Fatma Betül Sayan Kaya yalnız değilmiş.
214 kişi daha fahiş gelir elde etmiş.
Ama 'lekelenmeme hakkı' olduğu için isimleri açıklanmıyor.
Hırsız tanıdık olunca ne kadar demokratlar, di mi?
Halk kimin kırmızı çizgisi?
Yeni Parti, diğer muhalefet partileri, gazeteciler, vatandaş AKP’ye soru sordukça AKP kendi içine kapanıp korumaya geçiyor… Bu da AKP’nin kendi içinde ciddi bir krizde olduğunu gösteriyor.
Stres altındaki yapılar bilgi kanallarını daraltır, kontrolü merkezileştirir, inkar, karşı suçlama, örgüt içi bölme (tertemiz iyiler - davaya ihanet eden kötüler), “karşı operasyon" savunmaları artar…
Soru ve çözüm net aslında: Bu vurguna karışan isimler kimler? Şeffaflık yoksa, hesap vermezlik ve cezasızlık kültürü devam ederse onarım olmaz.
YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik:
"Karşımıza çıkmaya cesareti olmayanlar, milleti sandığı milletin önüne koymayanlar, yine bir talimat zinciri içerisinde devletin polislerini karşımıza diktiler. Şu anda belediye meclis üyeleri 20 metre geride bu seçim kurulunun önüne giremiyor.
Ataşehirliler diğer tarafta seçim kurulu bahçesinin duvarının önüne yüzlerce polis getirilmiş, engelleniyor ve seçim kurulundan içeriye giremiyorlar.
Her gün okullarda şiddetler, katliamlar gerçekleşiyor. Devletin polisi, devletin kolluk gücü tamamen muhalefeti, toplumsal muhalefeti sindirme aracı olarak kullanılıyor."
Devlet yönetiyorsunuz, devlet!
Devletin dili açık, ölçüsü hukuk, görevi adaleti sağlamaktır.
Mağdurun hakkı da başkasının tövbesine, vicdanına bırakılamaz.
Hukukta meşhur bir ilke vardır: Zehirli Ağacın Meyvesi de Zehirli Olur.
Adalet Bakanı’nın "187 milyar TL'yi tespit ettik, lütfen gönüllü olarak iade edin" çağrısı, tam da bu zehirli sürecin itirafıdır.
Hukuk devletinde organize nitelikli dolandırıcılık, insider trading (içeriden bilgi alıp kaçma) ve kara para aklama suçlarında "gönüllü rica" olmaz; el koyma, kayyum, tutuklama ve müsadere olur!
Fakat sistem kendinden olan VIP failleri "yargılayıp hapse atamayacağı" için, ortalığı yatıştırmak adına zehirli ağacın meyvesini "Lütfen birazını geri verin de konuyu kapatalım" pazarlığına dönüştürür.
Eğer fon krizinin kökünde; liyakatsiz atanmış SPK/BIST yönetimi, göz yuman denetim mekanizmaları, MKK kayıtlarına sızan VIP tahliyeler (bakanlar, bakan yakınları) varsa; ağacın kendisi zaten sistemik olarak zehirlenmiştir.
Zehirli bir ağaçtan "sağlıklı, adil ve tarafsız bir adalet meyvesi" bekleme imkânı yoktur. Ağacı diken ve sulayan irade, kendi köklerini kesecek bir baltayı asla bilerek sallamaz.
Eğer bu soruşturma amansız ve tarafsız bir şekilde en tepeye kadar derinleştirilirse:
İçeriden sızdırılan MKK kayıtlarının ucu kime dayanacak?
830 milyonluk VIP tahliyeyi kim, nasıl organize etti?
8 milyar dolarlık kripto varlığın iki soğuk cüzdanla tüyüşüne MASAK niye göz yumdu?
Batan çetenin hisseleri borsa ekranında 1 haftada nasıl yaptırılıp yeni kerizler silkelenebildi?
