Sayın Ahmet Hakan,
Konu gazetecilerin sorduğu sorular mı, yoksa sizin ve sizin gibilerin asla soramadıkları mı?
Siz o programda olsaydınız bu soruları sormayacak mıydınız?
O sorular bizim değil; milyonlarca yurttaşımızın merak ettiği, sorduğu ve sormaya devam edeceği sorulardır!
Fatih Altaylı:
"Butlan Kemal, Sözcü TV’ye konuk oldu.
Program öncesi herkes Sözcü TV’ye öfkeliydi.
“Bu herifi niye ekrana çıkarıp söz hakkı veriyorsunuz, meşruiyet tanıyorsunuz” diye.
Haksız değillerdi ama gazetecilik de böyle bir şeydi.
En olmayacak kişiyle bile konuşulmalıydı.
Sözcü TV’deki programda üç meslektaşımız da işlerinin hakkını verdiler, Kılıçdaroğlu da kendini bir kez daha rezil etmeyi başardı.
Şu soruldu, bu sorulmadı demek kolaydır. Bir milyon izleyicinin kafasında bir milyon soru vardır. Bunların bazıları sorulmamış olabilir ama ana eksende yeterince soru soruldu ve Kılıçdaroğlu’nun tutarsızlığı, ilkesizliği, yeterince görüldü.
Yaptığı hatalardan ders almayı bırakın, yaptığı hatalardan hoşnut bir tip vardı karşımızda.
Yıllarca sıçtığını, şimdi yüzümüze bakarak sıvıyordu.
Konuk dışında herkes programdan yüzünün akıyla çıktı.
Kılıçdaroğlu’nun program öncesi iyimser tahminle 100 üzerinden 5 kredisi var ise, program sonunda sıfırı tüketti.
Layığını buldu."
Kemal Kılıçdaroğlu benim için yok hükmündedir.
Bir CHP’li olarak benim genel başkanım Özgür Özel’dir.
Anayasanın 26.maddesine binaen bana verdiği hak ile eleştiri hakkımı kullanıyorum ve “Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına gelmiş en büyük kabusdur” diyorum.
Bu hakkımı kullandığım için trol ilan ediliyorum öyle mi.?
Trol ne demek @grok hadi açıkla hepberaber öğrenelim ve benim bir trol olma ihtimalim yüzde kaç onu da söyle lütfen
Daha önce CHP'den ayrılan partiler tutmadı, bu doğru. Ama şöyle büyük bir fark var; yeni parti CHP'den ayrılmıyor, AKP'den ayrılıyor. Çünkü mevcut CHP yönetimi AKP'nin temsil heyetidir, muhalefetten sorumlu kişiler olarak CHP'ye atadığı bir kadrodur. Bunun halk da gayet farkında.
İranlı ünlü düşünür Ali Şeriatî şöyle der:
“Tek hurmayla beslenen peygamber” ve “Yamalı cübbe giyen Ömer” hikayeleri ile halkı kandırıp kendileri için saraylar inşa ettiler.”
On dört asrın özeti.!
@klarkkent_@maviklm "Beni kayyım olarak yazarlarsa asla kabul etmem dedim" cümlesi, aslında davanın hukuki bir süreç değil, tamamen siyasi bir dizayn ve pazarlık süreci olduğunun en net delilidir.
Adamda arsızlığının sınırı yok. Ahlak desen yok, utanma desen hiç yok. Ne sorarsan sor, kıvırıp bir şekilde işin içinden çıkmaya uğraşıyor. Yüzsüzlüğü o kadar ileri seviyede ki, yaptığı hiçbir şeyden en ufak bir rahatsızlık duymuyor.
Kesin kaset var gibime geliyor 🤔
Söylenecek her şey yazılmış. Ancak sorulmayan yada onlarca, belkide endişeden sorulamayan o kadar çok soru vardı ki...
