@sakiksirri Bir milletvekili olarak tek derdiniz gerçekten Kürt sanatına dair sanatçının olmaması mı sizi bunları konuşun diye mi seçtik muhalefet anlayışınız bu mu ülkenin içinden geçerlerken
‘Bir kuşak, çalışmadan zengin olmanın normal olduğuna inandırıldı...’
👉🏻 Murat Ağırel, Polat ailesinin temsil ettiği ‘kültürü’ kaleme aldı:
“Dilan Polat ve Engin Polat ailesinin içerisinde yer alan Can Polat’ın öldürülmesiyle sonuçlanan son saldırı, yalnızca bir adli vaka olarak okunursa eksik kalır.
Çünkü burada konuşmamız gereken sadece kurşunlar değil; yıllardır milyonlarca insanın gözü önünde inşa edilen bir ‘görünürlük kültürü’dür.
Sosyal medya çağının yeni kültürü görünür olmaktır. Adeta yeni bir din gibi görünür olmaya inanıyoruz.
Ne yediğini göstereceksin. Nereye gittiğini göstereceksin. Kiminle olduğunu göstereceksin. Hangi otelde kaldığını göstereceksin. Hangi arabaya bindiğini göstereceksin.
Hatta bazen acını bile göstereceksin. Çünkü algoritma sessizliği sevmez.
Bu kültürün Türkiye’deki en çarpıcı sembollerinden biri yıllardır Dilan Polat fenomenidir.
Mesele artık tek bir kişi değildir. Mesele, onun temsil ettiği kültürdür.
Bir kuşak, çalışmadan zengin olmanın normal olduğuna inandırıldı.
Bir kuşak, lüks tüketimin başarı ölçüsü olduğunu öğrendi.
Bir kuşak, mahremiyetin gereksiz olduğuna ikna edildi.
Bir kuşak, hayatını yaşamak yerine hayatını yayınlamaya başladı.
Bugün yüz binlerce genç kız ve erkek, telefon ekranlarından gördüğü hayatları gerçek sanıyor.
Kiralanmış araçları başarı, marka logolarını karakter, takipçi sayısını itibar, gösterişi mutluluk zannediyor.
Oysa görünürlüğün bedeli vardır. Bazen itibarınızı kaybedersiniz.
Bazen güvenliğinizi. Bazen de etrafınızdaki insanların güvenliğini.
Sürekli konum paylaşan, bulunduğu yeri anlık yayınlayan, attığı her adımı milyonlara gösteren insanların yalnızca takipçilerine değil; onları izleyen kötü niyetli kişilere de bilgi verdiği unutuluyor.
Suç dünyası gazeteden değil, artık Instagram hikâyelerinden besleniyor.
İnsanlar adreslerini yazmıyor ama otellerini gösteriyor.
Konum atmıyor ama manzarasını paylaşıyor.
Program açıklamıyor ama gün boyu canlı yayın yapıyor.
Böylece mahremiyet kendi elleriyle ortadan kaldırılıyor.”
⚠️ ‘Boklarında boğulsunlar!’
👉🏻 Fatih Altaylı’dan Polat ailesine:
“Bundan 25 sene önce başladı ‘Polat’ çilemiz.
Önce tekildi. Polat Alemdar adıyla arzı endam eyledi. Bir dizi kahramanıydı.
Yeteneksiz bir oyunculukla ortaya koyulan bir dizi kahramanıydı. Oyunculuk kötüydü ama dizi tuttu. Dizinin kahramanı, bir grup gencin gerçek kahramanına dönüştü.
Mafyatik, eli silahlı, kendi hukukunu kendi koyan, ihkakı haktan yana devlet gücünü arkasına almış bir tipleme.
Kısa sürede toplumun, daha doğrusu eğitim seviyesi düşük, umutsuz bir gençlik grubunun idolü oldu. Meyvelerini bugün yediğimiz toplumsal yozlaşmanın başlangıcı idi. Şiddet dolu, hukuk tanımaz bir topluma ilk hazırlıktı.
Son yıllarda da başka bir Polat çıktı başımıza.
Bu kez çoğul, dual Polatlar, Polatgiller.
Dilan ve Engin Polat.
Sosyal medya fenomeni dedikleri türden bir çıkış. Sonrasında güzellik merkezleri. Açıklanamayacak bir hızla büyüyen bir servet, göze sokulan görgüsüzce bir zenginlik. Kara para aklama iddiaları. Ödenmemiş vergiler. Sonra tutuklanma, türlü iddialar ve sonra ani bir salıverme.
Sonrası giderek artan rezillik.
Ortalıkta cırtlak sesiyle bağıran bir kadın. Her gün, ‘eşim bana şiddet uyguluyor’ nidaları. Boşanacağım açıklamaları, sosyal medyada paylaşılan görüntüler, ayrıldık söylemleri, kocadan kadına ağır hakaretler. Daha iki gün önce kanlı, dayak izli fotoğraflar.
