Millî mücadele sadece savaş ortamıyla alakalı değildir. Nitekim Millî Eğitim Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı bunun örneğidir. Bu bakanlıkların faaliyeti kurtuluş savaşı olarak nitelendirilmez. Yani ülkenin geleceği için verilecek ve o ülkenin ve o ülkede yaşayanların, yani topyekün milletin mutluluğu ve varlığının devamı için çok önemli olan eğitim ve savunma çalışmaları, millî bir mücadeledir.
Dolayısıyla kurtuluş savaşı ile millî mücadele birbirinden ayrılmaz iki kavramdır.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın bunu göz önüne alması gerekmektedir. Osmanlı Devleti başkenti düşman eline geçmiş, İngiliz, ABD mandasının konuşulduğu bir dönemde, padişah onların elinde esir duruma düşmüş, Cuma namazına bile İngiliz subayının izniyle giderken, Kurtuluş Savaşı tabirinden vazgeçmek, adında Millî kelimesi olan bir bakanlığa yakışmaz ve derhal düzeltilmesi gerekir.
31 yıl önce bugün Avrupalı devletlerin gözetimi ve sözde koruması altında Soykırımı aratmayan Boşnak katliamı yapıldı.
11 Temmuz 1995 Srebrenitsa Katliamı Avrupa yakın tarihinin en alçak kumpası, yüz karası ve insanlığa ihanetidir.
Önlenebilecek bir katliam BM ve Hollanda Barış Gücü K. Alb Karremans tarafından adeta görmezden gelinmiştir. Bu görmezden gelmenin temel amacının 1998 baharında BM kararı olmadan Sırbistan'a NATO müdahalesi için dünya kamuoyunda alt yapının hazırlanması olduğu yıllar sonra ortaya çıkmıştır.
ABD'ye NATO ve AB’ye güvenmek tam da budur. 8373 can bugün de yüreğimizi dağlıyor.
BM Genel Kurulu 23 Mayıs 2023 tarihinde 11 Temmuz’u Srebrenitsa Soykırımını Düşünme ve Anma günü olarak kabul etmiştir. Ancak aynı BM, Gazze’de, Batı Şeria ve Lübnan'da bugün devam eden soykırımı önleyemiyor.
Bu tarihi gün dilerim NATO, ABD ve AB'ye bel bağlayan mandacılara ders alacakları bir örnek olur. Katliamda hayatını kaybeden tüm Boşnak kardeş ve akrabalarına rahmet, Hayatta kalan yakınlarına sabır diliyorum.
Yıllardır bu videoyu ararım.
40k yıl önce yok olduğu söylenen neandartel fosiliyle doğrudan bağlantılı tek kişi orta asyadaki Türkler.
Amerika'nın yerlileri, direkt Türkle aynı kök.
Orta Avrupa ve Kuzey Avrupa direkt bizden geliyor.
🇹🇷 “Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir.
Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır.”
Mustafa Kemal Atatürk
6 Mart 1922
BATI TARİHİNİN "MED" DEDİĞİ KAYANİLER HANEDANLIĞININ TÜRK SOYU VE ALPER TONGA BAĞLANTISI
Batı tarihçilerinin "Med İmparatorluğu" olarak adlandırıp dünyaya tanıttığı devlet, Doğu dünyasının (Arap, Fars ve eski Türk) tarihi kayıtlarında "Kayaniler (Keyaniler)" adıyla geçer. Bu iki isimlendirme aslında tamamen aynı devleti ve aynı kralları anlatır. Doğu kronikleri, bu hanedanlığın Pers (İran) soyundan olmadığını, doğrudan Türklerin ulu atası Alp Er Tonga (Afrasiyab) ile akraba, müttefik ve aynı kökten gelen bir Turan (Türk) soyu olduğunu çok net ayrıntılarla ortaya koyar.
Bu tarihsel gerçeği daha anlaşılır kılmak için Doğu kaynaklarındaki somut örnekleri, soyağaçlarını ve belgeleri şu şekilde detaylandırabiliriz:
1. Kayaniler (Medler) Kimdir ve Doğu Kaynaklarında Nasıl Geçer?
Batı dünyası, kendi dillerine uygun olarak bu halka "Med" (Median) demiştir. Ancak bu devletin hüküm sürdüğü topraklarda yazılan el yazmalarında ve İslamiyet’in ilk dönemindeki devasa tarih kitaplarında bu isim kullanılmaz.