Bu soruların üzerine gerçekten gidildiği an; soruşturma birkaç "asgari ücretli şoförün" veya "18'lik figüranın" ötesine geçip bizzat iktidar blokunun finansal/siyasi damarlarına dayanacaktır. Çözüm demek, kendi ayağına sıkmak demektir.
Zehirli ağaçtan tatlı meyve çıkmaz.
İktidarın bu fon krizindeki rolü "mağdur veya hakem" değil; o fon mekanizmasının mimarı, denetleyicisi ve VIP tahliye kapılarının bekçisidir.
Bu yüzden yapılan her hamle, atılan her "gönüllü iade" adımı veya borsa manipülasyonu krizi çözmek için değil; zehirli ağacın kurumasını engellemek ve suç mahallinin üstünü kapatmak içindir!
AKP ve MHP’nin oylarıyla araştırılmasına izin verilmeyen ‘fon vurgunu’ hakkında haber yapan gazeteciler için son sürat soruşturma açıldı.
Soruşturma kapsamında AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile Osman Arıkan Nacar’ın Bodrum’da bir konserde aynı karede görüldüğü fotoğrafı paylaşan SÖZCÜ internet editörü Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç dün adliyeye getirildi. Savcılık, Balcı ve Sevinç’in ifadelerini aldıktan sonra tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. Mahkeme 2 gazeteciyi tutuklandı.
Akp’nin eskisi, yenisi, bakanından, bakan yardımcısından, genel başkan yardımcısına, gençlik kolları yöneticilerine, SPK, BDDK, Borsa İstanbul yöneticilerinden, özel kalem müdürlerine, bürokratlarına, gırtlağına kadar battığı ortada bir skandal var!!!
Soruşturamayacağı için zamana yaymak, zaman kazanmak tevil edilemeyecek siyasi riski en az maliyetle yönetmek istiyor!
Vurguncuları değil de vurguncu Akp yöneticilerini ifşa eden gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı’yı tutuklamaları zaten ‘Yavuz hırsız ev sahibini bastırır’ misali failin kim olduğunun teyidi!!!
Yaptıkları vurgunun bedelini millete ödetmek için şimdi de TBMM’ye kanun teklifi sunuyorlar!!!
Kurduğunuz YAĞMA DÜZENİ’nin tabii sonuçları bu skandal ve vurgun!
Özgür Özel'den Mahinur Göktaş'a:
"Sen aileden sorumlusun, Hasan Amca'dan özür dilediniz mi? Haysiyet cellatlığı yaptığınız bizim ailelerimizden özür dilediniz mi?
Babanız, 10 dakika karalanmış Hasan İmamoğlu orada. 18 aydır karalıyorlar. Hadi Bakalım Aileden Sorumlu Bakan, kendi ailene gösterdiğin hassasiyete bizim ailelerimize de göster."
Dünyanın her yerindeki finansal skandallarda 25 senedir iktidarda olan bir siyasi partinin en tepesindeki isimler ve birinci derecede yakınları fon vurgunu içinde oluyor ve hayat devam ediyor mu? Hangi ülkeler bunlar mesela, dünyanın nereleri?
Evet finansal vurgunlar, krizler, ponziler, piyasa dolandırıcılığı her yerde olur, sistem de cezalarını verir, zararları tazmin eder, önlemini alır, sistem öğrenir hayat devam eder... Biz şu anda bunu yapamıyoruz çünkü sistemin içinde denetim kalmadı, herkes birbiri ile bağlantılı çıkıyor. Sistemi kuran da, denetlemeyen de, işi yapmayan da, göz yuman da, idare eden de, sistemden istifade eden de, herkes ya aynı kişi ya birbirlerine ilişki ağları ile bağlı. Muhalefet dinlenmiyor, gazeteciler susturuluyor.
Kurumsal bozulma ve yapısal ihmalkarlık var. Bu üç beş ahlaksızın işi, sıradan bir piyasa dolandırıcılığı değil. AKPnin kurduğu neopatrimonyal ve nepotist sistem kendi üzerine yıkıldı.