Ve bir cinayet.
‘Ayrıldık, bitti, boşanıyoruz, beni dövdü’ diyen kadın kendisini dövdüğünü iddia ettiği kocasıyla Alaçatı’da doğum günü partisi düzenliyor.
Kocasının aynı zamanda korumalıklarını da yapan kuzeni otelin önünde öldürülüyor.
Ve kadın bu cinayeti bile fırsata çeviriyor, telefondan polisi arayacağına, telefonu ile video çekiyor, o videoyu editliyor ve yine o cırtlak sesiyle sosyal medya üzerinden sözde yardım istiyor, ambulans çağırıyor.
Ve rezillik niyedir bilmem bizim önümüze de geliyor.
Ağzımdan çıkan tek nida “Allah belanızı versin” oluyor. Bu kadının ve kocası olacak tiplemenin bu topluma kötüden de öte, berbat hatta iğrenç bir örnek oldukları aşikar.
Binlerce genç kız, belki genç erkek bu çiftin avam ama zengin hayatını örnek alıyor. Paranın nereden ve nasıl geldiğinin önemi olmadığını, saygınlık ve hatta dokunulmazlık kazandırdığını düşünen bir “kayıp genç” kuşağına berbat bir ilham, iğrenç bir sui misal oluyor.
Ve ne yazık ki, medyamız bu pespayeliği, bu iğrençliği, bu utanmazlığı, bu görgüsüzlüğü gözümüze sokuyor.
Yapmayın Allah aşkına. Ne yaparlarsa yapsınlar.
Boklarında boğulsunlar. Ama bizim gözümüzü, gönlümüzü, ruhumuzu kirletmesinler.”
Sena’dan mesaj var:
“Beni destekleyip yanımda olduğunuz için herkese çok teşekkür ederim. Yıllar sonra ilk defa bu kadar güzel uyandım. Kendimi huzurlu ve mutlu hissediyorum.”
14 yaşındaki çocuğun 60 yaşındaki adamla kendi rızasıyla birlikte olduğunu kabul etmiş mahkeme, küçücük çocuk istismar mağduru olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. sena’nın sesini duyurmasına yardımcı olalım, faili cezasını çeksin
SENA’YA SES OL — Antakya'da yaşayan Sena Yakşan, 14 yaşından itibaren eniştesi tarafından istismara uğradığını ve bunun yıllarca sürdüğünü ifşa etti:
Eniştesi, olayı kimseye anlatmaması için mağduru “Baban öğrenirse ikimizi de öldürür”, “Ailen seni suçlar” gibi tehditlerle SUSTURDU.
Ailesi olayı öğrenince şikayette bulundu. Yaklaşık 2 yıldır devam eden davada, mağdurun elinde tacize dair görüntüler, ses kayıtları ve çeşitli deliller olmasına rağmen mahkeme DAVAYI REDDETTİ!
Mağdur çocuğun ifadeleri:
“Elimde t*cize uğradığıma dair görüntüler, ses kayıtları ve çeşitli deliller olmasına rağmen davayı kaybettim.
Lütfen beni yalnız bırakmayın."
#SenayaSesOl
🔴Ben Sena. 14 yaşından beri öz eniştem tarafından tacize uğruyorum. Yüzümü bu konuyla ilgili göstermek istemezdim ama son çarem sizsiniz. Lütfen sesimi duyurun.
Ailemle ilgili bir durum nedeniyle eniştem beni evimden alıp kendi evine götürmüştü. Ona bir baba yarısı gibi baktığım için güvenim sonsuzdu. Ailem de onunla olduğumu biliyordu. Bir gün, evinde odada otururken yanıma geldi ve bir anda bana saldırarak taciz etmeye başladı. O an yaşadığım korkuyu tarif etmem mümkün değil. Kimseye anlatmamam için tehdit etti. “Baban öğrenirse ikimizi de öldürür”, “Ailen seni suçlar, her şey senin yüzünden olur” diyerek beni susturdu.
Bu istismar yıllarca sürdü… Yaklaşık 3-4 yıl boyunca korku içinde yaşadım. Kendimden, insanlardan uzaklaştım. Psikolojim bozuldu, çok zor günler geçirdim.
Bir gün artık dayanamadım ve yaşadıklarımı arkadaşlarımla paylaştım. O gün her şey değişti. Ailem öğrendi ve hemen şikayetçi olduk.
Yaklaşık 2 yıldır bu davanın mücadelesini veriyorum. Elimde tacize uğradığıma dair görüntüler, ses kayıtları ve çeşitli deliller olmasına rağmen bugün mahkemede davayı kaybettim. Sanki kendi rızam varmış gibi bir kararla karşı karşıya kaldım. 14 yaşında bir çocukla 60 yaşında bir adamın nasıl gönül rızası olabilir?
Lütfen beni yalnız bırakmayın. Bu sizin kardeşinizin de başına gelebilirdi.