Aynı Krallar, Farklı İsimler:
Batılı tarihçilerin "İlk Med Kralı" dediği Deioces, Doğu kaynaklarında Kayaniler hanedanlığının kurucusu olan Keykubad'dır. Batılıların en güçlü Med hakanı olarak yazdığı Cyaxares ise Doğu kroniklerinde Keykavus olarak geçer.
İslam Tarihçilerinin İtirafı:
İslam dünyasının en büyük tarih otoritesi kabul edilen Taberî (Tarih-i Taberî / Milletler ve Hükümdarlar Tarihi) ve ünlü tarihçi Mesûdî (Mürûc ez-Zeheb), Kayaniler hanedanlığını Perslerden (Ahamenişlerden) tamamen ayrı bir yere koyarlar. Taberî, bu hanedanın şeceresini (soyağacını) çıkarırken, onların Pers ırkına mensup olmadığını; Hazar Denizi'nin kuzeyinden, yani Orta Asya bozkırlarından gelen Turan/Türk kavimleriyle doğrudan akraba ve soydaş olduğunu açıkça yazar.
2. Alp Er Tonga (Afrasiyab) ve Med Sarayı Arasındaki Kan Bağı
İslam öncesi döneme ait kutsal metinler olan Zend-Avesta'da ve Firdevsi'nin kaleme aldığı ünlü Şahname destanında, Kayaniler (Medler) ile Turan (Türk) hakanlığı arasındaki ilişkiler düşmanlık ve akrabalık üzerinden anlatılır. Ancak en somut Türk bağı, son kralları döneminde ortaya çıkar.
Astyages Aslında Kimdir?: Batılı tarihçiler, Med İmparatorluğu'nun son kralının adını Astyages olarak kaydetmiştir. Babil tabletlerinde ise bu isim Iš-tu-me-gu (İştumegu) şeklinde okunur.
Şahname ve Doğu Metinlerindeki Karşılığı: Doğu el yazmalarında ve destanlarında bu son Med kralı, doğrudan Türklerin en büyük hükümdarı Alp Er Tonga (Farsça adıyla Afrasiyab) ile özdeşleştirilir. Şahname'ye göre Kayanilerin son döneminde yönetim, Pers hanedanlığına (Ahamenişlere/Kiros'a) karşı tamamen Turanlıların (Türklerin) kontrolüne geçmiştir.
Akrabalık ve Tahtın Türkleşmesi:
Destanlara ve kroniklere göre, Med (Kayani) kraliyet ailesi ile Turan (Türk) kraliyet ailesi evlilikler yoluyla birleşmiştir. Med prensesi Mandane ile evlilik ilişkileri kuran ve bölgeyi yöneten irade, kuzeydeki Saka-Türk askeri gücüdür. Son Med hakanı, Doğu metinlerinde Perslere karşı savaşan, ordusunda tamamen bozkır (Türk) savaş taktiklerini, ok ve yay nizamını kullanan, başından Türk börkünü çıkarmayan bir Turan hakanı olarak tasvir edilir.
3. Perslerin Medleri Yıkması: Bir "İran - Turan" Savaşıdır
Batı tarihi, Med İmparatorluğu'nun Pers Kralı Büyük Kiros (Cyrus) tarafından yıkılmasını "iki akraba İran halkının iç savaşı" gibi anlatır. Oysa Doğu kaynakları bu olayın tamamen bir İran-Turan (Fars-Türk) savaşı olduğunu söyler.
Belgelerdeki Gerçek:
Doğu metinlerine göre, Persler ayaklanarak Kayaniler (Medler) içindeki Turan egemenliğine son vermek istemiştir. Med kralı Astyages'in (Alp Er Tonga soyunun) Persler tarafından tahttan indirilmesi, Doğu kaynaklarında Türklerin Ön Asya'daki siyasi üstünlüğünü kaybetmesi ve Pers (İran) hâkimiyetinin başlaması olarak kronikleştirilmiştir.
KAYNAKLAR EKTEDİR.