SÖZCÜ TV.NİN PROGRAMDA SORULAN SORULARA CEVAP VEREN KILIÇDAROĞLU,
AÇIKÇA VE ALENİ OLARAK BİR MERKEZİN
GÜDÜMÜNDE CHP'Yİ ERDOĞANIN KARŞISINDA ETKİSİZ TUTMAK İÇİN GETİRİLMİŞ BİR PİYON OLDUĞUNU İSPATLAMIŞTIR.
Bu konuyu güzel bir şekilde kaleme döken,Boğazlıyan'lı Kemal Beyin hemşehrisi, Kayserimizin Gazeteci gururu Ahmet Zorlu
Çok güzel kaleme almış.
GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRDÜK..
Öncelikle büyük bir Demokrasi örneği göstererek Kemal Kılıçdaroğlu’na ekranlarını açan Sözcü Televizyonu ve Kemal Kılıçdaroğlu’na merak ettiklerimizi, belgeleri ve tarihleri ile soran gazetecilere, gerçek Demokrasilerde yapılan gazeteciliği bize bir kez daha hatırlattıkları için teşekkür ederim.
Zira, sorular ellerine tutuşturulan gazeteci kimlikli soytarıların, ellerine tutuşturulan bir paragraflık soru metnini bile okuyamadıkları bir dönemde, çıkıp bize gerçek gazetecinin nasıl olması gerektiğini bir kez daha hatırlattılar.
Gelelim program konuğu Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu programdaki performansına.
Programı baştan sona dikkatle izleyen ve içinde Kılıçdaroğlu konusunda bir ‘acaba’ olan insanlar da gördüler ki, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’yi bitirmek için özel olarak hazırlanmış, donatılmış ve CHP Genel Merkezine oturtulmuş bir piyondur ve ipleri başkalarının elindedir.
Programın detayına girerek sizi gereksiz ayrıntılara boğmak istemem.
Ama şu kadarını söyleyeyim, Cumhuriyet Halk Partisi gibi köklü bir siyasal kurumun başında yıllarca kalmış bir insanın ne kadar alçalabileceğini bu yayın ile görmüş olduk.
2019 yılından bu yana CHP’den seçilen belediye başkanları, dosya dosya, klasör klasör suç duyuruları hazırlayıp yargıya götürecek ama hiç biri hakkında yasal işlem yapılmayacak ve siz bu zaman dilimine bu suç duyurularını köşenizden izleyeceksiniz, sonra da çıkıp kurgulanmış bir yargının kurgulanmış adamının CHP’li belediye başkanları hakkında başlatılan soruşturmaları üzerinden ‘Arınma’dan bahsedeceksiniz.
Bu muydu, elinize pankart alıp bolu ormanlarında aradığınız adalet.
Bakın, halkın gözünde Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezi işgal altındadır ve aynı halkın gözünde tutuklu yargılanan onlarca insan siyasi tutsaktır ve haklarındaki iddiaların ne kadar uyduruk oldukları tek tek ortaya çıkmaktadır. Sen ve yol arkadaşların ise sadece CHP’lilerin gözünde değil, iktidarın çaresizliğe mahkum ettiği milyonların gözünde, çocuklarımızın bile geleceğini çalan birer hırsızsınız.
Daha ağırını söylememek adına kendimi zor tutuyorum.
Ama siz ve peşinize takılan bir avuç zavallıya bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partililere her şeyi söyleyebilirsiniz, ama hırsız diyemezsiniz, rüşvet verdi, rüşvetle iradesini sattı diyemezsiniz.
Kaldı ki, rüşvet paralarının el değiştirdiğini söylediniz o kurultay, sizin döneminizdeki ilçe ve il yönetimlerinden süzülerek gelmiş delegelerle yapıldı.
Siz, milletin kahramanı olmak varken, CHP’lilere çektirilen eziyeti sessizce izleyerek bu şansı kaybetmiş bir düşkünsünüz.
Sizin önünüzde düğme iliklemiş, ‘Sayın Genel Başkan’ diye sizi adam yerine koyup saygı göstermiş her CHP’linin utancısınız artık.