Şanlıurfa'da Kurmanca konuşan kişi diyor ki; dedemler Türkçe konuşuyordu, biz Türk'üz ama buralarda okul, öğretmen yoktu, Türkçe öğrenemedik, civardan Kürtçe öğrendik.
PKK'nın niye yıllarca öğretmenleri öldürüp, okulları yaktığını anlamak için bu dedeyi dinletiniz.
Adamlara Kürt diyorlar boyasını kazıyınca Türkmen, Oğuz çıkıyorlar.
O halde kime ne açılımı yapıyoruz...
Türkiye'yi Türkler yönetmelidir.
🚨🚨 En los años 1920, Justin Christofleau, un panadero francés, descubre que la Tierra y la atmósfera forman una pila eléctrica natural...
Planta en su jardín antenas de cobre, alambres de hierro e imanes… y ahí, el milagro:
Patatas de 1 kg
Zanahorias de 2 kg
Puerros gruesos como brazos
Cero fertilizantes químicos...
Rendimientos ×3...
Cosechas 3 semanas antes.
Alemania le ofrece 10 millones de francos por su patente. Él se niega por patriotismo...
¿Resultado? Sus máquinas son destruidas, sus publicaciones prohibidas, y la palabra "electrocultura" es borrada de los diccionarios franceses...
Hoy, miles de jardineros lo hacen de nuevo en secreto...
Türkmenistan parasındaki damganın anlattığı tarih.
1993-1995 de basılan 500 Türkmenistan manatı.
Manatın ön tarafındaki damga "kültürel DNA" örneği olup, Türk Dünyası'nda en çok kullanılan damgalardan biridir.
Manatın arka yüzündeki tarihi yapı, Törebeg Hanım'ın (Turabek Hanım) Türbesi.
Törebeg Hanım, Harezm valisi (1321-1336 yıllarında) Emir Kutluğ Timur'un (1370-1399) eşi ve Altın Orda hükümdarı Özbek Han'ın kızıdır.
Törebeg Hanım Türbesi, Köhne Ügenç'te olup 14. yüzyılın ilk çeyreğinde yapılmış.
Yan taraftaki minare ise Köhne Ürgenç'te olan ve 1011'de Harezm Hanedanlığı (Harezmşahlar) döneminde inşa edilen, fakat Kutluğ Timur Minaresi olarak bilinen minaredir.
Minarenin yüksekliği 60 metre, çapı tabanda 12 metre, tepede 2 metredir.
Türkmenler sunni olmakla beraber, fotoğrafta görüldüğü gibi Anadolu Alevileri gibi onlar da kutsal mekanların etrafında dönerek dua ederler.
Aynı geleneği, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Hakasya ve Moğolistan'da da görmüştüm.
Bilindiği gibi buradaki Türkmenistan manatının üzerindeki damga, Türkiye'de geleneksel olarak yapılan halı ve kilimlerde de kullanılmaktadır. Özellikle Kars, Van, Erzurum, Diyarbakır, Tunceli, Sivas, Gaziantep, Antalya, Konya, Çanakkale ve benzeri yerlerdeki dokumlarda da çok kullanılıyor. Fakat Fars dokumalarında kullanılmıyor. Acaba neden?
Doğu Cephesi’nin gizli kahramanı:
Vanlı Süreyya Sülün Hanım 🇹🇷
Babası ve 3 kardeşiyle Erek Dağı’nda çetelere karşı direndi.
Üç kardeşi kollarında şehit düştü.
Birlikten sadece 4 kişi sağ kaldı.
Yılmadı.
Ziverbey Taburu’na katıldı.
Atatürk, Laleli’de ev hediye etti.
Ama o köşesine çekilmedi.
Haseki Hastanesi’nde yıllarca gönüllü hastabakıcı olarak çalıştı.
1968’de vefat etti. Unutmayalım, unutturmayalım.
Yıllardır kullandığım trade yöntemim.
Sweep ve run kavramını herkes karıştırıyor. Ben yıllardır aynı hatayı görüyorum, insanlar likiditenin alınmasını tek bir şeymiş gibi düşünüyor. Oysa ikisi tamamen farklı sonuçlar doğuruyor.
Sweep dediğimiz şey basit. Fiyat bir zirveyi ya da dibi kırıyor, likiditeyi süpürüyor ve sonra geri dönüyor. Bu bölgeler genelde FVG ile eşleşiyor, yani likidite boşluğu oluşuyor ve fiyat oraya tepki veriyor. Kısacası sweep bir tuzak. Fiyat seni içeri çekiyor, sonra ters yöne gidiyor.
Run ise tam tersi. Fiyat likiditeyi alıyor ama geri dönmüyor, aynı yönde devam ediyor. Yani sweep sonrası dönüş varsa buna tuzak diyoruz, dönüş yoksa run diyoruz ve trend devam ediyor.
Ben trade kurarken üç şeye bakıyorum. Önce HTF'de adil değer bölgesini buluyorum, offering fair value dediğimiz kısım bu. Sonra likiditenin nerede biriktiğini görüyorum, seeking liquidity aşaması. Fiyat zirveleri ya da dipleri test ediyor ve yönüne devam ediyor. En son da trapping var, yani süpürme sonrası fiyat gerçekten dönüyor mu yoksa devam mı ediyor, bunu izliyorum.
Benim çıkardığım sonuç şu. Süpürme likiditeyi alır ama devam etmez. Run likiditeyi alır ve devam eder. Süpürme sonrası yön belli olur. HTF bağlamını, FVG'yi ve adil değer bölgelerini görmeden bu ayrımı yapamazsın.
Hızlı hatırlatma olarak dört adım kullanıyorum. Önce HTF yönünü okuyorum. Sonra likiditenin nerede biriktiğine bakıyorum. Ters yönlü hareket varsa sweep olabilir diye şüpheleniyorum. Devam varsa run ihtimali güçlenir diyorum ve pozisyonumu ona göre kuruyorum.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu:
Vahdettin gerçek bir haindir. Zaten İstanbul halkı da bunun farkına varıp sarayı kuşatmış, Vahdettin’e linç girişiminde bulunmuştur. Sarayın duvarlarına, tramvaylara “KAHROLSUN VAHDETTİN” yazılmıştır.
Vahdettin korkuya kapılır ve İngiliz işgal kuvvetleri komutanı Harrington’dan kendisini saraydan sağ salim çıkarması için plan yapmasını ister; “Hayatım tehlikededir, beni İstanbul’dan çıkarın efendim” diye mektup yazar. HMS Malaya ile kaçırıldığının resmi evrakı ve fotoğrafı da mevcuttur. Ve İngilizlerin planıyla İstanbul’dan kaçırılır.
1.6 milyon kilometrekare toprak kaybeden 2. Abdülhamid ise bunlara göre hiç toprak kaybetmemiş, İngiliz büyükelçisini tokatlamış ; ama gerçekte Kıbrıs’ı vermiştir.
Padişah Vahdettin’in İngiliz gemisiyle kaçtığı ders kitaplarından çıkarılmış.
Kaçmadı da tatile mi gitti? Diyecekler...
Türk milletinin hafızası silinmez.
Hainlerden kahraman çıkmaz.
Nutuk'ta herşey yazıyor zaten.
"İngilizler İstanbul'u neden terk etti?"
Murat Bardakçı: Çünkü Atatürk İngilizleri tehdit ediyor. İstanbul'a geliriz, İstanbul'u boşaltın diyor. Bunun üzerine İngilizler sömürgelerinden asker istiyor. Kanada Başbakanı vermiyoruz diyor. Avustralya ve Yeni Zelanda vermiyoruz diyor.Çünkü 100 senedir sizin için savaştık, bıktık diyorlar.
Bunun üzerine İngiltere de sert tartışmalar yaşandı ve azılı Türk düşmanı Lloyd George hükümeti 22 Ekim 1922 düşmüştür. Yerine gelen Muhafazakar Parti Başkanı Bonar Law da "Kemalcilere yenilip küçük düşmeyelim" diyor ve İstanbul'dan çekilme kararı alıyor.
İngiltere Kemal'in ordusundan korkmuş ve yılmıştır. Bunlar niye söylenmiyor?
Bunlar söylenmeyince, cahil avan ulema uyduruyor da uyduruyor!
Murat Bardakçı