Daha önce de söyledim, ‘yarın ilçe başkanı yapacak adam bile bulamayacaksınız’ diye.
Ama size bir şey diyeyim mi, Atatürk’ün Mirası bir partiye polis gücü ile girip başlattığınız süreç, CHP’de gerçek bir arınma sürecinin de başlamasına vesile olacaktır, biliyor musunuz?
Sizin gibi girdiği delikten vazife daveti bekleyenleri de görmüş oldu, gerçek CHP'liler.
Daha fazla söze gerek görmüyorum.
TV Programından sonra sizi en kısa zamanda, taraftarınızın en fazla olduğunu sandığınız bir vilayette meydan mitingine bekliyorum.
Söz veriyorum, o mitingi izlemek için bir gazeteci olarak sabırsızlanıyorum.
Buradan da açık-seçik ilan ediyorum.
Mekleki anlayışım gereği bu güne kadar hiçbir siyasi partiye üye olmadım.
Ancak bu saatten sonra, sizin yuvasını dağıttığınız halkın umudu haline gelmiş, artlarında Aziz Milletin sel gibi aktığı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş gibi, dürüst ve namuslu olduklarına kefalet edebileceğim insanların oluşturacakları bir siyasi yapıya üye olma konusunda kesinlikle tereddüt etmeyeceğim.
Sokaktaki milyonlar da benim gibi düşünüyor ve işgal ettiğiniz Atatürk’ün mirası o parti bu gün olmasa da yarın yine, “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen, Atasının izinde yürüyenlerin olacaktır.
Son bir not;
CHP’li Butlan Yönetimi, Kayseri’de 3 ilçe başkanlığına atama yapmış. Bunlardan bir tanesine bir büyük tavsiyesinde bulunmak isterim.
“Bak kardeşim, Talas İlçe Başkanlığındaki görev sürecini dikkatle izledim, dost sohbetlerinde de çalışkanlığınıza her fırsatta dikkat çektim. Melikgazi İlçesine yapılmış başkanlık ataman. Kısa bir zaman diliminde Butlanın ilçe başkanı olarak kalabilirsin, ama siyasi geleceğini de yok edersin. Sana tavsiyem, sana verilen bu görevi reddederek, “Ben partilimin oylarıyla seçilmediğim hiçbir görevi kabul etmem’ demendir. Bu senin gelecekteki siyasi kariyerin konusunda karar vereceğin bir dönemeçtir. Partili olmayan ama siyasetin içinde bir ömür tüketmiş birinin bu tavsiyesini de bir kenara koy. İleride hatırlar haklılığımı yaşayarak görürsün.
Ahmet ZORLU
Deniz Zeyrek'ten Kemal Kılıçdaroğlu'na:
"Keşke siz kabul etmeseydiniz de CHP'nin başına kayyum atansaydı ve siz de Özgür Özel'le o kayyuma karşı mücadele etseydiniz."
"O kayyum gelirdi, 45 gün içerisinde parti kurultayını yapardı ve evine dönerdi."
"Ama siz şu anda kayyumdan beter bir durumdasınız."
"Kayyum belki de CHP'nin kapılarını koçbaşıyla kırdırtmazdı."
"Kayyum belki de CHP'nin binasına polisi sokmazdı."
"Siz bunları yaptınız."
"Kayyum belki de muhalif medyaya bu kadar savaş açmazdı ama siz açtınız."
"Kayyumun 45 gün içinde yapacağı kurultayı 5 ayda yapmayı taahhüt ediyorsunuz."
Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı.
Hiç utanmadı hiç sıkılmadı tıpkı Erdoğangiller gibi konuştu!
FETÖ’cu diyor Özgür Özel’e dediğini somutlaştıramıyor!
Sözcü iyi yaptı bence kafası karışık olan varsa gözüne soktular!
SEFAN OLSUN ERDOĞAN!
Arınma cart curt diyen varsa derhal terketsin sayfamı.
Yakaladığımı sorgusuz sualsiz atarım.